Abdurrahman Tutdere AK partiye geçiyor!

Adıyaman siyasetinin en çok konuşulan konusu, Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere'nin AK Parti'ye katılabileceği yönündeki kulisler oldu. Henüz resmiyet (son anda karar değişmezse)

Abone Ol

Abdurrahman Tutdere AK partiye geçiyor!

Son günlerde Adıyaman siyasetinin en çok konuşulan konusu, Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere'nin AK Parti'ye katılabileceği yönündeki kulisler oldu. Henüz resmiyet kazanmamışsa da bana gelen bilgi bu yönde (son anda karar değişmezse)

Aslında mesele sadece Abdurrahman Tutdere değildir.

Asıl mesele, Türk siyasetinde giderek sıradanlaşan parti değişikliklerinin seçmen iradesi üzerindeki etkisidir.

Çünkü bugün konuştuğumuz isim Abdurrahman Tutdere'dir; yarın başka bir belediye başkanı, milletvekili ya da siyasi aktör olacaktır.

Abdurrahman Tutdere ile yaklaşık yirmi beş yıldır tanışıyoruz.

2001 yılında Adıyaman'da serbest avukatlığa başladığı yıllarda tanıştığımız genç bir hukukçuydu. Hitabeti güçlü, insan ilişkilerinde başarılı, mütevazı ve çalışkan bir siyasetçi profili çiziyordu. Cumhuriyet Halk Partisi içerisinde adım adım yükselirken, siyaseti sadece kürsülerden değil, sahanın içinden yapmaya çalışan isimlerden biri olarak dikkat çekiyordu.

Özellikle TEKEL'in kapatılmaması için verilen mücadelede platform sözcüsü olarak gösterdiği çaba, sadece CHP seçmeninin değil, farklı siyasi görüşlerden insanların da takdirini kazanmıştı.

O günlerde yaptığı çalışmaların kamuoyuna ulaşmasında Adıyaman yerel basınının da önemli katkısı oldu. Şehrin hemen bütün gazeteleri ve yerel televizyonları, yaptığı faaliyetleri geniş şekilde haberleştirdi. Belki 1000 Abdurrahman Tutdere haberi yapmış biriyim, o şimdi o makamda bunları hatırlamaz. O popülaritesini yerel basının fedakarlığına borçludur, yerel basın desteği ona siyaset yolculuğunda önemli bir avantaj sağladı.

Elbette siyasi başarı yalnızca yerel medya desteğiyle açıklanamaz.

Tutdere'nin kişisel gayreti, iletişim kabiliyeti, halkla kurduğu temas ve hukukçu kimliği de bu başarıda önemli rol oynadı.

2018'de milletvekili seçildi.

2023'te yeniden Meclis'e girdi.

2024 yerel seçimlerinde ise Adıyaman Belediye Başkanlığını kazandı.

Ancak bu sonucun sadece CHP'nin oylarıyla açıklanması eksik bir değerlendirme olur.

Deprem sonrasında oluşan toplumsal psikoloji, AK Parti seçmeninin bir bölümünün siyaseten kendilerini yetim görerek sandığa gitmemesi, İYİ Partiden gelen güçlü destek, Selim Çakır gibi oy potansiyeli olan siyasilerin organizasyonları ve şehir merkezinde siyasetten dışlanan kentin kadim aileleri seçim sonucunu belirleyen temel unsurlar oldu.

Hatta denilebilir ki...

2024 seçimlerinde CHP’den çok, AK Parti seçmeni sonucu belirledi.

Sandığa gitmeyenler...

Tepki oyu kullananlar...

Farklı siyasi partilerden destek verenler...

Hepsi ortaya çıkan tablonun oluşmasına katkı sundu.

Dolayısıyla bugün ortaya atılan parti değiştirme iddiaları değerlendirilirken sadece CHP seçmeninin değil, Tutdere'ye oy veren bütün kesimlerin iradesi dikkate alınmalıdır.

Burada üzerinde durulması gereken iki temel soru vardır.

Birincisi...

Eğer Abdurrahman Tutdere AK Parti'ye katılırsa, kendisiyle birlikte ne kadar CHP’li seçmen seçimlerde AK parti’ye oy verir?

İkincisi ise daha önemlidir.

