KADİM ŞEHİR ŞANLIURFA

İnanç turizminin başkenti Şanlıurfa, ancak tarihsel büyüklük ile güncel sosyo-ekonomik göstergeler arasındaki mesafe de dikkat çekicidir.

Abone Ol

KADİM ŞEHİR ŞANLIURFA

Kadim Şehir, Kırılgan Gelecek

Şanlıurfa…

İnsanlık tarihinin en eski yerleşim merkezlerinden biri.

Neolitik çağdan bugüne uzanan bir medeniyet hafızası.

İnanç turizminin kalbi, genç nüfus oranı en yüksek illerden biri, tarımsal üretimde stratejik bir merkez.

Ancak tarihsel büyüklük ile güncel sosyo-ekonomik göstergeler arasındaki mesafe dikkat çekicidir.

Bu yalnızca bir algı değil; resmî verilerle de görülen bir gerçektir.

SEGE Ne Söylüyor?

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yayımlanan SEGE-2022 (Sosyo-Ekonomik Gelişmişlik Endeksi) sonuçlarına göre Şanlıurfa, Türkiye’de en düşük gelişmişlik kategorisi olan 6. kademe iller arasında yer almaktadır.

Bu tablo;

Eğitim, İstihdam, Gelir düzeyi,Sanayi kapasitesi, finansal erişim, Demografik yapı gibi çok sayıda göstergenin birleşik sonucudur.

Bir başka ifadeyle, Şanlıurfa potansiyel açısından güçlü; ancak kalkınma göstergeleri açısından kırılgan bir şehir görünümü vermektedir.

TÜİK Verileri ve Gerçeklik

TÜİK’in yayımladığı gelir ve yaşam koşulları göstergelerine bakıldığında;

Kişi başına düşen gelirin Türkiye ortalamasının belirgin şekilde altında olduğu,

Genç nüfus oranının yüksekliğine rağmen iş gücü piyasasında yeterli karşılık bulunamadığı,

Eğitim göstergelerinde ülke ortalamasının gerisinde kalındığı görülmektedir.

Genç nüfus avantajdır.

Ancak eğitim ve istihdam politikalarıyla desteklenmezse sosyal risk üretir.

Şanlıurfa’nın bugün karşı karşıya olduğu temel mesele tam da budur:

Demografik güç ile ekonomik kapasite arasındaki uyumsuzluk.

Deprem, Şehircilik ve Planlama

6 Şubat depremleri, şehir planlamasının hayati önemini ortaya koydu. Buna rağmen;

Kentsel yoğunluk politikalarının kamuoyunda geniş katılımla tartışılmaması,

Zemin ve yapı güvenliği konusunda şeffaf veri paylaşımının sınırlı kalması,

Yatay mimari perspektifinin güçlü biçimde kurumsallaşamaması, geleceğe dair soru işaretlerini artırmaktadır.

Kadim bir şehir, kırılgan bir planlama anlayışıyla geleceğini garanti altına alamaz.

Tarım Havzası mı, İmar Alanı mı?

Şanlıurfa Türkiye’nin en önemli tarım üretim merkezlerinden biridir. GAP yatırımlarıyla birlikte bu potansiyel daha da artmıştır.

Ancak birinci sınıf tarım arazilerinin imara açılması, uzun vadede üretim kapasitesini zayıflatma riski taşır.

Kalkınma; verimli toprağı betonla kaplamak değil, katma değerli üretime dönüştürmektir.

Bu noktada sivil toplumun görevi yalnızca izlemek değil, bilimsel raporlar ve kamuoyu baskısıyla yön vermektir.

Sivil Toplum Nerede Duruyor?

Modern şehir yönetiminde STK’lar; Karar süreçlerinin denetleyicisi, Şeffaflığın güvencesi,

Uzun vadeli planlamanın takipçisi, Toplumsal aklın kurumsal temsilcisidir.

SEGE’de 6. kademede yer alan bir şehirde sivil toplum daha yüksek sesle konuşmalıdır.

Veriye dayalı analiz üretmeli, şehir vizyonu talep etmeli, günü kurtaran projeler yerine 50 ve 100 yıllık stratejiler istemelidir.

Bu bir siyasi çağrı değildir.

Bu, kurumsal sorumluluk çağrısıdır.

Hancı ve Yolcu Gerçeği

Belediye başkanları dönemliktir.

Milletvekilleri dönemliktir.

Bürokratlar geçicidir.

Ama şehir kalıcıdır.

Şehir kalıcıysa, kurumsal hafıza da kalıcı olmalıdır.

Bu hafızanın adı ise güçlü ve bağımsız sivil toplumdur.

Sonuç

Şanlıurfa potansiyelsiz bir şehir değildir.

Aksine; genç nüfusu, tarım gücü ve tarihsel sermayesiyle büyük bir avantaja sahiptir.

Ancak SEGE verileri ve TÜİK göstergeleri bize şunu söylüyor:

Potansiyel yönetilmezse kırılganlık artar.

Kadim bir geçmiş, otomatik olarak güçlü bir gelecek üretmez.

Gelecek; planlama, liyakat, şeffaflık ve cesaretle inşa edilir.

Ve artık soru nettir:

Şanlıurfa, tarihine yakışır bir kalkınma vizyonu ortaya koyacak mı?

Yoksa potansiyel ile performans arasındaki makas daha da mı açılacak?