Adıyaman Fotoğraflarla küllerinden yeniden doğamaz

Merkezi idarenin yürüttüğü çalışmaları bir kenara bıraktığımızda, yerelde Adıyaman adına ortaya konulan hangi vizyonu, hangi projeyi, hangi başarı hikâyesini gösterebiliyoruz?

Abone Ol

FOTOĞRAFLA KÜLLERİNDEN DOĞULUR MU?

Adıyaman'ı konuşalım…

Ama bu kez eğri oturup doğru konuşalım.

Öncelikle hakkı teslim edelim. 6 Şubat depremlerinin ardından devlet ve hükümet, Adıyaman'da büyük bir seferberlik başlattı. TOKİ konutları yükseliyor, yollar yapılıyor, altyapı yenileniyor, devasa enkaz kaldırıldı. Böylesine büyük bir felaketin ardından ortaya konulan bu emeği görmezden gelmek hakkaniyetli olmaz.

Fakat meselenin bir de diğer yüzü var.

Merkezi idarenin yürüttüğü çalışmaları bir kenara bıraktığımızda, yerelde Adıyaman adına ortaya konulan hangi vizyonu, hangi projeyi, hangi başarı hikâyesini gösterebiliyoruz?

Ne yazık ki ortada elle tutulur bir tablo yok.

Depremin üzerinden uzun bir zaman geçti. Yaralar sarılıyor ama bu şehrin ruhu hâlâ enkaz altında. Sadece binalar yapılmıyor; şehirler umutla, vizyonla ve ortak hedeflerle yeniden ayağa kalkıyor.

Peki o umut nerede?

O vizyonu kim ortaya koyuyor?

Bir zamanlar makamlar hizmet üretmek için vardı. Bugün ise hizmet üretmek yerine, hizmet üretiyormuş görüntüsü vermek daha çok tercih ediliyor.

Artık yeni bir yönetim anlayışı oluştu.

Adeta "Gelen-Giden Fotoğrafçılığı."

Sabah saat 09.00…

"Hayırlı olsun ziyaretine gelen muhtarımızı ağırladık."

Saat 10.30…

"İl dışından gelen hemşehrilerimizle bir araya geldik."

11.15…

"Nazik ziyaretlerinden dolayı Sayın Ali Bey'e teşekkür ediyoruz."

14.00…

"Ayşe Hanım'ın kıymetli ziyaretleri bizleri memnun etti."

16.30…

"Bugün de halkımızla iç içe yoğun bir mesai gerçekleştirdik."

Takvime bakıyorsunuz…

Her gün ziyaret…

Her gün istişare…

Her gün diplomasi…

Ama dönüp şehre baktığınızda aynı yoğunluğu yatırımlarda, projelerde ve kalıcı hizmetlerde göremiyorsunuz.

Yeni Nesil Hizmet Anlayışı: Yapıyormuş Gibi Yapmak

Artık asfalt dökmeye, yeni projeler üretmeye, yatırım kazandırmaya gerek yok.

Önemli olan; makam odasında birkaç kişiyi ağırlamak, ardından sosyal medyada altına şu cümleyi yazmak:

"İlimizin geleceği adına verimli istişarelerde bulunduk."

Sorun çözülmüş mü?

Önemli değil.

Vatandaş memnun mu?

Fotoğrafta herkes gülümsüyorsa sorun yok.

Proje başlamış mı?

Filtre güzelse proje de tamam sayılır.

Bugün başarılı yönetici olmanın adeta görünmez bir reçetesi oluşmuş durumda:

  • Makam odanız gösterişli olacak.
  • Çay, kahve ve kolonya hiç eksik olmayacak.
  • Fotoğrafçınız her an hazır bekleyecek.
  • Sosyal medya ekibiniz de her paylaşımın altına mutlaka "Verimli bir görüşme gerçekleştirdik." yazacak.

İşte size günümüzün "başarılı yöneticisi."

Oysa halkla iç içe olmak; makam odasında vatandaş kabul etmek değildir.

Halkın ayağına gitmektir.

Çarşıyı dolaşmaktır.

Esnafın derdini dinlemektir.

Köy yollarını yerinde görmektir.

Şantiyede toz yutmaktır.

Sıcak asfaltın üzerinde yürümektir.

Sorunları masa başında değil, sahanın içinde çözmeye çalışmaktır.

Ama bunun için makamdan çıkmak gerekir.

Belki de en zor olan budur.

Çünkü makam odasının ışığı daha parlaktır.

Klimalıdır.

Konforludur.

Ve fotoğraflar da daha şık çıkar.

Acı ama gerçek şu ki…

Adıyaman bugün sadece depremin değil, vizyonsuzluğun da yükünü taşıyor.

Bu şehir kendisini temsil etmesi gerekenlerin büyük projelerini değil, sosyal medya paylaşımlarını konuşuyor.

Oysa Adıyaman'ın ihtiyacı albümleri dolduracak fotoğraflar değil; geleceğini değiştirecek projelerdir.

Bu şehir; bal yapmayan arılar gibi sadece vızıldayanlara değil, gerçekten çalışanlara muhtaçtır.

Çünkü şehirler fotoğraf kareleriyle değil, alın teriyle yeniden kurulur.

Ve Adıyaman…

Eğer bir gün gerçekten küllerinden yeniden doğacaksa;

Bunu ısmarlama algılarla değil,

Protokol ziyaretleriyle değil,

Makam odalarında çekilen fotoğraflarla hiç değil…

Yüreğini taşın altına koyan, şehrin derdini kendi derdi bilen, üretmeyi makamdan daha kıymetli gören insanların emeğiyle başaracaktır.

Aksi halde yıllar sonra geriye, sadece tozlu albümlerde kalan binlerce "ziyaret fotoğrafı" kalacaktır.