İYİ Parti ve Kurultayı
Türk siyasetinde bazı kırılmalar vardır ki, yalnızca bir partinin değil, bir dönemin ruh hâlini anlatır. İYİ Parti de işte böyle bir kırılmanın ürünüdür.
Milliyetçi camiada, Milliyetçi Hareket Partisi’nin uyguladığı politikalardan rahatsız olan; partinin iktidara yürümesini arzulayan ülkücüler, Devlet Bahçeli’nin siyasi duruşuna itiraz ederek 30 Aralık 2015’te olağanüstü kurultay çağrısı yaptı. Bu hareketin öncüsü Meral Akşener’di.
Akşener o günlerde şu sözlerle yola çıktı:
“Kimse, üst kurul delegelerimizin üstünde değildir.
İnanıyor ve biliyoruz ki iktidarın tek alternatifi MHP’dir.
Biz kirli ve gizli senaryoların bozulması için kararlıyız.”
Bu sürecin arka planında şahsi bir tanıklığım da var. 2008 yılında iş adamı Mehmet Saçlı’nın oğlunun düğün merasiminde sohbet arasında Meral Akşener’e “MHP’de bir genel başkan değişimine ihtiyaç var, en güçlü adayda sizsiniz” dediğimde, bana net bir cevap vermişti:
“Ben Devlet Bahçeli ile birlikte yürüdüm. Onun karşısına aday olmam şık olmaz.”
Gel zaman git zaman… 2015’te partililer de aynı noktaya geldi ve MHP’de olağanüstü kurultay çağrısı yapıldı. Ancak normal demokrasilerde rastlanmayacak bir tablo ortaya çıktı: Binlerce delegenin iradesi, bir ilçe hâkimi kararıyla yok sayıldı. O gün MHP dışında bir siyasi gelecek düşünmeyenler için artık tek çıkış yolu yeni bir parti kurmak oldu.
Ben o süreçte, siyasi olarak Recep Tayyip Erdoğan’ı destekleyen bir ülkücü olmama rağmen, MHP’de Meral Akşener’in genel başkan olması gerektiğini savundum. Bunun sebebi siyasetten çok ahde vefa idi. 12 Eylül öncesi zor yıllarda, Meral Akşener’in ağabeyi MHP Kocaeli il başkanı Nihat Gürer ile yol arkadaşlığımız oldu, o dönem aranan biri olarak benimle ekmeklerini aşlarını paylaştılar. O süreçte Kocaeli MHP kadın kolları başkan ı Nazife kandemir, başkan yardımcısıda meral Akşener’di.
Ne var ki siyaset, çoğu zaman vefayı değil bedeli hatırlatır. O gün verdiğim destek, bana elektrik, su, yol, köprü ve yurt dışı çıkış yasağı olarak döndü. Yine de pişman değilim; çünkü durduğum yer doğruydu, ben bana yakışanı yaptım.
İYİ Parti, muhalefette kısa sürede ilgi odağı oldu. Kırk yıllık MHP’ye yakın oy oranlarına ve milletvekili sayısına ulaştı. Ancak Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde, aday belirleme aşamasında Kemal Kılıçdaroğlu karşısında yaşanan siyasi manevralarla güven kaybetti. Akşener masadan kalktıktan sonra geri dönmeseydi, İYİ parti de bu kadar ağır bir hasar da oluşmazdı.
Seçim yenilgisi ve yıpratıcı süreç sonunda Akşener aday olmadı; zorlu kurultayın ardından Musavat Dervişoğlu genel başkan seçildi. Ancak yeni yönetim, Akşener’e yakın milletvekillerini partide tutacak güçlü bir siyaset geliştiremedi. Kürşad Zorlu, Ünal Karaman başta olmak üzere birçok isim partiden ayrıldı.
Geçtiğimiz hafta yapılan büyük kurultay, İYİ Parti için önemli bir fırsattı. Ne var ki ekonomik kriz, enflasyon, Orta Doğu’daki gelişmeler, emekliler ve dar gelirli kesimler için inandırıcı bir umut üretilemedi.
Partinin vitrinine, “Türkiye’yi bunlarla yöneteceğiz” denilecek güçlü ve tecrübeli isimler yerleştirilemedi.
Genel başkanın grup konuşmaları partililerde heyecan yaratıyor, bu kıymetlidir. Ancak mesele yalnızca salonları coşturmak değildir. 80 milyon Türkiye’yi, 300 milyonluk Türk dünyasını heyecanlandıracak projeler ve vizyon gerekir.
Bugün ana muhalefet Cumhuriyet Halk Partisi ciddi biçimde yıpranmışken, İYİ Parti bu süreci doğru yönetebilseydi ana muhalefet konumuna yükselebilirdi. CHP’den ve diğer partilerden umudunu kesenler için bir liman olabilirdi.
Kimse Müsavat Dervişoğlu’nun samimiyetine, mertliğine, adamlığına söz söylemiyor. Ancak unutmayalım; aynı vasıflar Muhsin Yazıcıoğlu’nda da vardı. Ne yazık ki bu meziyetler sandığa yeterince yansıtılamadı.
Medya ve iletişim açısından bakıldığında da İYİ Parti, sahip olduğu potansiyele rağmen oldukça zayıf. Öyle ki, yeni kurulmuş bazı partiler bile daha organize bir görüntü veriyor. Kurultayın üzerinden yalnızca üç gün geçti ve gündemden düştü. Oysa kurultaylar, yıllarca konuşulması gereken siyasi eşiklerdir.
Türkiye’nin İYİ bir muhalefet partisine ihtiyacı var. Bu ihtiyaç iktidar partisi AK partinin de ihtiyacıdır; çünkü güçlü muhalefet, iktidarı daha iyi performansa zorlar. Bugün Türk bayrağı gönderden indirilirken, yakılırken, ortada etkili bir muhalefet yoksa; bu hepimizin sorunudur.
Son söz net ve sade:
Önce İYİ Parti’nin gerçekten “İYİ” olması gerekiyor.