Bakanların Gelişiyle Adıyaman Ne Kazandı?

Komşu illerle kıyaslandığında Adıyaman'ın son 25-30 yıldaki gelişim performansı, üzerinde ciddiyetle düşünülmesi gereken bir tablo ortaya koymaktadır.

Abone Ol

Bakanların Gelişiyle Adıyaman Ne Kazandı?

Bir şehrin gelişmişlik düzeyi; aldığı ziyaretlerin sayısıyla değil, o ziyaretlerden elde ettiği kazanımlarla ölçülür.

Ne yazık ki Adıyaman'ın son çeyrek asırlık hikâyesi, tam da bu gerçeğin acı bir örneğidir.

Komşu illerle kıyaslandığında Adıyaman'ın son 25-30 yıldaki gelişim performansı, üzerinde ciddiyetle düşünülmesi gereken bir tablo ortaya koymaktadır. Üstelik daha da düşündürücü olan, 2000'li yılların başındaki Adıyaman'ın birçok alanda bugünkünden daha güçlü bir şehir profili sergilemiş olmasıdır.

Bugün çevremizdeki illerle birlikte onların ilçelerine baktığımızda bile aradaki farkın her geçen yıl büyüdüğünü üzülerek görüyoruz.

Çünkü Adıyaman uzun yıllardır kendi sorunlarını ortak akılla konuşmayı, tartışmayı ve çözüm üretmeyi başaramıyor. Sorunlarımızı konuşmak yerine çoğu zaman birbirimizi konuşuyoruz. Enerjimizi projelere değil, kişilere harcıyoruz.

Son yerel seçimlerde ortaya çıkan tablo da aslında bu birikmiş toplumsal tepkinin bir yansımasıydı. Ancak duyguların aklın önüne geçtiği her süreçte olduğu gibi, "kaş yapayım derken göz çıkarmak" riski de beraberinde geldi.

Türkiye büyüdü, Adıyaman yerinde saydı

2002 yılından sonra Türkiye, Cumhuriyet tarihinin en büyük yatırım hamlelerinden birini yaşadı. Ulaşım, sağlık, eğitim, enerji, savunma sanayii ve şehircilik alanlarında milyarlarca liralık yatırımlar gerçekleştirildi.

Bu yatırımlardan çevremizdeki şehirler önemli ölçüde faydalandı.

Bunun en çarpıcı örneklerinden biri Şanlıurfa'nın Karaköprü ilçesidir.

2000'li yılların başında henüz belde olan Karaköprü, bugün nüfusu, ekonomisi, spor tesisleri, sosyal yaşamı ve şehirleşmesiyle Adıyaman merkezden çok daha ileri bir noktaya ulaşmıştır.

Bir dönem Adıyamanspor ile rekabet eden Şanlıurfaspor bugün çok farklı hedefler konuşurken, Adıyamanspor amatör kümeye kadar gerilemiş, deprem sonrası şehrin hâlâ modern bir stadyumu bile bulunmamaktadır.

Şehir büyüdü…

Binalar yükseldi…

Ancak şehir ruhunu kaybetti.

Kültür ve sanat da sessizliğe gömüldü

Bir şehri sadece yolları ve binaları büyütmez.

O şehri; sanatçısı, yazarı, müzisyeni, tiyatrosu ve kültürü yaşatır.

Ne yazık ki Adıyaman bu alanda da son derece yetersiz bir tablo sergiliyor.

Son yıllarda ulusal ölçekte yeni sanatçılar yetiştiremedik.

Kahtalı Mıçe gibi büyük bir değeri kaybettik.

Kahtalı Hamido sağlık sorunları nedeniyle sanat hayatından uzak kaldı.

Depremde kıymetli keman sanatçımız Ramazan Siner'i kaybettik.

Yıllarca Adıyaman'ın kültür hayatına emek veren Musiki Cemiyeti ise kendisine bir çalışma mekânı dahi bulamadı.

Sonunda cemiyet başkanı İrfan Turan Ankara'ya yerleşerek bilgisini ve sanatını başka şehirlerin çocuklarına aktarmaya başladı.

Bir şehrin sanat insanlarını koruyamaması, aslında kendi geleceğini kaybetmesidir.

