Kadın annedir. Doğuran ve üretendir. 

Ailenin ve toplumun varlık kaynağıdır. 

Toplumun geleceğini şekillendiren dinamizmin motor gücüdür.   

Kadınlar ve erkekler arasındaki eşitlik, demokratik toplumun temel ilkesidir.  

Tarihsel süreç içinde: 

  • Kadına önem veren, kanının dinamizminden yararlanan, kadının yönetimde etkin ve belirleyici olduğu toplumlar, gelişmiş, kalkınmış, barış ve huzura kavuşmuşlardır.   
  • Kadının toplumsal, ekonomik, siyasal ve kültürel yaşamda etkin ve belirleyici olduğu toplumlarda; demokrasi, hukuk, hak ve özgürlükler gelişmiştir.  Yaşam kalitesi yükselmiştir.  
  • Kadının toplumsal, ekonomik, siyasal ve kültürel yaşamda etkin ve belirleyici olduğu Batı Avrupa ülkeleri, bu duruma somut örnektir. 

    Kadının toplumsal yaşamda etkin ve belirleyici olmadığı toplumlarda: 
  • Demokrasi ve hukuk gelişemiyor.  
  • Hak ve özgürlükler gelişemiyor ve güvenceye kavuşamıyor.  
  • Toplumsal sorunlar çözülemiyor. Toplum kalkınamıyor, gelişemiyor, zenginleşemiyor barış ve huzura kavuşamıyor. 
  • Kadının toplumsal, ekonomik, siyasal ve kültürel yaşamda etkin ve belirleyici olmadığı, İslam ülkeleri bu duruma somut örnektir.  

    Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti’ni aklın ve bilin öngörüsünde halk egemenliğine dayalı kurdu.  Aklın bilimin öngörüsünde inşa edildi.  

    Atatürk’ün yönetiminde devrimler, aklın ve bilimin öngörüsünde yapıldı.  

    Devrimlerle yaşama geçirilen toplumsal, ekonomik, siyasal ve kültürel değişim ve dönüşümlerle, insan merkez alındı. İnsan önemsendi ve insana değer verildi. İnsanın yüceltilmesi amaçlandı.  

    Halk egemenliğine dayanan Cumhuriyet yönetimi ve yapılan devrimlerle çağdaş uygarlık seviyesinin yakalanması ve ilerisine geçilmesi amaçlandı.  

    Atatürk’e göre Türkiye Cumhuriyet’inin kuruluş felsefesi ile hedeflenen çağdaşlaşma hedefinin gerçekleşmesi ancak kadınların toplumsal, ekonomik, siyasal ve kültürel yaşamda etkin ve belirleyici olması ile mümkündü.  

    Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan 2 yıl 3 ay 18 gün sonra, 17 Şubat 1926 tarihinde, İsviçre medeni kanunu örnek alınarak Türk medeni kanunu çıkarıldı.  

    Kadınlara seçme ve seçilme hakkı verildi.  

    Kadınlar, 1930 yerel seçimlerinde belediye başkanı, belediye meclis üyesi, il genel meclisi üyesi ve muhtar seçildiler.  

    1935 seçimlerinde 18 kadım milletvekili seçildi. 

    Kadınların, toplumsal yaşamada etkin ve belirleyici olmaları sağlandı.  

    Batı Avrupa’nın önde gelen ülkelerinden kadına seçme seçilme hakkı: 

    İngiltere’de 1928 yılında,  

    İspanya ve Portekiz’de 1931yılında,  

    Fransa’da, 1944 yılında,  

    İtalya’da 1945 yılında,  

    Yunanistan’da 1949 yılında, 

    Türk Medeni Kanunu’nun alındığı İsviçre’de kadına seçme seçilme hakkı, 1971’de verildi.                 

    Atatürk’ün yönetiminde, Avrupa’nın önde gelen ülkelerinden çok daha önce kadınlara seçme ve seçilme hakkı verildi. 

    1 Kasım 1945 tarihinde çok partili siyasal sisteme geçildi. Çok partili siyasal dönemde, kadının toplumda ve siyasal yaşamda etkinliğine ve belirleyiciliğine yer verilmedi. Çok partili siyasal sistem, ülkenin kalkınmasına ve gelişmesine, beklenen katkıyı sağlayamadı. Türkiye, gelişemedi, kalkınamadı, zenginleşemedi. Barış ve huzura kavuşamadı. 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner28

“”