ABDULLAH ASLANER
Silifke’mizde beş yıl görev yaparak Tokat Vali Yardımcılığına uğurladığımız Abdullah Aslaner kentimizden ayrılalı üç hafta oldu. Bazı arkadaşlar anlık duygularını sosyal medyada paylaşmışlar. Paylaşımların genelde olumlu ve güzel yorumlar olduğunu gördüm. Ben duygusallıktan uzak bir yazı yazmak için biraz zaman geçmesini bekledim.
“Gelen gideni aratır mı?” bu sorunun cevabını birkaç yıl sonra verebilirim.
“Ağam giderse paşam gelir” sözcüğünün doğruluğu ya da yanlışlığı da süreç içinde anlaşılacaktır.
Özgeçmişi zaten görev yaptığı kentlerin Web sayfalarında vardır. Merak edenler oralardan kolayca bilgi edinebilir. Bu bakımdan o konulara girmeyip, bizzat kendimin şahit olduğu şeylerden bahsedeceğim. Şunu peşin olarak söylemeliyim ki, uğurlarken aileden birini gurbete gönderiyor hissi oluştu bende.
Öğretmen Lisesi çıkışlı olması benim için avantajdı. Çünkü bazı özelliklerimiz birbiriyle örtüşüyordu. Yazın hayatı da olduğunu öğrenmiştik. Bazı dergilerde makale ve hikâyelerinin yayınladığını duymuştuk.
Telefonunu kaydettiğimde WhatsApp kısmında “İncelik ilimden önce gelir” cümlesini gördüm. Bu cümlenin ifade ettiği, karakter yapısına sahip birey, kıymetli bir insandır kanaatine vardım. Bulunduğumuz ortamlarda “İncelik ilimden önce gelir” söylemini hoşuna gittiği için mi koymuş, yoksa kendi hayatında bu sözü bir yaşam biçimi olarak benimsediğinden mi koymuş anlamaya çalıştım. Evet, bu konuda samimi idi ve bu anlayışı hayat tarzı olarak benimsemişti.
Ben yazarlık, dernekçilik, vakıf başkanlığı, Kent Konseyi, Kızılay, dershanecilik, özel okul kuruculuğu gibi değişik alanlarda hep sahada olduğum için kentteki bütün etkinliklere, sergilere, açılışlara, törenlere, cenazelere ve taziyelere katıldığım için Sayın kaymakamımızla sık karşılaşırdık. Kesinlikle bana takılmadan duramazdı.
“Yahu hocam maşallah her yerde varsın. Yahu birinden de eksik kal” diye bana takılırdı.
Silifke büyük bir ilçe dolayısıyla kaymakamların günlük, sıradan işleri bile çok büyük zaman alır. Bütün bu resmi işlerin dışında cenazesinden, taziyesinden, açılış, imza günü, müzik, sergi, program, festival, şenlik, panel, sempozyum, şiir günleri, edebiyat sohbetleri, okuma gurupları gibi etkinliklere katılarak destek verirdi. Bu yönüyle sıra dışı bir kaymakamdı dense yanlış olmaz.
Taşeli Kültür ve Eğitim Vakfı’ında yaptığımız çalışmaları çok kıymetli bulduğunu değişik zamanlarda başkalarına da söylediğini biliyorum. Her konuda yardım ve destek vermeye çalışırdı. Bunlardan en önemlisi Taşucu Seka Akdeniz Kağıt fabrikasından kalan bazı objeleri Vakıftaki etnografya müzesine kazandırmaktı. Liman İşletmesini alan Ali Ceylan Bey’e birlikte giderek bu amacımıza ulaşmıştık. Yine Silifke’nin yetiştirdiği ressam heykeltıraş Ahmet Uçar’ın iki kıymetli eserinin limanda yeni yapılan binaya taşınması önemli bir kazanımdı. Son gün, son hafta bile etnografik eser koleksiyonu olan bir dostu beraber ziyaret ederek bazı sözler almanın mutluluğunu yaşadık.
Eğitim, Kültür, Sanat konusunda her yönetici elbette destek verir, ilgilenir. Ama Abdullah Aslaner’in ilgi ve desteği kesinlikle normalin üstünde idi. Mesai mevhumu olmaksızın bütün kültür, sanat ve eğitim etkinliklerine katılır, sanatçı ve yazarlarla sohbet etmekten olağanüstü zevk alırdı.
Bir gün yazar bir ağabeyimiz olduğundan, ondan fazla kitap yazıp yayınladığından bahsettim. Sizinle tanıştırmak, ziyaret etmek ve kitaplarından takdim etmek istediğini ancak sağlık durumunun iyi olmadığını ve gelemediğini söyledim.
Hiç düşünmeden “Hocam o gelemiyorsa biz gideriz” diyerek ayağa kalktı ve bana haydi gidelim dedi. Daha sonra 2-3 defa yazarımızın evine gittik. Yazar ağabeyimiz çok mutlu oldu.
“O gelemiyorsa biz gideriz” sözü bilinçaltıma adeta kazındı.
Abdullah Aslaner dendiğinde “İncelik ilimden önce gelir” ve “O gelemiyorsa biz gideriz” cümleleri geliyor hemen aklıma. Her iki cümle de yüksek karakterli bir insanı işaret ediyor.
Yazdığım bu kısa yazıda bile kaymakamımız Abdullah Aslaner’i uğurlarken bende aileden birini gurbete gönderiyor hissi oluşması halini anlamışsınızdır sanıyorum.
Hareketli hayatı dolayısıyla Silifke’de çok anı biriktirdi. Bu bakımdan Silifke’yi unutmayacağını ve fırsat bulduğunda ziyaret edeceğini umuyorum.
Sıra dışı bir insana sıra dışı bir yazıyla veda edelim.
Görüşmek üzere…