Kıyameti yaşadığımız saat: 6 Şubat 4.17
6 Şubat 2023 saatler 4.17’yi gösteriyordu…
O sabah Türkiye, yalnızca uykusundan uyanmadı.
Bir ülke, aynı anda evlatlarını, annelerini, babalarını, kardeşlerini ve geleceğini kaybetti.
Pazarcık merkezli deprem; Hatay’da, Adıyaman’da, Kahramanmaraş’ta, Malatya’da şehirleri haritadan sildi.
Sokaklar çöktü.
Evler sustu.
Hayatlar yarım kaldı.
Binlerce bina, içinde yaşayan insanlarla birlikte yere kapandı.
Duvarlar insanların üstüne devrildi.
Yatak odaları mezara, salonlar sessizliğe dönüştü.
O enkazların altında;
kolu kopanlar vardı,
bacağını kaybedenler vardı,
çocuğunu son kez koklayamayan anneler,
eşinin elini bir daha tutamayan kadınlar,
anne-babasını bir gecede yitiren çocuklar vardı.
Bazıları saatlerce…
Bazıları günlerce…
Karanlıkta, soğukta, korkunun en saf haliyle kurtarılmayı bekledi.
Bir çocuğun, enkazın altında “anne” diye fısıldadığı ama cevabın gelmediği o an…
Bir annenin, sesi ulaşsın diye betonlara vura vura evladını çağırdığı o çaresizlik…
Bir babanın, enkaz başında sabaha kadar diz çöküp dua ettiği ama sabahın hiçbir şey getirmediği o sessizlik…
Milletvekilimiz ailesiyle birlikte aile apartmanında depreme yakalandı, topluca hayatını kaybettiler.
Kıbrıs’tan voleybol müsabakası için gelen 35 çocuk, hayata birlikte tutunmuştu; hayata birlikte veda ettiler.
Formalarını çıkaramadan, hayallerini anlatamadan, annelerine son kez sarılamadan hayata veda ettiler…
Ve aile apartmanları…
Bir soyadının aynı anda silindiği binalar…
Dün düğün konuşulan dairelerde bugün ağıt yankılandı.
Aynı sofrada iftar açanlar, aynı mezarlıkta yan yana defnedildi.
Bu bir doğal afet miydi?
Evet.
Ama bu acının tamamı doğal değildi.
Bu felaket; ihmalin, denetimsizliğin, “bir şey olmaz” anlayışının,
göz göre göre gelen bir yıkımın adıdır.
Yine de karanlığın içinde insanlık vardı.
Tanımadığı can için enkaza girenler…
Elindeki son battaniyeyi paylaşanlar…
Uykusuz, aç, yorgun ama vazgeçmeyen kurtarma ekipleri…
6 Şubat bize şunu öğretti:
Hayat bir saniyedir.
Bir bina bir imzadır.
Bir ihmal, binlerce mezardır.
Bugün enkazlar kaldırıldı belki…
Ama annelerin içindeki boşluk hâlâ duruyor.
Çocuk odaları hâlâ sessiz.
Mezar taşları hâlâ çok yeni.
6 Şubat bir tarih değildir.
6 Şubat, unutulursa tekrar yaşanacak bir felakettir.
Bu yüzden hatırlamak zorundayız.
Unutmamak değil sadece; unutturmamak zorundayız.
Çünkü bu topraklarda;
unutulan her acı,
bir gün yeniden kapıyı çalıyor.