Ahmet Aydın bakan yapılmalıdır

Yıllara yayılan siyasi tecrübenin, Ankara bürokrasisini tanımanın ve devletin farklı kademelerinde görev yapmanın ortaya çıkardığı önemli bir birikimdir.

Abone Ol

ADIYAMAN’IN ANKARA’DAKİ KAPISI: YEK VÜCUT OLMA VAKTİ

Adıyaman’ın yakın siyasi tarihine dönüp bir bakın…

İl başkanlığından milletvekilliğine, TBMM Grup Başkanvekilliğinden Meclis Başkanvekilliğine, parti yönetiminden komisyon başkanlığına, oradan bakan yardımcılığına uzanan böylesine uzun soluklu ve istikrarlı kaç siyasi kariyer sayabiliriz?

Ahmet Aydın’ın siyasi geçmişi tam da böyle bir yolculuğu anlatıyor.

AK Parti Adıyaman İl Başkanlığı, üst üste milletvekilliği dönemleri, AK Parti TBMM Grup Başkanvekilliği, 2015-2018 yılları arasında TBMM Başkanvekilliği, AK Parti Genel Merkez Disiplin Kurulu Başkanlığı, TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanlığı ve 2023 yılından bu yana Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakan Yardımcılığı…

Bu tablo yalnızca bir özgeçmiş değildir.

Yıllara yayılan siyasi tecrübenin, Ankara bürokrasisini tanımanın ve devletin farklı kademelerinde görev yapmanın ortaya çıkardığı önemli bir birikimdir.

Şimdi Ankara kulislerinde Ahmet Aydın’ın olası bir kabine değişikliğinde bakanlık görevi için değerlendirilebileceği konuşuluyor.

Elbette siyaset kulislerinde konuşulan her şey gerçekleşmez. Son sözü söyleyecek makam bellidir. Ancak böyle bir ihtimalin dahi Adıyaman açısından ne anlama geleceğini konuşmakta fayda var.

Çünkü mesele yalnızca Ahmet Aydın’ın siyasi kariyerine yeni bir makam eklenmesi değildir.

Mesele Adıyaman’dır.

ADIYAMAN’IN EN BÜYÜK EKSİKLİĞİ NEYDİ?

Yıllardır bu şehir için aynı cümleyi kuruyoruz:

“Adıyaman sahipsiz.”

Belki ağır bir ifade ama bu sözü söylememize neden olan birikmiş sorunlarımız yok mu?

Var.

Komşu şehirler büyürken, gelişirken ve Ankara’dan büyük yatırımlar alırken Adıyaman’ın aynı ölçüde yol alamadığını yıllarca konuştuk.

6 Şubat depremleri ise zaten var olan sorunlarımızın üzerine çok daha ağır bir yük bindirdi.

Şimdi yeniden ayağa kalkmaya çalışan bir Adıyaman var.

İstihdam istiyoruz.

Yatırım istiyoruz.

Sanayi istiyoruz.

Yeni iş alanları istiyoruz.

Ulaşım, sağlık, eğitim, spor ve şehircilik alanlarında güçlü projeler istiyoruz.

Gençlerimizin doğduğu topraklarda gelecek kurabilmesini istiyoruz.

Bunların yolu da yalnızca Adıyaman’da konuşmaktan değil, Ankara’da güçlü bir şekilde anlatabilmekten geçiyor.

Ankara’nın kapısını çalmak yetmez; o kapının arkasında dosyanızı takip edecek siyasi iradeye de ihtiyacınız vardır.

İşte Ahmet Aydın’ın olası bakanlığına ben bu pencereden bakıyorum.

Adıyaman’ı bilen, köyünü bilen, ilçelerini bilen, insanını tanıyan ve Ankara bürokrasisinin işleyişini yıllardır yaşayan bir siyasetçinin kabinede yer alması elbette şehrimiz açısından önemli bir avantaj olacaktır.

