CENDERE’DE ARTIK AĞIT DEĞİL, TEDBİR DUYMAK İSTİYORUZ!
Son olarak Cendere’de bir gencimizi daha toprağa verdik.
Bir anne evlatsız kaldı.
Bir baba evladını toprağa verdi.
Bir ailenin ocağına ateş düştü.
Öncelikle hayatını kaybeden kardeşimize Allah’tan rahmet, ailesine ve yakınlarına sabır diliyorum.
Ancak artık sadece taziye mesajları paylaşmanın kimseye faydası yok.
Çünkü bu acılar artık istisna değil, neredeyse her yaz yaşadığımız bir tablo hâline geldi.
Son yıllarda Adıyaman’da yaşanan boğulma vakalarında 30’un üzerinde vatandaşımızı kaybettik. Bu ölümlerin önemli bir bölümü Cendere’de, Atatürk Barajı kıyılarında ve diğer kontrolsüz su alanlarında meydana geldi.
Şimdi buradan herkes adına soruyoruz;
Daha kaç can toprağa düşecek?
Daha kaç anne evlatsız kalacak?
Daha kaç çocuk annesiz ya da babasız büyüyecek ki bu soruna kalıcı bir çözüm üretilecek?
Her olaydan sonra aynı cümleleri duyuyoruz.
“Suya girmek yasaktır…”
“Vatandaşlarımız dikkatli olsun…”
Peki sonuç değişiyor mu?
Hayır.
Çünkü insanlar sadece yasaklarla durdurulamıyor.
Adıyaman’da yaz sıcağında ailelerin çocuklarını alıp serinleyebileceği güvenli sosyal alanlar yok denecek kadar az. İnsanlar da çareyi Cendere’de, baraj kıyılarında ve göletlerde arıyor.
O hâlde yapılması gereken, sadece yasak koymak değil; güvenli alternatif üretmektir.
Cendere’de, Kahta Çayı’nın DSİ tarafından yapılacak teknik etütlerle uygun görülecek bölümünde kademeli doğal yüzme havuzları oluşturulabilir.
Burada bahsettiğimiz şey, betonarme bir yüzme havuzu değildir.
Doğal yapıyı mümkün olduğunca koruyarak, çayın belirli kesimlerinde alçak taş eşikler oluşturulmasıyla suyun akış hızının düşürüldüğü, kontrollü derinliklere sahip güvenli yüzme alanlarıdır. Bu sistem sayesinde akıntının etkisi azaltılır, tehlikeli bölgelerden uzak, kontrol altında serinleme alanları oluşturulur.
Bu alanlarda;
Cankurtaran hizmeti verilmelidir.
İlk yardım noktası kurulmalıdır.
Can simitleri ve kurtarma ekipmanları hazır bulundurulmalıdır.
Güvenlik kameraları kurulmalıdır.
Çocuklar için sığ yüzme bölümleri oluşturulmalıdır.
Riskli bölgelere fiziksel geçiş engellenmelidir.
Aynı anlayış sadece Cendere ile sınırlı kalmamalıdır.
Atatürk Barajı kıyılarında da, teknik olarak uygun görülen alanlarda kontrollü kıyı yüzme alanları oluşturulmalıdır.
Buradaki amaç da beton havuz yapmak değildir.
Kıyıya yakın bölüm şamandıralarla çevrilerek güvenli yüzme alanı oluşturulabilir. Gerekirse yüzer platformlar ve yüzer iskelelerle desteklenebilir. Su derinliği belirli seviyede tutulur, cankurtaran gözetiminde hizmet verilir ve vatandaşın kontrolsüz noktalara yönelmesi engellenir.
Bu alanlarda ayrıca;
Ailelerin oturabileceği gölgelikler,
Piknik alanları,
Taşınabilir veya sabit tuvalet ve duşlar,
Kadınlarımızın rahatlıkla kullanabileceği mahremiyeti gözeten özel yüzme ve dinlenme bölümleri,
Çocuk oyun alanları,
Düzenli temizlik ve güvenlik hizmetleri sağlanmalıdır.
Çünkü insanlar serinlemek istiyor.
Aileler çocuklarını alıp güvenle vakit geçirmek istiyor.
Bu ihtiyaç görmezden gelinerek sadece yasak koymak çözüm değildir.
Bugün Cendere’de ışıklandırma yapıyoruz…
Konserler düzenliyoruz…
Etkinlikler gerçekleştiriyoruz…
Bunlar elbette yapılsın.
Ancak soruyoruz;
İnsan hayatını koruyacak projeler, bunlardan daha öncelikli değil midir?
Bir gencimizi daha toprağa verdikten sonra yanan ışıkların kime faydası var?
Bir annenin gözyaşı dinmeden yapılan konserler kimin vicdanını rahatlatıyor?
Biz eleştirmek için değil, çözüm üretmek için konuşuyoruz.
Çağrımız başta Valiliğimiz olmak üzere DSİ’ye, belediyelerimize ve ilgili tüm kurumlaradır.
Gelin, artık her yaz aynı acıları yaşamayalım.
Cendere’den ve barajlarımızdan ölüm haberleri değil, insanların güvenle vakit geçirdiği örnek projeler konuşulsun.
Çünkü insan hayatı; ışıklandırmadan da, konserlerden de, gösterişli açılışlardan da çok daha değerlidir.
Bugün bu tedbirler alınmazsa, yarın yaşanacak her acının ardından söylenecek “çok üzgünüz” sözleri, kaybedilen tek bir canı bile geri getirmeyecektir.
Haşim Asnuk
Saadet Partisi Adıyaman İl Başkanı