Büyük bir Kurtuluş Savaşı başlatarak Urfa, Antep, Maraş ve Adana’yı Fransızların, 

Kars, Ardahan, Erzurum, Van, Siirt’i Rusların, İzmir, Aydın, Manisa, Uşak, Burdur, Afyon, Eskişehir Sakarya’yı, Trakya’yı Yunanlıların, İstanbul’u İngilizlerin işgalinden, baskı, zülüm ve sömürüsünden kurtardığı için,  

Anadolu ve Trakya’da bağımsız bir Türk devleti kurduğu, kendilerine fayda sağladığı için halk,  Atatürk’ü sevdi ve sahiplendi. 

1920’li yıllarda Avrupa’nın önde gelen ülkelerinden İngiltere İspanya, İspanya, Portekiz krallıkla,  Almanya, İtalya diktatörlükte,  Fransa ve Yunanistan askerler tarafından yönetiliyordu.  

Doğu’da Afganistan krallıkla, İran Şahlıkla yönetiliyordu.  

Kuzeyde Sovyetler birliği proleter diktatörlüğü ile yönetiliyordu.  

Avrupa, Asya ve Afrika’da halk egemenliğine dayalı yönetilen ülke yoktu.   

Kurtuluş Savaşı bittiğinde Mustafa Kemal Atatürk, tek karar verici ve tek egemen güçtü. Her istediğini yapacak ve yaptıracak güce sahipti.  

Atatürk’ten önce savaş kazanan Türkler, kendi adlarıyla veya ailelerinin adlarıyla devlet kurmuşlardı. 

Osmanlı İmparatorluğu, Selçuklu devleti, Babür devleti gibi.  

Atatürk de kurduğu devlete Atatürk Devleti deseydi, geleneklere aykırı olmazdı ve yadırganmazdı. 

İsteseydi kendi adıyla bir Türk devlet kurabilirdi. Kendisini padişah, kral, şah ilan edebilirdi.  

620 yıl padişahlıkla yönetilmiş olan halk, bunu hem yadırgamazdı ve hem de buna hazırdı.   

Bu durum dikkate alındığında Atatürk’ün kendisi padişah ya da kral ilan etmesi diktatör olmasının önünde bir engel yoktu.  

Fakat Mustafa Kemal Atatürk, tarihte o güne kadar örneği görülmemiş bir liderlik örneği sergilediği,  

Kendi adıyla bir devlet kurma, diktatör alma, padişah, kral ya da şah olma peşinde koşmadığı, Kendisini yüceltmenin değil halkını yüceltmenin peşinde koştuğu,  

Anadolu’da halk egemenliğine dayanan Türkiye Cumhuriyeti’nin kurduğu,  

Tek adamın aldığı kararlarla yönetilen saltanat yönetimine son verdiği,  

Yurttaşlar arasında ayırım yapmadan, yurttaşlara seçme ve seçilme hakkını verdiği,  

Ülkenin ve kendilerinin geleceklerini belirlemede söz ve yetki sahibi yaptığı, kendilerine fayda sağladığı için halk,  

Atatürk’ü sevdi ve sahiplendi.  

Kadınları dört duvar arasında çıkardığı, erkeklerin baskı ve zulmünden kurtardığı, kadınlara seçme ve seçilme hakkını verdiği, 

Kadınları hak ve özgürlüklerine kavuşturduğu, kendi geleceklerini belirlemede söz ve yetki sahibi yaptığı, kendilerine fayda sağladığı için kadınlar, 

Atatürk’ü sevdi ve sahiplendi. 

 

Yaptığı devrimler, devrimlerle yaşama geçirilen toplumsal, ekonomik, siyasal ve kültürel değişim ve dönüşümlerle,  

İnsanı merkez alındığı, insana önem ve değer verildiği, insanın yüceltmesi hedeflediği, kendilerine fayda sağladığı için halk,  

Atatürk’ü sevdi ve sahiplendi. 

