Öne Çıkanlar Kuveytli hayırseverlerden Şanlıurfaya 700 gıda kolisi BETAŞ yıllar sonra yeniden açılıyor Ahmet Aydın: Mescidi Aksaya Saldırıyı Lanetliyoruz adıyaman gençlık spor il mudurluğu Side Noble Palace Hotel Genel Müdürü Haydar Çetin 2021 TURİZMDE AYAĞA KALKMA YILI OLMALI SANKO Park Kadınlar Gününe özel kahve fincanı armağan edecek

Prf.Haydar Bağış erkek fare yetiştirildiğini açıkladı

-“ Y KROZOMU İNSAN EVRİMİ ESNASINDA, KORKUTUCU BİR BİÇİMDE GİDEREK KÜÇÜLMEKTEYDİ”

Prof. Dr. Bağış, açıklamasında, üstelik bu farelerin, sağlıklı olmakla kalmayıp küçük bir yardım ile aynı zamanda üreyebildiklerini belirterek, Science dergisinde yayımlanan çalışmanın bulgularının, biyolojinin en temel prensiplerinden biriyle çelişiyormuş gibi göründüğünü ifade etti.

Bağış, açıklamasına şöyle devam etti:

“Eğer bir organizma babasından X kromozomu alırsa dişi, Y kromozomu alırsa erkek olur. Y kromozomu, uzun süredir erkekliğin bir simgesi durumundaydı. Fakat son yıllarda bilim insanları, Y kromozomunun sonsuza kadar var olmama olasılığına ilişkin kanıtlar buldular. Şöyle ki, Y kromozomu insan evrimi esnasında korkutucu bir biçimde giderek küçülmekteydi. X kromozomu, çeşitli fonksiyonlara ait yaklaşık 1600 gen taşır. Fakat Y çok az gene sahiptir; yaklaşık 50 tane civarında ve bunların sadece 27’si Y’nin erkeğe özgü parçasındadır. Avustralya’daki La Trobe Üniversitesi’nden genetikçi Jenny Graves, “Çok sayıda genin birden çok tekrarı mevcut. Bunların çoğu aktif olmayan bir şekilde, devasa DNA ilmekleri içerisinde yer alıyor. Y kromozomunun büyük bir kısmı tekrar eden “işe yaramaz DNA”dan oluşuyor. Dolayısıyla insanlarda Y kromozomu, ömrünün sonuna yaklaşmış, bozulmuş bir kromozomun bütün belirtilerini gösteriyor.”

-Y KROMOZOMU HER 1 MİLYON YILDA, 1600 KÜSUR TANE GENİNDEN 10’UNU KAYBEDİYOR


Prof. Dr. Bağış, 166 milyon yıllık bir zaman aralığından bahsettiklerinin altını çizerek, “Demek ki Y kromozomu her 1 milyon yılda, 1600 küsur tane geninden 10’unu kaybediyor. Graves’in hesabına göre şu anda üzerinde 4,5 milyon yıllık gen kalmış durumda; yani bilinen anlamda erkekliğin daha epey vakti var.”dedi.

Y kromozomu olmadan, omurgalıların hayatı nasıl olurdu? sorusuna yönelik 2013 yılında, Hawaii Üniversitesi’nde üreme biyoloğu Monika Ward’ın önderliğindeki araştırmacılar, büyüyen embriyonun erkek olarak gelişmesi için Y kromozomunun nasıl bir etkide bulunduğunu anlamaya karar verdiğini aktaran Prof. Dr. Bağış, şunları kaydetti:

