EĞİTİMDE NEREDEN NEREYE…

Biz çocukken öğretmen sınıfa girdiğinde ayağa kalkmak bir kuraldan öte bir terbiyeydi. “Hocam” kelimesi ağızdan çıkarken bile içinde bir hürmet taşırdı.

Abone Ol

EĞİTİMDE NEREDEN NEREYE…

ESKİ ÖĞRENCİLİK , ESKİ NESİL VELİLER VE YENİ NESİL ÖĞRENCİLER

Bir zamanlar okul sadece bir bina değildi; karakterin şekillendiği, saygının öğretildiği, hayatın temellerinin atıldığı bir mekândı. Biz çocukken öğretmen sınıfa girdiğinde ayağa kalkmak bir kuraldan öte bir terbiyeydi. “Hocam” kelimesi ağızdan çıkarken bile içinde bir hürmet taşırdı.

O yıllarda anne-baba ile öğretmen arasında görünmez ama güçlü bir bağ vardı. Çocuk okulda bir hata yaptığında, evde savunulmazdı. Aksine, “Öğretmenin doğruyu söyler” anlayışı hâkimdi. Çünkü öğretmen sadece ders anlatan biri değil; çocuğun ikinci ailesiydi. Bir nevi hayat rehberi idi.

Yeri gelir annesi gibi yeri gelir babası gibi adaleti, hakkaniyeti, hayatı öğreten öğretmenlerimiz vardı.

Şimdi öğretmenlerimiz mi değişti, öğrencilerin değişti, veliler mi değişti.

Tabi ki hepsi değişti ancak toplumsal yozlaşma hepsinden önce bir çığ gibi bir çığlık gibi yakıp kavurdu ortalığı…

Şimdi diyoruz bu yeni nesil nasıl böyle oldu hiç sorgulamıyoruz bunları biz yetiştirdik bu davranış modelini bizler seçtik uyguladık.

Haddini bilmeyen veliler, idealist olmayan öğretmenler.

Suçlu hepimiziz kimse kimsenin üzerine atmasın vebal hepimizde herkes kendi kapısının önünü herkes kendi vicdanını sorgulayacak.

Bugün ise manzara biraz farklı. Eğitim hâlâ önemli, öğretmenler hâlâ fedakâr… ama aradaki saygı köprüsünde ciddi çatlaklar var. Artık bazı veliler, öğretmenin sözünden çok çocuğun anlatımını esas alıyor. “Benim çocuğum yapmaz” cümlesi, öğretmenin otoritesini sorgulayan bir noktaya evrilmiş durumda.

Oysa eski öğrencilikte öğretmenle tartışmak değil, öğretmenden öğrenmek esastı. Öğrenci, öğretmenin karşısında kendini savunmadan önce kendini sorgulardı. Bugün ise çocuklar daha küçük yaşta haklı olma refleksiyle yetişiyor. Bu da saygının yerini zamanla “eşit tartışma” kültürüne bırakıyor.

Elbette her dönemin kendine göre doğruları var. Eski sistem kusursuz değildi, bugünün de güçlü yanları var. Ama kabul etmek gerekir ki saygı, hangi çağda olursa olsun eğitimin temelidir. Saygının olmadığı yerde bilgi kök salmaz.

Belki de yeniden düşünmemiz gereken şey şu:Çocuğumuzu korurken, ona doğruyu kim öğretecek?

Çünkü öğretmeni değersizleştiren bir toplum, aslında kendi geleceğini zayıflatır. Öğretmen, sadece bugünü değil yarını da inşa eder. Ona verilen değer, aslında toplumun kendine verdiği değerin aynasıdır.

Ve belki de en doğrusu şu dengeyi kurabilmektir: Çocuğumuzu sevmek, ama öğretmenine saygıyı öğretmeyi unutmamak…

Çünkü saygıyla büyüyen nesiller, güçlü toplumların temelidir.

Hadi kalın sağlıcakla kimsenin hayatı sorgulamadığı eskilerin yeni nesili yetiştirip ama yetiştirdiği nesli beğenmediği yeni dünya modeli hepimize hayırlı olsun.

Mehmet hakan Karaaslan

Mali müşavir