"KEREM KE" (BUYRUN GELİN)VALİ KARALOĞLU İLE "BAŞIM GÖZÜM ÜSTÜNE"

Abone Ol

Bugün günlerden Diyarbakır diyelim mi? Bence diyelim çünkü dilimde anlatacak güzel haberler var Şehr-i Kadim e dair...

Bugün günlerden Diyarbakır diyelim mi? Bence diyelim çünkü dilimde anlatacak güzel haberler var Şehr-i Kadim e dair...

Henüz bir yılı dolmadan ardı ardına projeleri hayata geçirdi “kerem ke” mottosuyla tanınan ve sevilen Diyarbakır Valisi Münir Karaloğlu...
“Kerem ke” yani Diyarbakır’a, değerlerine, tarihine, kültürüne, insanına yüreği ve emeği eşliğinde “buyrun” diyerek kolları sıvayan Vali Karaloğlu ile hafta içi değerli bir söyleşi gerçekleştirdik...
Yapılan çalışmalara, bu çalışmalar sonucu beklenen dönüşlere, eksiklere, şehrin isteklerine ve önümüzdeki sürece dair hayata geçirilmeli planlanan projelere dair zihninden dökülen kelamları aktaran Vali Karaloğlu “yapacak çok işimiz var çünkü bu kadim şehrin geçmişe dair yaraları henüz tam olarak iyileşmemiş...” derken derin bir iç çektim “hem de nasıl” diyerek...
Diyarbakır Valisi Münir Karaloğlu bölgeye yabancı değil. Van’ın en zorlu günlerinde hızlı ve çözüm odaklı hareket ederek şehrin yaralarını hızla saran Vali Karaloğlu sonrasında Antalya’yı görev yeri olarak bildi ve bu kez Antalya adına kolları sıvadı..
Antalya’da teri soğumadan bu kez Diyarbakır  “ser sere ser çawa” demişti Vali Karaloğlu’na...
Tarihiyle, mutfağıyla, bereketli toprağıyla, zengin kültürel yansımalarıyla benim ben diyen şehirlerimizden biri olmasına rağmen şimdiye kadar hak ettiği potansiyeli maalesef yakalayamamış bir şehir Diyarbakır... Vali Karaloğlu anlatırken çoğu yerde dilimin ucuna gelen “bunu ilk kez duydum” şaşkınlık ifademi ayıp olmasın diye geri yolladım zihnime... İnanıyorum ki sadece ben değil atadan Diyarbakırlılar da biliyordur Vali Karaloğlu’nun anlattıklarını...
Evet Diyarbakır ve bölge hak ettiği potansiyeli maalesef yakalayamadı şimdiye kadar... Diyarbakır 12 bin yıllık tarihi birikimine denk gelmesi gereken turizm yatırımını ve turist sayısını yakalayamadı şimdiye kadar... Bu minvalde Vali Karaloğlu ile Mezopotamya’nın Altın Üçgeni “Kültür ve İnanç Destinasyonu” Çalıştayı yapılarak bölgenin Türkiye’nin önde gelen kültür ve turizm havzalarından birine dönüştürülmesi için alınacak tedbirler ve yapılması gerekenler belirlendi...
Diyarbakır ile özdeşleşen Sur’ların ihya çalışmalarıyla birlikte artık şehre gelen turistler surları kesintisiz bir keyifle gezip görme şansına kavuşacak...

12 bin yıllık tarihinde birçok medeniyete ev sahipliği yapmış Diyarbakır’ın insanlık tarihine sunacağı bilgileri ortaya çıkartmak üzere Amida Höyük ve Çayönü, Körtik Tepe ve Zerzevan kalelerinde çalışmalar hızla devam ediyor...

İlçe merkezine 15 km. uzaklıkta Duru (Derkam) Köyü’nün kuzeyindeki İnceburun Dağları’nda Eshab-ı Kehf Mağarası bulunduğunu biliyor musunuz? Ben bilmiyordum ve benimle birlikte bunu kimseler de bilmiyordu maalesef! Mağaranın biraz aşağısında Eshab-ı Kehf adına yaptırılmış ve “Der-i Rakim Kilise”sine ait kalıntılar bulunmakta... Mayıs ayı içerisinde bu alanın inanç turizmine kazandırılmasına dair proje hayata geçirilecek...

