Irkçılık mı, sığınmacı küstahlığı mı?

Abone Ol

Altındağ'da bir gencin öldürülmesi ile başlayan olaylar üzerine akla ziyan yorumlar yapıldı.

Yeni Şafak, her zamanki yayın politikasıyla, muhalefet liderlerini işte suçlular diye sürmanşetten verdi.

Bilimsel analiz adı altında öldürülen genç görmezden gelinerek tepki gösterenler suçlandı. Olay hiç bir sebep yokmuş gibi -ırkçılık- üzerinden yorumlandı.

Vatandaşın tepkisini abartarak -olayla ilişkili olmayan- diğer Suriyelilere yöneltmesi elbette savunulamaz. Suçun cezasını verecek olan kişiler değil, yargıdır. Vatandaş yargıya güvenmediği için kendi hukukunu kendisi icra etmeye çalışıyor.

Suriyelilere karşı vatandaşın sabrının tükenmesinin nedeni, AKP ve sayın Erdoğan'ın halka rağmen yürüttüğü politikalardır. Hiç bir millet, kendi vatanında ikinci sınıf insan muamelesi görmek istemez. Hiç bir halk, sığınmacıya kendinden fazla imkan tanınmasını kolay kolay hazmetmez.

Hastanelerinizi, üniversitelerinizi kendi vatandaşınıza tanımadığınız imkanlarla bu kişilere açarsanız, bu tip tepkilere de çanak tutmuş olursunuz.

Her tepkiyi ırkçılıkla karşılamak sığınmacı yayılmacılığının önünü açmaktır.Vatandaş ırkçı olmadığını ispat etmek için bütün bir vatanı sığınmacılara mı terk etsin. ABD'nin iş birlikçilerinin yükünü bu millet niçin taşısın?

Şimdi Suriyeliler ülkelerine dönmesin diyenlerin bir kısmı, Suriye'nin bu yapısının yerleşmesini isteyen çevreler oluşturuyor. Kaçıp gelenlerin bir kısmı Esat'ın, bir kısmı PKK'nın mağdurları. Kantonlaşmanın olduğu bölgeler bilinçli olarak muhalif Kürt ve Arap nüfustan arındırıldı. Bu kişiler Suriye'ye geri dönerlerse en çok PKK Kantonları ile sorun yaşayacaklar. Türkiye'nin akıl almaz politikaları ile bölgenin nüfus yapısı değiştirilerek, PKK devleti için engelsiz hale getirildi. İşte sığınmacılar gitmesin, burada kalsın diyenlerin bir kısmı bunun için kalsın diyorlar. İnsani sebep sadece bir maske. Giderlerse PKK için etnik arındırma yapan çevrelerin oyunu bozulacak.

Zaman zaman Suriye sınırında görev yapan personel ile görüşüyorum. Tek bir karakol günde 20-30 sığınmacı yakalıyor. Bunlar 14 gün kamplara kapatılıp, 14 gün sonra ellerine bir kimlik verilip serbest bırakılıyor. Gelenlerin çoğunun savaş veya ölüm korkusu ile ilgisi yok. Esat, on yılda 11 defa af ilan etti. Son affı geçtiğimiz Mayıs ayında verdi. Ülke içinde işlenen bütün suçlar af edildi. Yani artık bir savaş veya ölüm tehdidinden söz etmek mümkün değil,gelenler daha iyi şartlarda yaşamak için geliyorlar.

Ne yazık ki, iktidarın bir sığınmacı politikası yok. Para ve döviz en olmaz politikalara bile evet denilmesine yol açıyor. CB Erdoğan, sığınmacı finansını iyi yönetiyoruz dedi.  Binali Yıldırım sosyal medyada yaptığı bir paylaşımda,"Türkiye AB'nin güvenliğini sağlayan bir ülkedir.Türkiye olmazsa mülteciler Avrupa'yı işgal eder ve büyük bir sorunla karşılaşırlar,"diyor. Yıldırım, mültecilerin büyük bir sorun olduğunu itiraf ediyor ama Avrupa için bu sorunu biz devraldık diyor. Türkiye'yi para karşılığı Avrupa'nın sorunlarını devralan bir ülke konumuna getiriyor.  Hollanda gazeteleri, bir süre önce Yıldırım ailesinin Hollanda'daki servetinin 25 milyar doları aştığını yazmıştı. Yıldırım, AB'nin güvenliğini sağlıyoruz derken aslında servetinin güvenliğini sağlıyor.

CB danışmanı, hani şu, "Receeep Tayyiiip Erdoğan Sallü ala Muhammet," diyerek salavat-ı şerifeye Erdoğan'ı ekleyen danışman, "Türkler de bu coğrafya'da misafirdir," diyor.  Bu akıl almaz beyanlara karşı kimsenin sesi çıkmıyor. En milliyetçi geçinenlerin bile üzerine ölü toprağı serpilmiş gibi.

Ankara Altındağ'da meydana gelen olay buzdağının görünen kısmıdır. Elbette kimsenin bu olayları tasvip etmesi beklenemez.Ancak suçun sadece vatandaşa yüklenmesi yanlıştır.  Vatandaş, kendi vatanında kendisine meydan okunmasından, üstten bakılmasından, misafir gibi değil, ev sahibi gibi davranılmasından rahatsızdır. Bu olayların asıl nedeni budur. Hiç bir ülke şehirlerinde sığınmacı mahalleleri oluşmasına, kolektif hareket imkanı edinmelerine fırsat vermez. Çatışmanın bir nedeni de, şehirlerde kurtarılmış  mülteci mahallelerinin oluşmasına göz yumulmasıdır. Mahallelerde mültecilerin gücü arttıkça pervasız davranma dolayısıyla çatışma riski de artar. 

Suçlu ne muhalefet, ne de vatandaştır. Suçlu  vatandaşın onayını almadan ülkeyi sığınmacılara -vatan- yapmaya çalışanlardır.AB ve ABD'nin dolarları için kapıları sonuna kadar açanlardır.