Mikrobiyoloji literatürüne ansızın giren ve tüm dünyayı kasıp kavuran yeni bir hastalıktan söz ediyoruz.

Hastalığın ölümcüllük oranı yüzde 2!
Tanı konulduğundan buyana virüsün yol açtığı ölüm sayısı 4 Bin civarında.
Dünya sağlık örgütü, küresel salgın anlamına gelen "Pandemi" ilan etti.
Dünya medyası ve sosyal iletişim ağları sadece bu konuyu konuşuyor.
-E ne var bunda? Elbette konuşulacak!
Diyorsanız, ya çok safsınız, yada konuya Fransız!
Dünya üzerinde varolan hastalıklar silsilesine ve sair ölüm sayılarına kısa bir göz atsa idiniz, burada bir bit yeniği olduğunu hemen anlardınız.
Mesela, sadece soğuk algınlığından iki ay içinde ölenlerin sayısının Altmış dokuz bin altı yüz iki kişi olduğunu, kanserden ölen kişi sayısının 1 milyon yüz yetmiş yedi bin olduğunu da!...
Bu rakamlar eşliğinde bakıldığında,iki ay içerisinde toplam ölüm vakasının 4 Bin civarında olduğu bilinen "Koronavirüs" hakkında kopartılan yaygarayı normal bulur musunuz?
Halkta ki panik ve korkunun sebebi makul karşılanabilir.

Zira, yeni ve henüz ilacı bulunamamış olması, insanları endişeye sevk edebilir. Ancak, dünyada asırlardır var ola gelen hastalıklarla mukayese edildiğinde ve öldürücülük açısından onlarla mukayese bile edilemeyecek derecede hafif kalan bu virüs ile ilgili yaygara kopartan uluslararası kuruluşlar ve devletlerin başka bir amacı olmalı!
Çok basit bir komplo teorisi ortaya atayım.

- Virüs, gelişmiş bir labaratuarda üretilir ve bir anda, özellikle dünyanın en kalabalık ülkesinde yani Çin'de vizyona girer. Bunun birkaç veya daha fazla sebebi olabilir. Örneğin; Çin, nüfus yoğunluğu ile mikrobun çok çabuk yayılmasına elverişli bir potansiyeline sahip olduğu gibi, ABD ve Batı ekonomisine büyük darbe vuran üretim cennetidir.

Ucuz işçilik sayesinde, iletişimden otomotive, tekstil den, sanayi ürünlerine kadar her alanda ucuz ve kaliteli üretim yapıyor. Hal böyleyken, Çin'in durdurulması gerekmektedir.

Sadece bu kadar mı?
Değil elbette!
Hedefte ıslah edilmesi gereken kaç ülke var ise, hepsi kısa sürede bu virüsün "Algı" stratejisine teslim olacaktı ve oldu da!
İran, öteden beridir İsrail ve ABD yönetimlerinin, Ortadoğu'yu dizayn ve işgal projelerinde kullandıkları en büyük bahane değil miydi?
İşte şimdi bu virüsün saldırısı altında ekonomisi batmak üzere.
AB'nin söz dinlemeyen çocuğu İtalya, bu virüsün vurduğu, Çin'den sonra ikinci ülke durumunda.
****
Eski bir söz var, hepinizin bildiği "Şu'uyu vuku'undan beter"
Yani, şaiyası, dedikodusu, söylentisi, fiilin kendisinden daha kötü, daha can alıcı ve daha yok edici..
Bugün, tüm dünyada en çok konuşulan ve halkı korkuya sevk eden Koronavirüs tam olarak budur!
Virüsün görüldüğü ülkelerin ekonomileri tarumar oluyor. Üretim duruyor, turizm iflas ediyor, kültürel ve sanatsal etkinlikler tükeniyor. İnsanlar sokaklardan evlerine tecrit ediliyor. Tam bir korku filmidir izlediğimiz.


Oysa, yetkililer çağrı yapıyor. Çözüm basit. Gündelik alışkanlıklarımıza "Temiz" olmayı ve özen göstermeyi ekleyeceğiz hepsi bu!
Virüs bulaşıcı olabilir. Belki bulaşabilir de! Ancak, virüsün öldürücü olma özelliği sadece yüzde 2
Buda en çok yaşlı ve kronik hastalığı bulunanlarda.

Sonuç olarak, yüzde ikilik bir risk icin, yüzde bir milyonluk korku ve paniği sebebi kesinlikle "Koronavirüs" değil, bunun altında pompalanan algı ve korku pompalanmasıdır. İşte asıl korkulmasi gereken şey bu ve sorulması gereken sual budur.
"Bunu pompalayanlar kim ve amaçları nedir?"