Ancak şunu da unutmamak gerekir:

Bir bakanın memleketine yapabileceği en büyük hizmet, yalnızca hemşehrilik üzerinden kapı açmak değil; şehrin hak ettiği projelerin doğru hazırlanmasını, doğru anlatılmasını ve sonuçlandırılmasını sağlamaktır.

Adıyaman’ın ihtiyacı da budur.

PARTİ ROZETİNİ DEĞİL, ADIYAMAN ROZETİNİ TAKMA ZAMANI

Tam da bu nedenle meseleye yalnızca bir siyasi parti penceresinden bakılmamalıdır.

Bu mesele Gerger’den Gölbaşı’na, Çelikhan’dan Kâhta’ya, Sincik’ten Samsat’a, Tut’tan Besni’ye ve merkeze kadar bütün Adıyaman’ı ilgilendirmektedir.

Siyasi görüşümüz farklı olabilir.

Partilerimiz farklı olabilir.

Dün birbirimizi eleştirmiş, yarın yine eleştirecek olabiliriz.

Demokrasinin gereği de zaten budur.

Ama memleketin ortak menfaati söz konusu olduğunda aynı cümleyi kurabilmeliyiz:

Önce Adıyaman.

“Birlikten kuvvet doğar” sözü tam da böyle zamanlar için söylenmiştir.

Bugün parti rozetlerini bir kenara bırakıp Adıyaman rozetini takabilmenin zamanıdır.

Muhalefetiyle iktidarıyla, milletvekilleriyle belediye başkanlarıyla, meslek odalarıyla, sivil toplum kuruluşlarıyla, basınıyla, iş dünyasıyla ve kanaat önderleriyle ortak bir tavır ortaya koyabilmeliyiz.

Çünkü Ankara’ya verilecek en güçlü mesaj şudur:

Adıyaman kendi meselesinde birdir.

ONU FARKLI KILAN SADECE MAKAMLARI DEĞİL

Peki Ahmet Aydın’ı farklı kılan yalnızca bugüne kadar üstlendiği görevler midir?

Bana göre hayır.

Siyasette makam önemlidir ama makamdan daha önemli bir şey vardır:

İnsanlarla kurduğunuz ilişki.

Ahmet Aydın’ın yıllardır koruduğu en önemli özelliklerinden biri mütevazı kişiliğidir.

TBMM Başkanvekilliği gibi devletin önemli makamlarından birinde görev yaparken de insanlarla arasına duvar örmedi. Bugün Bakan Yardımcılığı görevinde de ulaşılabilir olmaya gayret ediyor.

Köylüsüyle köylü, kentlisiyle kentli olabilmek…

Kapınıza gelen insanın derdini dinlemek…

Bir vatandaşın talebini küçümsemeden muhatap olmak…

Telefonun diğer ucundaki insanın kim olduğundan önce ne derdi olduğunu önemsemek…

Siyasette bunlar küçük ayrıntılar değildir.

Çünkü makamlar gelip geçer.

Geride insanların hafızasında bıraktığınız iz kalır.

Boşuna denilmemiştir:

“Alçakgönüllülük büyüklüğün süsüdür.”

Ankara’da Adıyaman’ın ihtiyacı da insanına tepeden bakan değil, insanını dinleyen; sorun anlatıldığında mazeret üretmek yerine çözüm arayan bir siyasi güçtür.

İŞSİZLİK BU ŞEHRİN EN AĞIR MESELELERİNDEN BİRİ

Bugün Adıyaman’ın en önemli sorunlarından biri işsizliktir.

Depremden sonra bu sorun daha da ağır bir hal aldı.

Gençlerimiz iş arıyor.

Esnafımız ayakta kalmaya çalışıyor.

Sanayicimiz destek bekliyor.

Yeni yatırımlara, fabrikalara ve üretim alanlarına ihtiyacımız var.

İşsizlik artık kapımızı çalan bir misafir olmaktan çıktı; evimizin içine yerleşti.

Bir şehirde gençler geleceklerini başka şehirlerde aramaya başlıyorsa orada yalnızca işsizlik sorunu yoktur.

Orada gelecek sorunu vardır.

