Hayatın Rengi Kadın: Solarsa Eksilir, Güçlenirse Dünya Güzelleşir
Ben bir kadınım. Dünyayı bir kadının gözlerinden seyrediyor, hayatı bir kadının kalbiyle göğüslüyorum. Tam da bu yüzden, nerede görsem altını çizdiğim o meşhur söz zihnimde bir slogan gibi yankılanır durur: “Hayatın rengi kadındır.”
Peki, nedir bu renk? Sadece estetik bir dokunuş mu, yoksa varoluşun ta kendisi mi?
Kadın; hayatın her kesitinde, her sokağında, her sessiz çığlığında var. Üretiyor, emek veriyor, seviyor, koruyor ve en önemlisi; elleriyle geleceği şekillendiriyor. Ancak modern dünyanın sahnelerinde kadın olmak, göründüğünden çok daha ağır bir yükü omuzlamayı gerektiriyor.
Görünmeyen Emeğin Görünür Savaşçıları
Bugün kadınlardan mucizeler yaratması bekleniyor. Hem kariyer basamaklarını hızla tırmanması teşvik ediliyor hem de geleneksel rollerin o dar sınırları içinde kusursuz kalması isteniyor. Başarılı olmak, hep güçlü durmak, çevresindeki herkese yetmek zorunda olan kadın, günün sonunda kendi hayallerini sessizce ertelemek durumunda kalıyor.
Ortada devasa, fakat bir o kadar da "görünmeyen" bir emek var.
Evde, iş yerinde, okulda ya da hayatın herhangi bir kör noktasında; sessizce, gösterişsizce mücadele eden milyonlarca kadınız. Yoruluyoruz ama vazgeçmiyoruz. Düştüğümüz yer, bizim yeniden ayağa kalkış hikayemizin başladığı yer oluyor. Çünkü biliyoruz ki; hayat bazen kadınlara karşı adil davranmıyor ve bizler güçlü olmak zorundayız.
Değişim Dokunuşla Başlar
"Bir kadın sadece hayatın bir parçası değil, hayatın ta kendisidir. Sevginin, emeğin, fedakârlığın ve direncin diğer adıdır."
Tüm bu zorlukların ortasında, içimizi aydınlatan koskoca bir umut var. Bugün eğitimden bilime, sanattan spora kadar her alanda ezber bozan başarı hikayeleri yazıyor kadınlar. Ve yazılan her başarı hikayesi, bir başka kadının zincirlerini kırması için cesaret meşalesi oluyor.
Çünkü kadın değiştirir. Dokunduğu hayatı güzelleştirir, sevgiyi büyütür, bulunduğu yere değer katar.
Bu Renk Solarsa, Dünya Kararır
Bir kadın ve bir yazar olarak şuna tüm kalbimle inanıyorum: Kadının değer gördüğü, saygıyla sarmalandığı ve eşit fırsatlara sahip olduğu bir toplum, sırtı yere gelmeyecek kadar güçlü bir toplumdur. Hayatın rengi kadındır. Ve bu renk bir lütuf değil, yaşamın temel taşıdır.
Şunu asla unutmamalıyız: Bu renk solarsa hayat eksilir; bu renk güçlenirse dünya güzelleşir.