ABD İRAN’DA DURDURULMALIDIR
Dünya, tarihin en tehlikeli eşiklerinden birinden geçiyor.
Uluslararası hukuk, insan hakları ve diplomasi; yerini giderek güç gösterisine, tek taraflı müdahalelere, haydutluğa ve kontrolsüz bir küresel gerilime bırakıyor.
Son dönemde yaşanan gelişmeler, yalnızca bir bölgesel kriz değil; aynı zamanda küresel düzenin temel taşlarının sarsıldığının açık bir göstergesidir.
Venezuela devlet başkanının askeri bir operasyonla ailesiyle evinden alınıp aşağılanıp tutuklanması, barış görüşmelerinin sürdüğü bir süreçte ABD’nin İran’a yönelik gerçekleştirdiği askeri operasyonla İran dini liderini ailesiyle birlikte katletmesi, okulların çocukların sivillerin hedef alındığı saldırılar, insanlık vicdanında derin yaralar açmıştır.
ABD’nin hukuk, hak, insanlık tanımayan haydutluğunu kınıyorum.
Masum insanların hayatını kaybettiği her olay, yalnızca bir ülkenin değil, tüm insanlığın ortak kaybıdır. Bu tür saldırılar, hangi gerekçeyle yapılırsa yapılsın, uluslararası hukuk ve insan hakları açısından kabul edilemez.
Öte yandan, son yıllarda dünya siyasetinde dikkat çeken bir başka kırılma ise liderlerin söylemleri ile eylemleri arasındaki derin uçurumdur. Trump göreve gelirken “savaşları bitirme” vaadinin yerini kısa süre içinde müdahaleci ve sert güç politikalarına yönelmesi, küresel güven krizini daha da derinleştirmektedir.
Bu insanlık dışı müdahale ve saldırılar aklıselim her bir bireyi gelecekle ilgili endişelerini artırmaktadır.
Bugün gelinen noktada, güç merkezli siyaset anlayışı;
Hukuku zayıflatmakta, kurumları etkisizleştirmekte ve dünyayı daha kırılgan bir hale getirmektedir.
Özellikle stratejik bölgelerde artan gerilimler Ukrayna-Rusya savaşının devam etmesi— başta Hürmüz Boğazı olmak üzere — yalnızca bölge ülkelerini değil, küresel ekonomiyi ve enerji güvenliğini de tehdit etmektedir. Bu tür krizlerin askeri yöntemlerle çözülmeye çalışılması, sorunu çözmek yerine daha büyük çatışmaların kapısını aralamaktadır.
Uluslararası sistemin en önemli yapılarından biri olan Birleşmiş Milletler, bugün etkisiz kalmakta ABD’nin arka bahçesi pozisyonuna düşmüş itibarı yerle yeksan olmuştur. BM’nin yerini dolduracak daha tutarlı ve kalıcı kucaklayıcı bir yapıya ihtiyaç vardır. En azından 5 daimi üye sayısı Pakistan veya Türkiye’nin dahil edilmesiyle bir İslam ülkesininde veto hakkının olması gerekir diye düşünüyorum
Oysa dünya barışının korunması, yalnızca birkaç ülkenin değil, tüm insanlığın ortak sorumluluğudur.
Bu noktada, bölgesel ve küresel aktörlerin daha sorumlu davranması hayati önem taşımaktadır.
Başta Türkiye olmak üzere; Avrupa ülkeleri, Rusya ve Pakistan gibi aktörlerin ortak bir diplomatik zemin oluşturması, gerilimi düşürmek adına kritik bir gereklilik haline gelmiştir. Venezuela da başlayan Amerikan haydutluğu mutlaka İran’da durdurulmalıdır.
İran’a askeri yardım desteğin yanı sıra, beslenme barınma ve sağlık alanında düzenle bir desteğe ihtiyacı vardır. Türkiye’de ki gönüllü yardım kuruluşları kardeş ve komşu İran’a başta gıda barınma beslenme ve sağlık alanında hızlı organize olarak yardım yapmalıdır.
Amerikan haydutluğu, kabadayılığı zalimliği İran’la durdurulmalıdır. Kontrolsüz ve saldırgan bir yapı bütün dünyayı tehdit etmektedir.
Çünkü unutulmamalıdır ki;
Kontrolsüz güç, yalnızca karşısındakini değil, tüm dünyayı tehdit eder.
Bugün yaşananlar bize şunu açıkça göstermektedir:
Eğer uluslararası hukuk, adalet ve insan hakları ilkeleri yeniden güçlendirilmezse, dünya daha büyük krizlerin eşiğine sürüklenecektir.
Tarih, güçle hükmedenleri değil;
Adaletle ayakta duranları hatırlar.
Ve bugün insanlığın ihtiyacı olan şey;
Daha fazla silah değil, daha fazla vicdandır.