Akıllı İnsan Düşündüğü Her Şeyi Söylemez
“Akıllı insan düşündüğü her şeyi söylemez, fakat söylediği her şeyi düşünür.”
Mevlana’nın bu sözü, insan ilişkilerinde çoğu zaman unuttuğumuz çok önemli bir gerçeği hatırlatıyor: Her düşündüğümüzü söylemek zorunda değiliz; ancak söylediğimiz her sözün sorumluluğunu taşımak zorundayız.
Günümüzde insanlar, düşüncelerini ifade etmek konusunda hiç olmadığı kadar hızlı. Sosyal medya, mesajlaşma uygulamaları ve dijital iletişim kanalları sayesinde aklımıza geleni birkaç saniye içinde binlerce kişiye ulaştırabiliyoruz. Fakat hız arttıkça düşünmenin, ölçmenin ve kelimeleri seçmenin değeri de aynı ölçüde artıyor.
Çünkü söz ağızdan çıktığında artık yalnızca söyleyenin değil, dinleyenin de dünyasına girer.
Bazen bir cümle, yıllarca kurulmuş bir dostluğu zedeleyebilir. Bazen öfkeyle söylenen tek bir kelime, karşı tarafın kalbinde uzun süre kalabilir. Buna karşılık yerinde söylenmiş bir söz, kırgın bir gönlü onarabilir, umutsuz bir insana güç verebilir.
Akıllı insanın farkı da burada ortaya çıkar.
Akıllı olmak, her konuda konuşmak değildir. Her tartışmaya dahil olmak, her gördüğüne yorum yapmak, her duyduğunu başkasına aktarmak hiç değildir. Asıl akıl; ne zaman konuşacağını, ne zaman susacağını ve nasıl konuşacağını bilmektir.
Susmak bazen korkmak değil, olgunluktur.
Cevap verebilecek durumda olduğu hâlde kırmamak için susan insanı düşünelim. Haklı olduğu hâlde tartışmayı büyütmeyen, karşısındakinin hatasını yüzüne vurmak yerine ona düşünme fırsatı veren insanı…
İşte gerçek anlamda sözün kıymetini bilen insan budur.
Elbette susmak her zaman erdem değildir. Haksızlık karşısında susmak, yanlış karşısında sessiz kalmak da doğru değildir. Önemli olan sessiz kalmakla suskun kalmak arasındaki farkı bilmektir.
Bazen konuşmak gerekir; ama öfkeyle değil, akılla.
Bazen eleştirmek gerekir; ama incitmek için değil, düzeltmek için.
Bazen “Hayır” demek gerekir; ama küçümsemeden.
Bazen de sadece dinlemek gerekir. Çünkü insan, konuşarak kendini anlatırken; dinleyerek karşısındaki insanı anlamaya başlar.
Bugün belki de en çok ihtiyacımız olan şey, daha fazla konuşmak değil, daha çok düşünerek konuşmak.
Çünkü kelimeler ucuzladı diye değerlerini kaybetmediler. Bir “teşekkür ederim”, bir “özür dilerim”, bir “seni anlıyorum” hâlâ insanın hayatında büyük değişiklikler yaratabilir.
Mevlana’nın sözü bize aslında sade ama güçlü bir hayat ölçüsü sunuyor: Aklından geçen her düşünceyi dile getirme; fakat dile getirdiğin her sözün arkasında aklın, vicdanın ve sorumluluğun olsun.
Unutmayalım; insanı yalnızca söyledikleri değil, söylememeyi başardıkları da anlatır.
Bazen en güzel söz, zamanında söylenen sözdür.
Bazen en büyük olgunluk, haklı olduğunu ispat etmek yerine gönül kırmamaktır.
Ve bazen insanın zekâsı, ne kadar çok konuştuğunda değil; hangi sözü söylememesi gerektiğini bildiğinde anlaşılır.
Çünkü söz insanın aynasıdır.
Aklımızdan geçeni değil, aklımızdan geçirdikten sonra söylemeye değer bulduğumuzu paylaşalım.
Düşünelim, ölçelim, sonra konuşalım.
Zira bir söz, ağızdan çıkmadan önce bizim esirimizdir; çıktıktan sonra ise biz onun sorumluluğunu taşırız.