Halk egemenliğine dayanan Cumhuriyet yönetimi ile, insanlar arasında din, dil, ırk, renk, mezhep ve cinsiyet ayırımı yapmadan, nitelik, yetenek ve becerilerine göre yükselme cumhurbaşkanı, milletvekili, bakan olma fırsatı sunduğu,  

Askeri ve sivil bürokraside görev alma ve yükselme fırsatı sunduğu, kendilerine fayda sağladığı için halk,  

Atatürk’ü sevdi ve sahiplendi. 

Türkçeyi ana dil yaptığı, okullarda Türkçe eğitim yapılmasını sağladığı, 

Arapça yazılı olan Kuran’ı Türkçe çevirttiği, Müslüman Türk halkın Kuran’ı kendi dilinde öğrenmesini, dinini Kuran’a göre yaşamasını, ibadetini Kuran’a göre yapmasını sağladığı, 

Din ve devlet işlerinin birbirinden ayırdığı,  

Kuran dışı yapılar olan, Allah’ı ve dini kullanarak, insanları sömüren, güç ve çıkar sağlayan tarikatları, tarikatların eğitim kurumları olan tekke ve zaviyeleri kapattığı, Allah’ı ve dini kullanarak kendilerini sömüren yapılardan kurtardığı için halk,     

Atatürk’ü sevdi ve sahiplendi. 

Sürekli halkın arasında olduğu, kara tahtanın karşısına geçip halka okuma yazma öğrettiği, Traktörün direksiyonuna geçip halka modern tarımı öğrettiği,  

Ülkenin ve halkın sorunlarına, halkın görüş ve önerilerini alarak, halkla birlikte çözüm ürettiği ve çözdüğü, kendilerine fayda sağladığı için halk,  

Atatürk’ü sevdi ve sahiplendi. 

Ömrü savaşlarda geçmiş, savaşlarda yorulmuş olan, artık savaş istemeyen halka, Savaş zaruri olmalıdır, zaruri olmayan savaş cinayettir” dediği, “Yurtta barış dünyada barış” dediği, yurtta ve dünyada barışı savunduğu,  

Atatürk’ün girişimleriyle, 9 Şubat 1934 tarihinde Atina’da Türkiye ile Batıdaki komşular ülkeler Yunanistan, Bulgaristan, Macaristan, Romanya ve Sırbistan arasında Balkan Paktı barış ve dostluk anlaşmasını imzalandığı  7 Temmuz 1937 tarihinde Tahran’da Türkiye ile Doğudaki komşular ülkeler İran, Irak ve Afganistan arasında Sadabat Paktı Barış ve Dostluk Anlaşması imzalandığı, 

Savaşa son verdiği, Türkiye’yi barışı ve huzura kavuşturduğu, kendilerine fayda sağladığı için halk,  Atatürk’ü sevdi ve sahiplendi. 

Ekonominin yapılanma ve işleyişini dışarıdan borç almadan, kendi sanayisini kendisi yaratma anlayışı üzerine inşa ettiği,  

Ülkenin her tarafını fabrikalarla donattığı, aş ve iş sorunu çözdüğü,  

Bir taraftan Osmanlı Devletin devralınan borçların ödendiği, diğer taraftan da 1923-1938 arasında ortalama %6.5 kalkınma gerçekleştirildiği, kendilerine fayda sağladığı için halk, 

Atatürk’ü sevdi ve sahiplendi. 

Bir gün söylediğinin ertesi gün tersini söylemediği, bir gün yaptığının ertesi gün tersini yapmadığı,  

Halkına yalan söylemediği ve aldatmadığı, ne söz verdiyse onu yaptığı,  

Söyledikleriyle yaptıkları aynı olduğu, kendilerine fayda sağladığı için halk, 

Atatürk’ü sevdi ve sahiplendi. 

Celal Topkan 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
“”