Sadece tarihin görünen kısmı yok elbette projelerde. Dünya mutfaklarını besleyen lezzet kaynağı Mezopotamya’nın gözbebeği Diyarbakır, zengin lezzet ve ürün yelpazesiyle Vali Karaloğlu’nun odağında... Bu ürünleri ve lezzetleri geliştirmeye, duyurmaya, ticari kaynağa dönüştürmeye dair çok önemli gastronomi başlıkları belirlenmiş ve hayata geçirilmeye başlanmış...

Şehrin efsaneye dönmüş fakat bir türlü kapısı aralanmamış bir “tramvay” projesi var yıllardır...İşte Vali Karaloğlu o efsaneyi Kaf Dağı’nın ardından çıkarıp üzerindeki tozları silkeledi ve Ulaşım Daire Başkanlığı'na iletip hafif raylı sistemin projelendirilme ihalesinin gerçekleştirilmesini sağladı... Verilen teklifler ihale komisyonunca değerlendirildikten sonra en kısa zamanda karara bağlanacak...

Bereketli Mezopotamya dediğimiz bu topraklar kültürü gibi hak ettiği potansiyeli şimdiye kadar yakalayamadı maalesef! Ne ürün çeşitliliği ne de verimi ve kalitesi bu bereketli topraklara yakışmadı! Bu yönde de önemli projeler hayata geçirildi elbette... Ah bir de termal kaynaklar elde edilse ve dört mevsim üretime geçirilse bu verimli topraklar! İşte siz o zaman görün Mezopotamya’nın bereketini, cömertliğini, ürün kalitesini ve yelpazesini...

Aslında Vali Karaloğlu’ndan Diyarbakır’a dair dinlediklerimin listesi uzadıkça uzuyordu çünkü karşımda hızlı ve yerinde gören, düşünen, hareket eden, çözüm üreten, sonuca gitme konusunda sebatkâr davranan bir insan vardı... 

Ve Diyarbekirspor vesilesiyle “Şampiyonluk Sevincini” de Vali Karaloğlu ile yaşadı Diyarbakır... Pandemi sebebiyle kutlamalar bayram sonrasına ertelense de şampiyonluk doping etkisi yarattı şehirde... Bununla birlikte “spor sadece spor için değil toplumun ve gençlerin menfaati için” de olmalı misyonunu umarım önümüzdeki sezondan itibaren Diyarbekirspor ve şehrin dinamiklerinden görürüz...

Dediğim gibi kısa zamanda sayısız yatırım ve iyileştirme çalışmalarına vesile oldu Vali Karaloğlu fakat aslolan bu hizmetlerle birlikte insanların şehrine sahip çıkması ve yapılan hizmetlere dört elle sarılması olmalı...

Vali Karaloğlu bugün var yarın yok fakat Diyarbakır ve Diyarbakırlı daim olmalı şehri, değerleri, geçmişi, geleceği, evlatları adına...

Öyle ki insanlar şehrine karşı sadık ve emekçi olursa şehre gelen her idareci de kendini “ne yapabilirim” diyerek görev aşkıyla paralar fikren ve zikren...

Bölgenin sosyal mesajlar veren sayısız yansıması var. Bunlardan biri de “şehriye günleri... “Mahallenin kadınları her gün bir evde toplanıp o evin ihtiyacı olan bir yıllık şehrine el birliğiyle kesilirken mahallede olanlar, sorunlar, çözümler, gençlerin hayırlı izdivacına yönelik arayışlar ve daha nicesi konuşulurken istişarelere, kaynaşmaya ve bir nevi deşarj olmaya yarayan “şehriye buluşmaları” o sohbetler eşliğinde fark edilmeden dağlar gibi şehriyenin de kesilmesine vesile olur...

Şehriye tek başına minnacık bir zerreyken mahalle kadınlarının ortak hareket etmesiyle koca koca dağları doğuruyor...

İşte Diyarbakır üzerinden şehirlerimizin de ihtiyacı olan bu; kişisel değil ortak menfaatler doğrultusunda buluşmak ve hareket etmek...