“Bütün genleri, sadece iki gene indirgediler: SRY ve Eif2s3y. 1990 yılında SRY geninin testis gelişimini başlatmaktan sorumlu olduğu keşfedildi; SRY geni mutasyona uğrayan Y kromozomlu bebekler dişi olarak gelişiyordu. Öte yandan Eif2s3y, sperm üretiminin başlamasından sorumluydu. Yani eğer bu iki gene sahipseniz, testisli ve spermli bir erkek oluveriyordunuz.Peki bu iki gen de olmadan, bir organizma hala üreme yeteneğine sahip bir erkek olabilir mi? Yaptıkları son çalışmada Ward ve takımının öğrenmeyi amaçladıkları şey buydu. Sadece X kromozomuna sahip fareler yetiştirdiler ve bu iki önemli Y kromozomu genini, benzer fonksiyonları yüklenen X kromozomu genleri ile değiştirdiler. SRY’nin yerini, genellikle SRY tarafından aktifleştirilen yani ‘bir sonraki’ gen aldı,” diye anlatıyor Ward. Bu genin aktif hale getirilmesini SRY’ye bırakmak yerine, araştırmacılar kendileri etkinleştirdi. Eif2s3y’nin yeri ise fareye sperm üretmesini söylemek için paralel çalışan X kromozomu genini aşırı sayıda çoğaltmakla dolduruldu.Ortaya çıkan erkekler, gebe bırakabilecek tam birer damızlık olmadı ve çiftleşme potansiyeli olan dişilerin ilgisini çekmedikleri görüldü. Hem testislerinin küçük, hem de spermlerinin karmakarışık vaziyette olduğu saptandı. Bu erkeklerin spermlerinin hepsi kuyruksuzdu; bu da ciddi bir yardım söz konusu olmadan üreyemeyecekleri anlamına geliyordu.Araştırmacılar, Y kromozomsuz erkeklerin kuyruksuz spermleri ile yapay döllenme gerçekleştirerek yavrular üretmeyi başardı. Y kromozomu olmayan bu farelerin erkek yavruları tamamıyla kısır oldu. Fakat dişi yavrular normal bir üreme yeteneğine sahipti; hatta tam anlamıyla üreyebilen erkek yavrular dünyaya getirdiler. İlginç bir şekilde, bu kusurlu spermleri üretmek için Eif2s3y’nin X kromozomu versiyonunun en az 5 kopyası gerekirken, Y kromozomundan alınan Eif2s3y’nin sadece bir tanesi milyonlarca sağlıklı sperm üretmek için yetiyor. “Bu da, bu Y kromozomu geninin önemli olduğuna işaret ediyor” diyor Ward, Science News’den Tina Hesman Saey’e. Bu önemli, çünkü Y kromozomunun kayıtsız şartsız varolmaya devam etmesi konusunda haklı nedenler ortaya koyuyor. Yoksa önümüzdeki birkaç milyon yıl içinde insan genomunun dışında bırakılması da olası. “Çalışmamız, Y kromozomunun yok olacağı fikrini desteklemiyor. Çünkü X kromozomu muadillerinden çok daha verimli. Bu nedenle evrimsel bakış açısından bakarsak, Y kromozomundan kurtulmak hiç de mantıklı gelmiyor,” diye anlatıyor Ward.”

- “Y KROZOMUNU VE ERKEKLERİ ORTADAN KALDIRMAYA ÇALIŞMIYORUZ”

Fakat Grave, çalışmanın sonuçlarının, insanların Y kromozomlarını muhtemelen kaybedeceğine dair fikirlerini doğruladığını söylediğine işaret eden Prof Dr. Bağış, açıklamasını şöyle sürdürdü:

“Bu, gayet önemli bir geninizi nasıl kaybedebileceğinize dair çok güzel bir örnek” diye anlatıyor. “Ayrıca Y kromozomunun hayatı sona erdiğinde ne olacağına dair bize bilgi sunuyor” diye de ekliyor. Omurgalıların çoğunun X=dişi Y=erkek sisteminin dışında, tamamıyla farklı üreme sistemleri geliştirdiği de bir gerçek. Şu ana kadar, vahşi doğada iki kemirgen türünün, bazı sürüngenlerin de yaptığı gibi Y kromozomu olmadan ürediği bulundu.Ayrıca bazı kuş türleri ve yılanlar da, tamamıyla farklı cinsiyet kromozomlarına sahip, erkeklerde ZZ, dişilerde ZW şeklinde. Fakat Y kromozomunda farklı birşeyler var ve Ward’ın anlamaya çalıştığı şey bu.“Y kromozomundaki diğer tüm genlerin sorumlu olduğu işlevler var, erkek sağlığı, sperm üretimi, sperm sayısı gibi.” diye anlatıyor. Burada Y kromozomunu ve erkekleri ortadan kaldırmaya çalışmıyoruz, aslında üzerinde çalışmak için daha uzun yıllar var ve bu nedenle Y kromozomunun olmasını istiyorum.”

