CHP'DEKİ GERİLİMİN ASIL SEBEPLERİ

CHP'de iki parçalı görüntünün temsilcileri olan K. Kılıçdaroğlu ve Ö. Özel, bayramlaşma vesilesiyle yeniden kamuoyunun karşısına çıktılar.

Abone Ol

CHP'DEKİ GERİLİMİN ASIL SEBEPLERİ

Bugün 30 Mayıs 2026...
Kurban Bayramı'nın dördüncü günü.
Bu hatırlatmayla başlamamın bir sebebi var.

Çünkü Türk siyasetinin en önemli aktörlerinden biri olan CHP'de uzun süredir devam eden yargısal süreçlerin ortaya çıkardığı iki parçalı görüntünün temsilcileri olan K. Kılıçdaroğlu ve Ö. Özel, bayramlaşma vesilesiyle yeniden kamuoyunun karşısına çıktılar.

Doğal olarak milyonlarca insan gibi biz de tarafların açıklamalarını dikkatle takip ettik.
Ne söylediklerinden çok, neyi söylemediklerine odaklandık.
Çünkü siyaset bazen beyanlardan değil, eksik bırakılan cümlelerden okunur.

Bu nedenle her iki tarafın açıklamalarını; CHP'nin 104 yıllık siyasi serüvenini, tarihsel arka planını, toplumsal dönüşümler karşısındaki pozisyonunu ve Türkiye'nin geleceğine dair ortaya koydukları perspektifi dikkate alarak değerlendirmeye çalıştık.

Hem Kemal Kılıçdaroğlu hem de Özgür Özel'in ortaklaştığı temel nokta belliydi:
CHP'nin meşruiyet kaynağı olarak Kurtuluş Savaşı'nı, Cumhuriyet'in kuruluşunu ve Mustafa Kemal Atatürk'ü referans göstermeleri.

Bu elbette tarihsel ve siyasal açıdan son derece doğal bir durumdur.
Çünkü CHP, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş sürecinin merkezindeki siyasi aktördür.

Ancak dikkat çekici olan husus şudur:
Taraflar, geçmişe ilişkin meşruiyet vurgularını tekrar etmelerine rağmen, bu tarihsel mirasın devamı olarak Türkiye'nin önüne yeni bir siyasal ufuk koyamadılar.

"Kurtuluşun ve kuruluşun partisi olmak" vurgusu vardı.
Fakat buna eşlik eden bir "21. yüzyılın değişim ve dönüşüm projesi" ortaya konulamadı.
Oysa asıl ihtiyaç duyulan şey tam da budur.

Bugün CHP'de yaşanan gerilim çoğu zaman yargısal süreçler, kurultay tartışmaları, liderlik mücadeleleri veya parti içi hizip çatışmaları üzerinden okunuyor.
Bunların tamamı gerçektir.
Ancak bunlar sebeplerden çok sonuçtur.

Asıl sebep daha derinde yatmaktadır.
CHP'nin uzun süredir yaşadığı temel problem, Cumhuriyet'in kuruluş meşruiyetini günümüzün demokratik hukuk devleti anlayışı ve yeni toplumsal talepleriyle buluşturacak yeni bir siyasal meşruiyet üretmekte zorlanmasıdır.

Bugün Türkiye toplumunun ezici bir çoğunluğunun Atatürk'le bir problemi bulunmamaktadır.
Kamuoyu araştırmalarının önemli bir bölümü, toplumun büyük çoğunluğunun Cumhuriyet'in temel kazanımlarını da benimsediğini göstermektedir.

Dolayısıyla CHP'nin sorunu, Cumhuriyet değerleri ve meşruiyetinin tartışmalı olması değildir.

Tam tersine...
Sorun, zaten büyük ölçüde kabul edilmiş bir tarihsel meşruiyetin üzerine yeni bir toplumsal söz inşa edilememesidir.

Bir siyasi hareket sadece geçmişte yaptıklarıyla yaşayamaz.
Geçmiş ona kimlik kazandırır.
Ancak geleceğe dair iddia kazandırmaz.

Geleceğe dair iddia ise yeni çözümler, yeni kurumlar, yeni özgürlük alanları ve yeni bir toplumsal vizyonla mümkündür.

Yüzyılın yeni Türkiye'si; yapay zekâdan enerji dönüşümüne, yeni jeopolitik dengelerden küresel rekabete, şehirleşmeden demografik değişimlere kadar çok farklı sorunlarla karşı karşıyadır.

Böyle bir dönemde seçmenler yalnızca geçmişi temsil eden değil, geleceği kurabilecek siyasi projeler görmek istemektedir.

CHP'nin uzun süredir yaşadığı açmaz tam da burada ortaya çıkmaktadır.

Parti, Cumhuriyet'in kurucu mirasını sahiplenmektedir.
Fakat bu mirasın 21. yüzyıldaki karşılığının ne olacağı konusunda net ve toplumu sürükleyici bir çerçeve ortaya koyamamaktadır.

Bu nedenle bugün kamuoyuna parti içi mücadele olarak yansıyan gerilimlerin önemli bir bölümü aslında liderlerden, kadrolardan daha büyük bir sorunun yansımasıdır.
Sorun yalnızca Kılıçdaroğlu ile Ö. Özel ile kadroları arasındaki görüş ayrılıkları değildir.
Sorun yalnızca kadro rekabeti de değildir.

Asıl sorun, CHP'nin Türkiye'nin geleceğine ilişkin yeni bir siyasal meşruiyet ve değişim hikâyesi üretmekte zorlanmasıdır.
Bu boşluk oluştuğunda parti içi mücadeleler sertleşmekte, dış müdahaleler daha etkili hale gelmekte ve her tartışma kişilere indirgenmektedir.
Oysa güçlü siyasi hareketler kişiler üzerinden değil, büyük fikirler ve büyük hedefler üzerinden ayakta kalırlar.

Sonuç olarak CHP'deki gerilimin temel sebebi ne sadece yargısal süreçlerdir ne de sadece parti içi iktidar mücadelesidir.

Asıl mesele daha yapısaldır.
CHP, Atatürk'ün kurduğu tarihsel meşruiyet ile Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu yeni demokratik meşruiyet arasında güçlü bir köprü kurmakta zorlanmaktadır.

Hiç şüphesiz kurtuluşun ve kuruluşun meşruiyeti vardır.
Ancak seçmen artık bunun yanında geleceğin de meşruiyetini görmek istemektedir.
Bugün CHP'nin önündeki temel soru şudur:

"Kurtuluşun ve kuruluşun partisi olmak" tarihsel bir kimliktir.
Peki CHP, 21. yüzyıl Türkiye'sinin değişim ve dönüşüm partisi olmayı başarabilecek midir?

Bizim okumalarımıza göre asıl gerilim de, asıl sınav da bu tespitlerimize konu unsurlardan kaynaklanmaktadır.

Rubil GÖKDEMİR
Demokratik Değişim Hareketi Sözcüsü