İşte bu nedenle Ankara’da Adıyaman’ı bilen, şehrin ekonomik ve sosyal gerçeklerine hâkim güçlü bir ismin bulunması önemlidir.

Bir bakan tek başına bütün sorunları çözemez.

Böyle bir beklenti gerçekçi de olmaz.

Ama doğru projelerin önünü açabilir, yatırımcıyı teşvik edebilir, kurumlar arasındaki koordinasyonu güçlendirebilir ve yıllardır Ankara yollarında bekleyen meselelerin daha güçlü takip edilmesine katkı sağlayabilir.

Bazen bir şehrin kaderini değiştiren şey yalnızca para değildir.

Doğru zamanda açılan doğru kapıdır.

BU MESELE AHMET AYDIN’DAN DA BÜYÜKTÜR

Bugün Ankara kulislerinde konuşulan ihtimal gerçekleşir veya gerçekleşmez.

Bunu zaman gösterecek.

Fakat ortaya çıkan tablo bize başka bir şeyi hatırlatmalıdır:

Adıyaman kendi insanına sahip çıkmayı öğrenmelidir.

Bir hemşehrimizin devletin önemli bir makamına gelme ihtimali varsa, siyasi görüşüne bakmadan bunun şehir adına oluşturabileceği imkânları değerlendirmeliyiz.

Elbette hiç kimse eleştiriden muaf değildir.

Bakan da olsa eleştiririz, milletvekili de olsa eleştiririz, belediye başkanı da olsa eleştiririz.

Gazeteciliğin ve demokrasinin gereği budur.

Ama eleştirmek başka, memleket adına ortaya çıkan bir fırsata sırt çevirmek başkadır.

Eğer Ahmet Aydın’a bakanlık görevi verilirse, bundan sonra kendisine düşecek sorumluluk bugünkünden çok daha ağır olacaktır.

Çünkü o makamda yalnızca Ahmet Aydın oturmayacaktır.

Adıyaman’ın beklentileri de o koltuğa oturacaktır.

Depremde evini kaybeden vatandaşın umudu…

İş arayan gencin beklentisi…

Yatırım isteyen iş insanının dosyası…

Üretmeye çalışan çiftçinin talebi…

Esnafın derdi…

İlçelerin yıllardır bekleyen projeleri…

Hepsi Ankara’ya taşınacaktır.

İşte o zaman biz de kendisine şunu söylemekten çekinmeyiz:

“Sayın Bakan, Adıyaman sizden hizmet bekliyor.”

Ama bugün mesele bunun bir adım öncesidir.

Bugün mesele, Adıyaman’ın kendi içinde kenetlenebilmesidir.

Eğer Ankara’da Adıyamanlı bir ismin kabinede görev alması ihtimali varsa; Gergerlisi, Besnilisi, Kâhtalısı, Gölbaşılısı, Tutlusu, Samsatlısı, Sinciklisi, Çelikhanlısı ve merkezde yaşayanıyla hep birlikte aynı iradeyi gösterebilmeliyiz.

Çünkü bazı meseleler vardır ki parti meselesi değildir.

Bazı meseleler vardır ki şahıs meselesi değildir.

Bazı meseleler vardır ki siyasi hesapların üzerinde tutulmalıdır.

Bu mesele Adıyaman meselesidir.

6 Şubat’ta aynı enkazın altında kaldık.

Aynı acıya ağladık.

Şimdi aynı şehrin yeniden ayağa kalkması için de omuz omuza vermek zorundayız.

Bugün Ankara’da Adıyaman adına açılabilecek güçlü bir kapı varsa, o kapıyı hep birlikte açık tutmalıyız.

Çünkü mesele bir kişinin makam sahibi olması değil, bir şehrin sesinin daha güçlü çıkmasıdır.

Ve artık Adıyaman’ın Ankara’ya sesini duyurmaktan öte, Ankara’da güçlü bir sese sahip olmasının vakti gelmiştir.

Şimdi ayrışmanın değil, Adıyaman için yek vücut olmanın vaktidir.