Prf.Haydar Bağış:

İlk, orta ve lise öğrenimini İstanbul’da Fatih İlkokulu (Taş Mektep), Haznedar Ortaokulu ve Bakırköy İzzet Ünver Lisesi’nde tamamladı. 1977-1982 yılları arasında, Edirne Yüksek Öğretmen Okulu Fizik Tabii Bilimler Bölümünde, Sakarya DMMA Metalurji Müh, Kocaeli DMMA Jeofizik Müh, İTÜ Maden Fakültesinde öğrenim gördü ve kendi isteği ile ayrıldı.

1987 yılında İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi’nden mezun oldu. 1988-1990 yılları arasında Yedek Subay olarak askerliğini tamamladı. 1994 yılında İstanbul Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü’nde “Transgenik Fare Üretim Teknikleri” adlı doktora tezini bitirdi ve bu tez çalışması Ülkemizde yapılan ilk doktora tez çalışmasıdır. Ülkemizde ilk defa insan büyüme hormonu geni taşıyan ve bu hormonu salıyan transgenik fare hatlarını elde etti (doktora tez çalışması)

2003 yılında Doçent ve 2009 yılında ise Profesör ünvanı almıştır.

1990-2010 yılları arasında TÜBİTAK MAM Gen Mühendisliği ve Biyoteknoloji Enstitüsünde (GMBE) Başuzman Araştırmacı olarak çalıştı. Türkiye’de ilk kez bu Enstitüde Transgenetik ve Üreme Genetiği Laboratuvarlarını kurdu ve 20 yıl bu Laboratuvarın Sorumluluğunu yaptı.

2009-2011 yılları arasında TÜBİTAK-HADYEK (Hayvan Deneyleri Yerel Etik Kurulu) Kurucu Başkanlığı ile TÜBİTAK MAM GMBE’de Danışmanlık yaptı.

2010-2011 yılları arasında TÜBİTAK-TBAG Genetik Araştırma Grubu Danışma Kurulu Üyeliği yaptı.

2006 ve 2009 yıllarında 3 kez TÜBİTAK MAM Başarı ödülü ile 2010 yılında TÜBİTAK MAM 20’nci yıl Hizmeti ödülü aldı.

1995-1997-2004-2009 yılları arasında NATOB1-UNIDO’dan doktora sonrası transgenetik araştırmalar için burs ödülü kazandı. Bu burslar ile Macaristan’da Biyoteknoloji Enstitü’sünde ve Amerika’da Georgia Üniversitesinde doktora sonrası transgenetik ve klonlama üzerine araştırmalarda bulundu.

Bir Tıpta Uzmanlık Öğrencisinin, 1 Yüksek Lisans ve 5 doktora öğrencisinin tez danışmanlığını yaptı.

2002 yılında Dünyada ilk kez SSV ismini verdiği fare embriyo dondurma tekniği geliştirdi. 2007 yılında Dünyada ilk defa donmaya dirençli transgenik fare soyları geliştirdi. 2009 yılındaDünya’da ikinci ve Türkiye’de ilk kez transgenik fare üreterek bu farelerin meme bezlerinden insana ait tedavi edici gamma interferon isimli rekombinant proteini üretti.

2009 yılındaTürkiye’de ilk kez ülkemize ait 5 ad. yerli inek klonlanlama ekibinde laboratuvar sorumluluğu yapmıştır.

