ATEŞ DÜŞTÜĞÜ YERİ YAKAR

günahsız okul arkadaşlarına, öğretmenlerine saldıran ve sonunda kendi hayatlarına son veren gencecik çocuklar... Hiçbir aklın, hiçbir vicdanın asla kabul etmeyeceği bir durum…

Abone Ol

ATEŞ DÜŞTÜĞÜ YERİ YAKAR
Son günlerde Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta meydana gelen olaylar hem yüreklerimizi yaktı hem de bütün ülkeyi sarstı. Bir tarafta, çocuklarını okula gönderen anne babaların içleri rahat… Çünkü evlatlarını güvenli yuvalarında biliyorlar. Diğer tarafta ise çeşitli nedenlerle psikolojisi bozulan, canileşen çocuklar… Eğitim öğretim için okula gönderilen ama suçsuz, günahsız okul arkadaşlarına, öğretmenlerine saldıran ve sonunda kendi hayatlarına son veren gencecik çocuklar... Hiçbir aklın, hiçbir vicdanın asla kabul etmeyeceği bir durum…

Bir anne baba için en büyük kayıp, en büyük acı evlat kaybıdır. Evladı mezara giden anne baba ise ölene dek o acıyı yaşar. “Ateş düştüğü yeri yakar.” der atalar. Bizler belki de birkaç gün sonra olanları unutacağız. Ama o anne babalar o acıyı asla unutamazlar. Yüreğe düşen o kor, her gün ruh dünyalarına ve bedene mutsuzluğu, umutsuzluğu yaşatır.
Bir öğretmen, görevi başında şehit oluyor. Öğrencileri için hayatını feda ediyor. Dokuz da hayatın baharında o tertemiz yürekli melekler. Evet, onlar daha meleklerdi. Suçsuz, günahsızlardı... O gencecik çocukların da hayalleri, planları vardı. Evladını kaybeden ailelerin de gelecek için çocuklarıyla birlikte planları vardı. On hayat ve onları bekleyen aileler...
Normal bir insan, bırakın öldürmeyi hiçbir canlıya zarar vermez, veremez de ama ruh dünyası bozulmuş daha on dört yaşında bir öğrenci, on kişinin ölümüne sebep oldu. İnsanı düşündüren şu: Bu çocuk, bu hâle gelene kadar neden önlemler alınmadı? Neden gereken ilgi, sevgi gösterilmedi, tedavisi tam olarak yapılmadı? Bunları düşünmemek elde değil. Giden her can, büyük kayıp...
Hiçbir anne baba, çocuğunun katil olmasını istemez. Her anne baba, çocuğuna özel zaman ayırmalı, onunla ilgilenmeli ve çocuğun durumuna göre de gerekli önlemleri almalı. Özünde her çocuk tertemizdir. Onları bedenen ruhen bozan her neyse her kimse biz ebeveyniler olarak dikkatli takiple bulmalı ve çocuklarımızı en güzel şekliyle yetiştirmeliyiz. Anne baba olmak kolay değil. Belki de en zor meslek, anne baba olmak...


Sosyal medya ve gazetelerdeki bu olumsuz haberler hepimizi üzdü, düşündürdü. Sivas’taki Behrampaşa Ortaokulu 6/A sınıfı on iki yaşındaki kızımız Ayşe Ebrar BAHTİYAR da bu olaylardan etkilenmiş ki harçlıklarıyla öğretmenlerine karanfiller almış ve tek tek öğretmenlerine dağıtmış. “Öğretmene Silah Değil, Gül Uzatılır.” diyerek yüreğindeki yangını söndürmeye çalışmış. Bu güzel düşüncesi için kızımıza teşekkür ediyoruz.

Gönül ister ki bütün çocuklarımız Ayşe Ebrar gibi olsun. Ne mezara gitsin ne hapishaneye düşsün ne de uyuşturucu belasına bulaşsın. Onlar bizim canımız, onlar bizim geleceğimiz. Türk evladına yakışan şudur: Geleceğe ışık olmak ve bütün dünyayı aydınlatmak. Ayrıca, bilimde, fende, sanatta ilerleyen ülkelerle yarışması. En güzeli de güzel ahlaklı ve merhametli olması.

Ayşe Ebrar gibi evlatlarımızın yüreğinden öpüyorum, dileğimiz bütün evlatlarımızın böyle ince düşünmesi ve bu vatana hayırlı birer evlat olarak anne babalarıyla mutlu-huzurlu yaşaması... 21.04.2026
Fatma ÖZGER BİLGİÇ