Adaletin Sesi Atlas Çağlayanında Yankılanmalı
Bugün 24 Ocak 2026…
Günün sonunda ekranı açtığımda karşıma çıkan manzaralar, insanın içini bir kez daha parçalıyor. Hangi haber bültenine baksak; ya bir çocuğun yaşamı hunharca söndürülmüş, ya bir kadının hayat hakkı gasp edilmiş, ya da geleceği omuzlarında taşıyan anneler, şiddetin ve ihmaller zincirinin içinde hayattan koparılmış.
Bu tablo, soğuk istatistiklerden ibaret değil.
Her biri bir hayat…
Her biri yarım kalmış bir umut…
Her biri geri dönmeyecek bir gelecek.
Ve biz, bu kayıpların ağırlığını her geçen gün biraz daha derinden hissederken, adaletin geciken ya da eksik kalan sesini de aynı ölçüde duyuyoruz. Asıl yarayı derinleştiren, sadece işlenen suçlar değil; cezasızlık duygusunun toplumun vicdanında açtığı onulmaz boşluktur.
Kadın Hakları = İnsan Haklarıdır
Kadın cinayetleri yalnızca kadınların sorunu değildir.
Bu mesele, bir toplumun vicdan sınavıdır.
Bir kadının yaşam hakkı elinden alındığında, sadece bir birey değil; insanlığın ortak değerleri hedef alınır. Kadın hakları, insan haklarının ayrılmaz ve vazgeçilmez bir parçasıdır. Bu hakları savunmak, bir tercih değil; çağdaş bir toplum olmanın asgari şartıdır.
Sessizlik, bu suçların en büyük müttefikidir.
Suskunluk, şiddeti büyütür.
Görmezden gelmek, suçun ortağı olmaktır.
Adalet Yerini Bulmadıkça Toplum Nefes Alamaz
Adalet, yalnızca mahkeme salonlarında verilen kararlarla sınırlı değildir.
Adalet; sokakta, evde, okulda, iş yerinde, yani hayatın her alanında hissedilmelidir.
Cezasız kalan her suç, yeni bir suça zemin hazırlar. Caydırıcılığını yitirmiş bir adalet sistemi, toplumda güven duygusunu zedeler; korkuyu, umutsuzluğu ve öfkeyi besler. Oysa adaletin gerçek gücü, hem suçluyu durdurmasında hem de masumun yüreğine su serpmesindedir.
Atlas Çağlayanında Hakkın Sesi Yankılanmalı
Atlas çağlayanı; insanlığın ortak vicdanıdır.
Orada çocukların kahkahaları yankılanmalı,
kadınların özgürce yaşama sevinci çağlamalı,
anaların umut dolu bakışları su gibi akmalıdır.
Adaletin sesi, işte bu çağlayanın gürül gürül akmasını sağlamak için yükselmelidir. Zayıf çıktığında değil, en gür haliyle… Geciktiğinde değil, tam zamanında…
Bugün yaşanan acılar, yarınlarımızın kaderi olmamalıdır.
Bizler; gazeteciler, yazarlar, hukukçular, siyasetçiler ve vatandaşlar olarak bu gerçeği haykırmakla yükümlüyüz:
Kadın hakları insan haklarıdır.
Çocukların yaşam hakkı kutsaldır.
Adalet susarsa, toplum karanlığa gömülür.
Ve unutulmamalıdır ki;
adaletin sesi ne kadar güçlü çıkarsa,
insanlığın geleceği de o kadar aydınlık olacaktır.
Gazeteci-Yazar
Beren Paşazade