2010-2014 yılları arasında ADYÜ Tıp Fakültesi’nde Kurucu Dekan Vekilliği, Dekan Yardımcılığı, Senato Üyeliği, Temel Tıp Bilimleri Bölüm Başkanlığı, Tıbbi Genetik Anabilim Dalı Başkanlığı, Tıp Fak. Biyomedikal Araştırmalar Etik Kurul Üyeliği, Teknoloji Fak. Yönetim Kurulu Üyeliği, Tıp Fak. Fakülte Yönetim Kurulu ve Fakülte Kurulu Üyeliklerinde bulundu.

Halen ADYÜ Girişimsel Olmayan Klinik Araştırmalar Etik Kurul Başkanlığını, Üniversite Etik Kurul Üyeliğini, Merkez Laboratuvar Danışma Kurulu Üyeliğini, Tıp Fak. Seçilmiş Senato Üyeliğini, Sağlık Bilimleri Ens. Yönetim Kurulu Üyeliğini, Tıp Fakültesi Kurulu Üyeliğini, Diş Hekimliği Fak. Yönetim Kurulu Üyeliğini sürdürmektedir.

Transgenetik, Biyoteknoloji ve Kriyoprezervasyon alanlarında yayınlanmış kitap ve makaleleri bulunmakta olup çeşitli mesleki dernek ve odalara üyedir.

AKADEMİK PERFORMANS ÖZETİ

Haydar Bağış’ın, 70 adet SCI kapsamındaki dergilerde orijinal araştırma makalesi ve abstractı, 11 ad. ulusal hakemli dergilerde yayınlanmış makalesi ve 3 ad. Derlemesi mevcuttur. Uluslararası Bilimsel Toplantılarda sunulan ve özeti bildiri kitabında basılan 33 ad. Ulusal Bilimsel Toplantılarda sunulan ve bildiri kitabında basılan 100 ad. bildirisi vardır. Alanında 2 kitapta Editörlük ve 2 bölüm yazarlığı ve 3 kitapta bölüm yazarlığı, 17 NATO, UNIDO, TÜBİTAK, DPT ve BAP bilimsel projelerde yürütücü ve araştırmacı olarak görev almıştr. Genetik, Transgenetik, Kök Hücre, Hayvan Klonlama ve Embriyo ve Doku Kriyopreservasyonu konularında 100 davetli konuşma yapmıştır. Eserlerinin h indeksi 11.

Prf.Haydar Bağış:

İlk, orta ve lise öğrenimini İstanbul’da Fatih İlkokulu (Taş Mektep), Haznedar Ortaokulu ve Bakırköy İzzet Ünver Lisesi’nde tamamladı. 1977-1982 yılları arasında, Edirne Yüksek Öğretmen Okulu Fizik Tabii Bilimler Bölümünde, Sakarya DMMA Metalurji Müh, Kocaeli DMMA Jeofizik Müh, İTÜ Maden Fakültesinde öğrenim gördü ve kendi isteği ile ayrıldı.

1987 yılında İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi’nden mezun oldu. 1988-1990 yılları arasında Yedek Subay olarak askerliğini tamamladı. 1994 yılında İstanbul Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü’nde “Transgenik Fare Üretim Teknikleri” adlı doktora tezini bitirdi ve bu tez çalışması Ülkemizde yapılan ilk doktora tez çalışmasıdır. Ülkemizde ilk defa insan büyüme hormonu geni taşıyan ve bu hormonu salıyan transgenik fare hatlarını elde etti (doktora tez çalışması)

2003 yılında Doçent ve 2009 yılında ise Profesör ünvanı almıştır.

1990-2010 yılları arasında TÜBİTAK MAM Gen Mühendisliği ve Biyoteknoloji Enstitüsünde (GMBE) Başuzman Araştırmacı olarak çalıştı. Türkiye’de ilk kez bu Enstitüde Transgenetik ve Üreme Genetiği Laboratuvarlarını kurdu ve 20 yıl bu Laboratuvarın Sorumluluğunu yaptı.

2009-2011 yılları arasında TÜBİTAK-HADYEK (Hayvan Deneyleri Yerel Etik Kurulu) Kurucu Başkanlığı ile TÜBİTAK MAM GMBE’de Danışmanlık yaptı.

