Efendilik, işini iyi yapanın üstüne yakışır

İşini yapamayanı “çok efendi”, karar alamayanı, “mütevazı”, yetersizi “iyi niyetli” diye aklamayın. Efendilik, eksikliği örtmek için kullanılan bir mazeret değildir.

Abone Ol

Yeteneksizliği efendilik diye pazarlamayın bize.

İşini yapamayanı “çok efendi”, karar alamayanı “kimseyi kırmıyor”, üretmeyeni “mütevazı”, yetersizi “iyi niyetli” diye aklamayın. Efendilik, eksikliği örtmek için kullanılan bir mazeret değildir.

Mesela bir yönetici düşünün:

Dosyaları biriktirir, sorunları erteleyip durur, tek bir somut çözüm üretmez. Ama herkes onu över: “Çok efendi adam, kimseyle kavga etmez.” Oysa mesele kavga etmek değil; karar almak, sorumluluk üstlenmektir. Efendilik, koltuğu dolduramamanın kibar adı olamaz.

Bir öğretmen düşünün:

Ders anlatmaz, öğrenciyi zorlamaz, ölçmez, geliştirmez. Ama “iyi kalpli, çocukları çok seviyor” denir. Sevgi yetmez. Bilgi aktarmayan, yol göstermeyen biri iyi insan olabilir ama iyi öğretmen değildir.

Bir çalışan düşünün:

İnisiyatif almaz, iş üretmez, hep bekler. Ama “çok terbiyeli, sesini çıkarmaz” diye korunur. O sessizlik erdem değil, çoğu zaman sorumluluktan kaçıştır.

Bir siyasetçi düşünün:

Konuşur ama çözmez, vaat eder ama uygulamaz, kriz anında görünmez olur. Eleştirince cevap hazırdır: “Ama efendi adam.” Ülke efendilikle değil, liyakatle yönetilir.

Efendilik ahlaki bir duruştur; yeteneğin alternatifi değildir.

Liyakat yoksa nezaket tek başına hiçbir şeyi kurtarmaz.

İş bilmeyeni yüceltmek, işi bilenin önünü kesmektir.

Biz kabalığı savunmuyoruz.

Ama beceriksizliği de erdem diye önümüze koymayın.

Çünkü efendilik, işini iyi yapanın üstüne yakışır.

Yapamayanın sığınağı olunca, değeri de anlamı da kalmaz.