"DEVLET AKLI" DENEN ŞEY NEDİR KARDEŞİM ?
Türkiye’de olup bitenlerden hareketle siyaset üzerine biraz ciddi konuşmaya başladığınız anda, şimdilerde olduğu gibi bir yerlerden mutlaka aynı cümle kulağınıza fısıldanır: “Devlet aklını hesaba katmıyorsunuz.”
İlginç olan şudur:
Bu cümleyi kuranların önemli bölümü, çoğu zaman neyi kastettiğini açık biçimde tarif etmez, edemez. Ortada somut veri yoktur. Şeffaf bilgi yoktur. Test edilebilir analiz yoktur. Fakat buna rağmen, görünmez ve sorgulanamaz bir üst akıldan söz edilir.
Adeta devletin içinde; her şeyi gören,
her ihtimali hesaplayan, toplumdan daha ileriyi düşünen, kusursuz stratejik bir bilinç varmış gibi davranılır.
Oysa sosyal bilimlerin temel ilkesi şudur: Bir iddia;
ölçülebilir, gözlemlenebilir, maddi olgularla desteklenebilir olduğu ölçüde anlamlı ve izah edicidir.
Bu nedenle “devlet aklı” kavramını mistik bir alan olmaktan çıkarıp, rasyonel bir zemine oturtmak gerekir.
Belki de “devlet aklı” dediğimiz şey, özel sohbetlerimizde bulunan dostlara da ifade ettiğimiz gibi;
doğaüstü bir stratejik bilinç değil, devletin ve siyasetin kritik kurumlarında uzun yıllar bulunmuş kadroların ortak zihinsel evrenidir.
Yani: Benzer eğitim süreçlerinden geçen, benzer güvenlik paradigmasıyla yetişen, benzer tehdit algıları oluşturan, benzer statü kaygıları bulunan, aynı bürokratik kültürü paylaşan insanların oluşturduğu zihinsel refleksler bütünü…
Çünkü güvenlik bürokrasisi, istihbarat yapıları, yüksek yargı, askeri gelenek, içişleri mekanizması, diplomatik çevreler ve vasi haline gelmiş siyasi elitler; zamanla kendi düşünme biçimlerini üretirler.
Bu alanlarda uzun süre bulunan insanlar çoğu zaman; devleti topluma göre önceleyen, İstikrarı özgürlükten daha kritik gören, belirsizliği (milli görüş ve AKP'nin gelişi gibi) tehdit olarak algılayan, siyasal ve toplumsal hareketleri güvenlik perspektifiyle okuyan, risk minimizasyonunu demokratik dinamizmden üstün tutan ortak refleksler geliştirirler.
(Şimdi de benzer tehdit algıları geliştiriliyor)
İşte yıllar içinde bu refleksler;
kişilerden bağımsız biçimde kurumsal hafızaya dönüşür. Belki de “devlet aklı” dediğimiz şey tam olarak budur. Yani herkesin sandığı gibi, olağanüstü zekâ ürünü kusursuz planlar değil; aynı sosyolojik havzada aynı zihin kodlarıyla şekillenmiş elit ağlarının birbirini etkileme biçimidir.
Çünkü devlet dediğimiz yapı yalnızca anayasal kurumlardan ibaret değildir.
Aynı zamanda: İnsan ilişkileri,
Bürokratik sadakatler,
Kurumsal alışkanlıklar,
Kariyer ağları,
Güven ilişkileri,
Ortak korkuları, ortak yararları,
Ortak travmalar,
Ve ortak ön kabuller sistemidir.
İşte bu yüzden “devlet aklı” çoğu zaman objektif hakikatten çok; kurumsallaşmış tehdit algısının adıdır. Türkiye gibi ülkelerde ise bu durum daha belirgin hale gelir. Çünkü devlet geleneği büyük ölçüde güvenlik eksenli oluşmuştur. Osmanlı’nın çözülme travmaları, yeni rejim inşası, darbeler, iç çatışmalar, terör, jeopolitik baskılar ve dış müdahale korkuları…
Bütün bunlar devlet mekanizmasında kalıcı bir savunma psikolojisi üretmiştir. Dolayısıyla bazı bürokratik refleksler zamanla “akıl” olarak kutsanırken, toplumun demokratik talepleri “risk” kategorisine yerleştirilebiliyor. Fakat burada kritik soru şudur: Devletin devamlılığını düşünmek başka şeydir,
devleti toplumun üstünde konumlandırmak başka şey…
Çünkü devletin görevi;
kendi reflekslerini korumak değil,
hukuku, toplumsal barışı ve meşruiyeti korumaktır.Aksi halde “devlet aklı” söylemi; eleştirilemeyen, sorgulanamayan, mistikleştirilmiş bir bürokratik ve oligarşik otoriteye dönüşür.
İşte o noktadan sonra demokratik siyaset zayıflar. Çünkü her itirazın karşısına aynı cümle çıkar: “Devletin bildiği vardır…”
Belki de vardır. Ama modern hukuk devletinin özü zaten tam burada başlar: Devletin bildiği şeyin bile;
hukukla, şeffaflıkla, denetlenebilirlikle ve kamusal meşruiyetle sınırlanması gerektiği noktada…
Çünkü gerçek devlet aklı;
toplumdan korkan değil,
toplumun refahına, adalet talebine ve gönüllü sosyal rızasına dayalı meşruiyetine güvenen akıldır.
İyi bayramlar...
Rubil GÖKDEMİR
Demokratik Değişim Hareketi Sözcüsü