2010-2011 yılları arasında TÜBİTAK-TBAG Genetik Araştırma Grubu Danışma Kurulu Üyeliği yaptı.

2006 ve 2009 yıllarında 3 kez TÜBİTAK MAM Başarı ödülü ile 2010 yılında TÜBİTAK MAM 20’nci yıl Hizmeti ödülü aldı.

1995-1997-2004-2009 yılları arasında NATOB1-UNIDO’dan doktora sonrası transgenetik araştırmalar için burs ödülü kazandı. Bu burslar ile Macaristan’da Biyoteknoloji Enstitü’sünde ve Amerika’da Georgia Üniversitesinde doktora sonrası transgenetik ve klonlama üzerine araştırmalarda bulundu.

Bir Tıpta Uzmanlık Öğrencisinin, 1 Yüksek Lisans ve 5 doktora öğrencisinin tez danışmanlığını yaptı.

2002 yılında Dünyada ilk kez SSV ismini verdiği fare embriyo dondurma tekniği geliştirdi. 2007 yılında Dünyada ilk defa donmaya dirençli transgenik fare soyları geliştirdi. 2009 yılındaDünya’da ikinci ve Türkiye’de ilk kez transgenik fare üreterek bu farelerin meme bezlerinden insana ait tedavi edici gamma interferon isimli rekombinant proteini üretti.

2009 yılındaTürkiye’de ilk kez ülkemize ait 5 ad. yerli inek klonlanlama ekibinde laboratuvar sorumluluğu yapmıştır.

2010-2014 yılları arasında ADYÜ Tıp Fakültesi’nde Kurucu Dekan Vekilliği, Dekan Yardımcılığı, Senato Üyeliği, Temel Tıp Bilimleri Bölüm Başkanlığı, Tıbbi Genetik Anabilim Dalı Başkanlığı, Tıp Fak. Biyomedikal Araştırmalar Etik Kurul Üyeliği, Teknoloji Fak. Yönetim Kurulu Üyeliği, Tıp Fak. Fakülte Yönetim Kurulu ve Fakülte Kurulu Üyeliklerinde bulundu.

Halen ADYÜ Girişimsel Olmayan Klinik Araştırmalar Etik Kurul Başkanlığını, Üniversite Etik Kurul Üyeliğini, Merkez Laboratuvar Danışma Kurulu Üyeliğini, Tıp Fak. Seçilmiş Senato Üyeliğini, Sağlık Bilimleri Ens. Yönetim Kurulu Üyeliğini, Tıp Fakültesi Kurulu Üyeliğini, Diş Hekimliği Fak. Yönetim Kurulu Üyeliğini sürdürmektedir.

Transgenetik, Biyoteknoloji ve Kriyoprezervasyon alanlarında yayınlanmış kitap ve makaleleri bulunmakta olup çeşitli mesleki dernek ve odalara üyedir.

AKADEMİK PERFORMANS ÖZETİ

Haydar Bağış’ın, 70 adet SCI kapsamındaki dergilerde orijinal araştırma makalesi ve abstractı, 11 ad. ulusal hakemli dergilerde yayınlanmış makalesi ve 3 ad. Derlemesi mevcuttur. Uluslararası Bilimsel Toplantılarda sunulan ve özeti bildiri kitabında basılan 33 ad. Ulusal Bilimsel Toplantılarda sunulan ve bildiri kitabında basılan 100 ad. bildirisi vardır. Alanında 2 kitapta Editörlük ve 2 bölüm yazarlığı ve 3 kitapta bölüm yazarlığı, 17 NATO, UNIDO, TÜBİTAK, DPT ve BAP bilimsel projelerde yürütücü ve araştırmacı olarak görev almıştr. Genetik, Transgenetik, Kök Hücre, Hayvan Klonlama ve Embriyo ve Doku Kriyopreservasyonu konularında 100 davetli konuşma yapmıştır. Eserlerinin h indeksi 11.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
“”