Abdurrahman Tutdere katılımı sonrası AK Parti seçmeni ne oranda sandıkta bu tercihi onaylar?

Bu katılım yeni oylar mı getirir, yoksa mevcut tabanda rahatsızlık mı oluşturur?

Bu soruların cevabını kamuoyu değil, en çok siyasi partilerin strateji ekipleri düşünmek zorundadır.

Çünkü siyaset sadece isim transferi değildir.

Siyaset güven yönetimidir.

Ne yazık ki Türkiye'de son yıllarda parti değiştirmek olağan bir siyasi davranış hâline geldi.

Dün birbirini sert ifadelerle eleştiren siyasetçilerin bugün aynı çatı altında buluşmasına artık kimse şaşırmıyor.

Belediye başkanları seçildikleri partiden ayrılıyor.

Milletvekilleri başka partilere geçiyor.

Seçmenin sandıkta verdiği irade, seçimden birkaç ay sonra farklı bir siyasi haneye yazılabiliyor.

Hukuken bunun önünde bir engel olmayabilir.

Ancak demokrasi yalnızca hukuktan ibaret değildir.

Demokrasinin en önemli dayanağı ahlaki meşruiyettir.

Vatandaş oy verirken sadece bir isme değil; bir parti programına, siyasi kimliğe ve vaatler bütününe de destek vermektedir.

İşte tam da bu nedenle parti değiştirme tartışmaları yalnızca siyasi değil, aynı zamanda vicdani bir meseledir.

Bugün Türkiye'nin en büyük sorunlarından biri güven krizidir.

Ekonomiye güven azalmıştır.

Adalet sistemine güven tartışılmaktadır.

Kurumlara duyulan güven zayıflamaktadır.

Siyaset kurumuna olan güven ise her geçen gün biraz daha aşınmaktadır.

Bu aşınmanın en önemli nedenlerinden biri de seçmenin iradesinin seçim sonrasında farklı hesapların konusu hâline gelmesidir.

Vatandaş artık şu soruyu yüksek sesle sormaktadır:

"Ben gerçekten kime oy verdim?"

Partiye mi?

Lidere mi?

Adaya mı?

Yoksa seçimden sonra değişebilecek bir siyasi tercihe mi?

Bu sorulara ikna edici cevap verilemediği sürece demokrasi güçlenemez.

Bütün bunların yanında Adıyaman'ın çok daha önemli meseleleri bulunmaktadır.

Depremin izleri tazeliğini korumakta, zaman zaman tatsız vefat şekilleri duymaktayız millet ağır travma yaşıyor..

Millet moralsiz ve mutsuz.

Kentsel dönüşüm hızlanması lazım..

İstihdamı artırıcı projeler hayata geçirilmek zorunda.

Ailelerin ve özellikle gençlerin göçü durdurulmalıdır.

Sanayi yatırımları güçlendirilmelidir.

Tarım yeniden ayağa kaldırılmalıdır.

Şehrin ulaşım, sağlık, eğitim ve sosyal yaşam sorunları kalıcı çözümler beklemektedir.

Biz ise aylardır şehir olarak siyasi kulislerde Abdurrahman Tutdere’nin kulislerini konuşuyoruz.

Oysa konuşmamız gereken; yeni fabrikalar, yeni yatırımlar, yeni üniversite projeleri, yeni organize sanayi bölgeleri, yeni yaşam alanları olmalıdır.

Bir kentin geleceği, siyasi transferler söylentileri değil; ürettiği projelerle şekillenir.

Son sözüm yalnızca Abdurrahman Tutdere'ye değil, bütün siyasetçilere olsun...

Rozet değiştirilebilir.

Partiler değişebilir.

Siyasi ittifaklar kurulabilir.

Bunların tamamı siyasetin doğasında vardır.

Fakat değişmemesi gereken tek şey, seçmenin emaneti olan iradeye duyulan saygıdır.

Çünkü seçimler yalnızca kazananları belirlemez.

Aynı zamanda millete verilen bir sözü de kayıt altına alır.

Siyasetin gerçek itibarı ise hangi partinin rozetini taşıdığınızla değil, milletin size emanet ettiği güveni ne kadar koruyabildiğinizle ölçülür.

Tarih, parti değiştirenleri değil; ilkesini ve milletine verdiği sözü koruyanları daha çok hatırlar.