Daha acısı ise şudur...

Asrın felaketi olarak tarihe geçen 6 Şubat depreminin en ağır yıkımı yaşayan şehirlerden biri Adıyaman olmasına rağmen, bu büyük acıyı anlatan güçlü bir sinema filmi, tiyatro eseri, senfoni, belgesel ya da evrensel ölçekte ses getirecek sanatsal üretimler ortaya koyamadık.

Binlerce insanımızı kaybettik.

On binlerce insanımız yaralandı.

Yüz binlerce insan psikolojik travma yaşadı.

Ama bu acıyı geleceğe taşıyacak güçlü kültürel hafızayı oluşturamadık.

Asıl mesele yatırım değil, vizyon eksikliği

Adıyaman'ın en büyük sorunu para değildir.

En büyük sorunu ortak vizyon eksikliğidir.

Şehrin dinamiklerini harekete geçirecek kadrolar oluşturulamamış, yerel birikim çoğu zaman karar mekanizmalarının dışında bırakılmıştır.

Şehri tanıyan, şehrin ruhunu bilen insanların yerine çoğu zaman buranın sosyal dokusunu yeterince tanımayan yöneticiler görevlendirilmiştir.

Böyle olunca da şehir, kendi potansiyelini harekete geçirecek iradeyi ortaya koyamamaktadır.

Daha da üzücü olan ise, memleket adına samimi şekilde bir araya gelmeye çalışan insanların bile çeşitli dedikodular ve gereksiz çekişmelerle dağıtılmasıdır.

Oysa 6 Şubat depremi, ayrışmanın değil birleşmenin miladı olmalıydı.

Ne yazık ki enkaz altında sadece binalar değil, birlikte hareket etme kültürümüz de kaldı.

Cumhurbaşkanı geldi…

Bakanlar geldi…

Peki biz ne yaptık?

Yaptığım araştırmaya göre Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2002 yılından bugüne kadar yaklaşık 16 kez Adıyaman'ı ziyaret etti.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ise 2019'dan bu yana yaklaşık 9 kez ilimize geldi.

Bunlara diğer bakanların ziyaretlerini de eklediğimizde ortaya oldukça dikkat çekici bir tablo çıkıyor.

Şimdi şu soruyu sormak gerekiyor:

Her ziyarette şehrin ortak akılla hazırlanmış öncelikli yatırım dosyaları Sayın Cumhurbaşkanına ve bakanlara sunulabildi mi?

Her gelişte takip edilen projeler masaya konuldu mu?

Her ziyarette bir önceki taleplerin sonucu sorgulandı mı?

Eğer bunlar sistemli şekilde yapılabilseydi bugün Adıyaman'ın en az 20-25 temel sorunu çoktan çözülmüş olabilirdi.

Sorun Ankara'nın Adıyaman'a uzak olması değildir.

Sorun, Adıyaman'ın Ankara'ya ne istediğini ortak bir iradeyle anlatamamasıdır.

Devlet bugün deprem konutları yaptı.

Köprüler yaptı.

Yollar yaptı.

Altyapıya büyük kaynak ayırdı.

Bunların tamamı son derece kıymetlidir.

Ancak bir şehri sadece beton ayağa kaldırmaz.

Şehri ayağa kaldıracak olan; ortak hedef, ortak vizyon, kültür, sanat, spor, ekonomi ve şehir ruhudur.

Son söz

Adıyaman artık kaybedilen yılları konuşmayı bırakmalı, kazanılacak yılları planlamalıdır.

Cumhurbaşkanının, bakanların ve devletin kapısı bugüne kadar defalarca açıldı.

Önemli olan o kapıdan hangi projelerle girildiğidir.

Artık günü kurtaran siyaset yerine geleceği inşa eden şehir aklına ihtiyaç vardır.

Çünkü Adıyaman'ın bugün en çok ihtiyaç duyduğu şey yeni binalar değil; yeniden ayağa kalkacak ortak bir şehir ruhudur.

Ve unutulmamalıdır ki...

Bir şehri kalkındıran sadece devlet değildir.

Şehrine sahip çıkan insanlardır.