Çarşı Projesi’nde Tren Kaçtı mı, Kaçırıldı mı?
Bakan Murat Kurum geldi, Adıyaman’da konuştu, kurayı çekti, meydanı açtı ve gitti.
Gidişinden sonra şehirde kalan şey ise ne törenin alkışı oldu ne protokolün kalabalığı ne de kürsüden söylenen o büyük cümleler. Adıyaman’ın avucunda yine aynı soru kaldı: Çarşı Projesi’nin diğer etapları ne olacak?
Aslında bu soru yeni değil. Bu şehir aylardır aynı sorunun etrafında dönüp duruyor. Esnaf soruyor, vatandaş soruyor, çarşıda yürüyen soruyor, yıkılmış dükkânının yerine bakıp iç geçiren soruyor. Çünkü Adıyaman için çarşı yalnızca alışveriş yapılan bir yer değildi. Bir şehrin hafızasıydı. Sabah kepenk sesiyle uyanan, öğle vakti çayla soluklanan, akşam kalabalığıyla kendini tamamlayan bir kalpti. Deprem o kalbi yaraladı. Şimdi herkes, o kalbin bütünüyle atıp atmayacağını merak ediyor.
Bakan gelmeden bir gün önce Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere’ye mikrofon uzattık. Tutdere, bütün Adıyaman halkı ve esnaf adına Çarşı Projesi’nin ikinci, üçüncü ve dördüncü etaplarının da yapılması çağrısında bulundu. O çağrıyı hem ANKA Haber Ajansı hem de PERRE Haber Ajansı üzerinden kamuoyuna taşıdık. Çünkü şehirde neredeyse herkesin beklentisi aynıydı. Bakan gelsin, bu konuda net konuşsun, Adıyaman’a bir müjde versin.
Ama öyle olmadı.
Bakan Kurum’un, Mülk Sahipleri Platformu Başkanı Tayfun Aydın ve 6 mahalle muhtarıyla yaptığı yaklaşık bir saatlik görüşmede de konu yine Çarşı Projesi’ne geldi. Anlatılanlara bakılırsa Bakan, kapıyı tamamen kapatmadı ama o kapıdan içeri umutla girmek isteyen Adıyamanlıya da geniş bir yol açmadı. Daha çok beklemeyi, sabretmeyi, öncelikleri, kaynak sorununu ve belediyenin yapması gereken imar revizyonlarını anlattı.
Dedi ki, deprem yalnız Adıyaman’da olmadı; 11 il daha var, onların da sorunlarını çözmek gerekiyor.
Dedi ki, projeyi yapmak istiyorum; kentsel dönüşümü nasıl reddederim?
Dedi ki, YSE lojmanlarının olduğu yerde 300’ün üzerinde dükkân hak sahibi var, önce onları tamamlamalıyız.
Dedi ki, birinci etabın ticari hayatının olgunlaşmasını beklemek gerekir; ticareti öldüremeyiz.
Dedi ki, ikinci etapla ilgili imar sorunları var, belediye revizyon ve iyileştirme yapmalı.
Ve en nihayetinde dedi ki, şu anda paramız yok; oraya ayrılacak kaynak devasa boyutta.
İşte Adıyaman tam da burada durup düşünmeli.
Madem para yoktu, neden bu şehir bu kadar umutlandırıldı? Madem kaynak devasa boyuttaydı, neden en başından bu işin bütün etapları için daha açık bir takvim konuşulmadı? Madem proje yapılmak isteniyordu, bugün neden “sabredin” cümlesinin gölgesinde bekleyen bir çarşı kaldı elimizde?
Daha da önemlisi şu: Bakan, projenin bu hale gelmesinden “istemezükçüleri” sorumlu tutmuş. “Biz kaynak ayırmıştık, hepsini yapacaktık; fakat onlar bu şekilde davranınca diğer etaplar yapılamadı” anlamına gelen bir sitemde bulunmuş.
O zaman bu şehir sormayacak mı?
Kim istemedi?
Kim neyi istemedi?
Kim Adıyaman’ın çarşısı üzerinden hesap yaptı?
Kim vatandaşa başka, Ankara’ya başka konuştu?
Kim korktu, kim çekindi, kim yanlış anlattı, kim süreci bulandırdı?
Hatta birçok alanda adeta milletin malına çökercesine kimseyi dinlemediniz de burada neden birilerini dinleyeceğiniz tuttu..?
Eğer gerçekten kaynak ayrılmışsa ve Çarşı Projesi’nin tamamı yapılacak idiyse, bu tren nerede durdu? Hangi istasyonda bekletildi? Kim el frenini çekti? Ve en önemlisi, Adıyaman kamuoyu bu isimleri, bu kurumları, bu gerekçeleri neden açıkça bilmiyor?
Çünkü bu mesele artık yalnız bir inşaat meselesi değildir. Bu mesele, Adıyaman’ın depremden sonra nasıl bir şehir olarak ayağa kalkacağı meselesidir. Çarşı dediğiniz yer, bir kentin vitrini değil, nabzıdır. O nabız yarım atarsa şehir de yarım yaşar. Birinci etap yapılmış olabilir ama çarşının geri kalanı kaderine bırakılırsa bu şehir, merkezinde eksik kalmış bir hikâyeyle yaşamaya devam eder.
Adıyaman zaten çok şey kaybetti. Evini kaybetti, dükkânını kaybetti, sokağını kaybetti, komşuluğunu kaybetti. Şimdi bir de karar veremeyenlerin, zamanında konuşamayanların, açık davranmayanların ve “ben demiştim” cümleleriyle kenara çekilenlerin hesabını mı taşıyacak?
Adıyaman’ın ihtiyacı artık kapalı kapılar ardında yapılan görüşmelerden sızan cümleler değil. Açık, net, tarihli ve imzalı bir yol haritasıdır.
Çarşı Projesi’nin kalan etapları yapılacak mı?
Yapılacaksa hangi modelle yapılacak?
Rezerv alan değil de kentsel dönüşüm olacaksa bunun vatandaşa maliyeti ne olacak?
Belediye hangi revizyonu yapacak?
Bakanlık ne zaman kaynak ayıracak?
Esnaf ne zaman önünü görecek?
Yapılmayacaksa da bu şehir bunu bilsin. Kimse Adıyaman’ı “olacak inşallah” cümlesinin içinde yıllarca bekletmesin. Çünkü bu şehir beklemenin ne olduğunu fazlasıyla öğrendi. Enkaz başında bekledi, konteynerde bekledi, kura bekledi, anahtar bekledi, çarşı bekledi. Ama beklemek, bir şehrin kaderi olamaz.
Bugün Çarşı Projesi’nde asıl mesele şudur: Tren kaçtı mı, kaçırıldı mı?
Bakan geldi ve gitti.
Ama o trenin düdüğü hâlâ Adıyaman’ın kulağında çınlıyor.
Şimdi bu şehir cevap bekliyor.
Kim neden istemedi?
Kim neyi eksik söyledi?
Kim bu çarşının bütün olarak ayağa kalkmasının önüne geçti?
Ve eğer hâlâ geç kalınmadıysa, o tren yeniden bu şehrin istasyonuna nasıl getirilecek?