Hayat Ölümle Karşılaşınca Yorulur

Kalbinizin her atışında biraz daha ağırlaşan hayat… İşte o an anlarsınız ki uzun bir yolculuğun içindesiniz. Ve bu yolculuğun bir yerinde ölümle karşılaşmışsınızdır.

Abone Ol

Hayat Ölümle Karşılaşınca Yorulur

Beren Paşazade

Merhaba sevgili okurlarım,

Bazı sabahlar vardır; gözlerinizi açar, aynaya bakarsınız ama karşınızdaki yüz size yabancı gelir. Göz altlarınıza yerleşen yorgunluk, omuzlarınıza çöken görünmez yük ve kalbinizin her atışında biraz daha ağırlaşan hayat… İşte o an anlarsınız ki uzun bir yolculuğun içindesiniz. Ve bu yolculuğun bir yerinde ölümle karşılaşmışsınızdır.

Belki çok sevdiğiniz bir insanı toprağa vermişsinizdir. Belki ağır bir hastalığın gölgesinden geçmişsinizdir. Belki de yaşamın acımasız temposu, ruhunuzu sessizce tüketmiştir. Sebebi ne olursa olsun, ölümle yüzleşen insan artık eskisi gibi olamaz. Çünkü ölüm, sadece bir son değil; aynı zamanda hayata dair bütün anlamları yeniden sorgulatan en büyük gerçektir.

Yıllardır bu köşede hayatın farklı yüzlerini yazıyorum. Son zamanlarda ise kalemim sürekli aynı noktaya dönüyor: Yorgunluk...

Ancak sözünü ettiğim yorgunluk, bedenin değil ruhun yorgunluğu.

Modern çağ bizden durmadan üretmemizi, tüketmemizi, yarışmamızı, daha fazlasını istememizi bekliyor. Başarılı olmamız, güçlü görünmemiz, hiç yorulmuyormuş gibi yaşamamız isteniyor. Oysa insan makine değildir. Her ruhun dinlenmeye, her kalbin nefes almaya ihtiyacı vardır.

Ne gariptir ki hayat, en çok yorulduğumuz zamanlarda bile bize durma fırsatı tanımaz. Aksine daha hızlı koşmamızı ister. Çünkü durmak, düşünmeyi; düşünmek ise ölümü hatırlatır. Ölümü hatırlamak da beraberinde şu soruyu getirir:

"Bütün bunlar ne için?"

Ölümle yüzleşen insanın dünyası değişir.

Bir çiçeğin açışı daha anlamlı görünür.

Bir çocuğun kahkahası daha kıymetli gelir.

Eski bir dostun sesi, yıllardır duyulmamış bir melodi gibi kalbe dokunur.

Ama aynı zamanda günlük telaşların büyük bölümü de anlamını yitirir. Trafikte geçirilen saatler, bitmeyen tartışmalar, sosyal medyanın gürültüsü, siyasi kavgalar, hırslar, makamlar...

Hepsi bir anda küçülür.

Çünkü ölüm, hayatın en büyük aynasıdır. O aynaya baktığınızda yalnızca faniliği değil, kendi yorgunluğunuzu da görürsünüz.

Geçtiğimiz günlerde yine yüreğimizi burkan haberlerle karşılaştık.

Hayatın yükünü daha fazla taşıyamayan genç insanlar…

Uzun süren hastalıkların ardından "Artık yoruldum." diyerek gözlerini kapatanlar…

Geride kalanlar ise hep aynı cümleleri kuruyor:

"Güçlü ol."

"Dayan."

"Devam et."

Elbette yaşamak mücadele ister. Ancak bazen devam etmeye çalışmanın kendisi de insanı tüketebilir. Herkesin taşıyabileceği yükün bir sınırı vardır. O sınır zorlandığında beden ayakta kalsa bile ruh sessizce yorulur.

Belki de en çok unuttuğumuz şey, insanın dinlenmeye de hakkı olduğudur.

Sevgili okur,

Eğer bugün siz de hayatın ağırlığını omuzlarınızda hissediyorsanız, bilin ki yalnız değilsiniz.

Bir kaybın acısını taşıyor olabilirsiniz.

Yılların biriktirdiği yorgunluğu hissediyor olabilirsiniz.

Ya da sadece yaşamanın yükü ağır geliyordur.

Bütün bunlar insan olmanın doğal parçalarıdır.

Yorulmak utanılacak bir durum değildir.

Dinlenmek zayıflık değildir.

Ağlamak güçsüzlük değildir.

Bazen "Bugün yapamayacağım." diyebilmek bile insanın kendine gösterdiği en büyük merhamettir.

Ölümle karşılaşmış bir hayat, yeniden yürümeyi öğrenmek zorundadır.

Kimi zaman yavaşlayarak…

Kimi zaman durup nefes alarak…

Kimi zaman da yeniden umut etmeyi başararak.

Belki de gerçek cesaret, hiç düşmemek değil; yorulduğunu kabul edip yine de bir gün daha yaşamayı seçebilmektir.

Bir fincan sıcak çayın huzurunda…

Eski bir şarkının hatırasında…

Sevdiğiniz bir insanın omzunda…

Ya da sadece gökyüzüne bakarken…

Hayatın anlamı bazen en büyük başarıların içinde değil, en küçük anların huzurunda saklıdır.

Evet…

Hayat ölümle karşılaşınca yorulur.

Fakat bazen o yorgunluk, insanın kendini yeniden keşfetmesinin de başlangıcı olur.

Yeter ki o yeni başlangıcın kapısını görebilelim.

Bir sonraki yazıda yeniden buluşmak dileğiyle…

Kendinize iyi bakın.

Ve unutmayın; yorulduğunuzda durup dinlenmek de hayatın en doğal hakkıdır.