Kızımla gittiğimiz sergide çok etkilendik!

Çok etkilendim. Sergiden parçalar o gece rüyama girdi. Annemle konuşurken şunu sorguladık: Her şeyi bu kadar açık göstermek bir tür şiddet mi?

Abone Ol

Kızımla gittiğimiz sergide çok etkilendik!

Kızımın yorumu üzerine bir şey yazamadım..

Annemle dün Tracey Emin’in sergisini gördük.

Çok etkilendim. Sergiden parçalar o gece rüyama girdi. Annemle konuşurken şunu sorguladık: Her şeyi bu kadar açık göstermek bir tür şiddet mi?

Mesane kanseri ameliyatı sonrası çekilmiş çıplak fotoğrafları vardı. Karnında meme ucu gibi görünen, kanayan bir delik… Mesanesi alındığı için idrar çıkışı oraya yapılmış.

Başka bir odada yıllar önce de sergilenen yatak odası vardı ( o dönem bu sanat değil teşhir demişti bazıları yatak odasını halka sunduğu için)

Dağınık, kirli, ağır bir gecenin kalıntıları…

Kirli kilot, çorap, vibratör, sigara izmaritleri, kondom, boş votka şişesi.

Diğer bölümlerde cinsel istismar, taciz, kürtajlar, kanser, hastalıklar….Çocukluk travmaları, intihar düşünceleri.

Bir hayatın alabileceği en ağır konular, ucundan köşesinden değil; mektuplarla, fotoğraflarla, videolarla en yalın haliyle sunulmuştu.

Bir insanın kanlı görüntülerini, kirli iç çamaşırını, kondomunu, taciz anılarını halka sunması ne anlama gelir?

Teşhir mi?

Narsistlik mi?

Yoksa utanmamız öğretilmiş olanı görünür kılmak mı?

Bazı fotoğraflar, yazılar beni zorladı. Ama aynı zamanda kanla, hastalıkla, ölümle, engelli kalmakla, tacizle ilgili duygularıma çok derin bir yerden dokundu.

Belki de sanat her zaman estetik haz vermek zorunda değil.

Bazen rahatsız etmek, sinir sistemini tetiklemek, bastırılmış olanı görünür kılmak da sanatın alanıdır. Tıpkı terapi gibi.

Ayrıca bazıları kanlı ameliyat görüntülerini eleştirmiş. Şunu düşündüm: Bedenimizden akan kanı neden saklamak zorundayız? Neden bundan utanıyoruz?

Regl kanı saklanır.

Kürtaj fısıldanır.

Ameliyat izleri gizlenir.

Ama savaş görüntüleri prime time’da döner.

Dünyada insanlar kan akıtır.

Bebeklerin kanı akar— bunun sorumluları utanmaz. Saklanmaz.

Ama biz bedenimizden akan en masum kanı saklıyoruz.

Ameliyat sonrası karnımızda açılan yarayı saklıyoruz.

Regl kanımızdan utanıyoruz.

Emin bu utanç mekanizmasını ters yüz ediyor. “Utanç verici” kabul edilen şeyi ortalığa koyuyor ve diyor ki: Bu hayatın ta kendisi.

Belki bu sergide şiddet gibi hissedilen şey kanın ya da trajik anların sunumu değil.

Kontrol kaybı.

Fanilik.

İnsanın kırılabilir oluşu. Yüzleşmek istemediklerimiz!