Saray, dövize olan rağbeti azaltmak için bir hamle yaptı. Parasını TL olarak bankaya yatıranlar, vade sonunda yatırdıkları tarihle çektikleri tarih arasındaki kur farkını da alacaklar. Yani dövizin yükselmesi paralarına tesir etmeyecek. Bu tedbir tutar mı, tutmaz mı önümüzdeki gün ve haftalarda göreceğiz. Ancak  sadece kur farkını ödemek dövize ilgiyi azaltmaya yetmez. Parasını döviz olarak bankaya yatıranlar ayrıca yıllık yüzde 4-5 gibi bir faiz alıyorlar. İktidarın düzenlemesi bunu karşılamıyor. Bu eksiklik, TL'ye yönelişi sınırlı tutabilir. Yine de temennimiz bu politikanın piyasadaki yangını söndürmesi en azından biraz olsun hafifletmesidir. Gerçek iyileşme doların 10 TL'nin altına düşmesi ile mümkün hale gelir. İlk gün dolar kuru 11 TL'ye kadar geriledi, sonra tekrar 13'e çıktı.Dileriz daha aşağılara düşer, bu fiyatlara da yansıyarak, evine ekmek götüremeyen insanlar bir nebze nefes alır.

GERÇEK GÜNDEM

Vatandaşın gerçek gündemi ekonomi. TEAM'ın Dindar Seçmenlerin Siyasal Yönelimleri ile ilgili araştırması da bunu teyit ediyor. Vatandaşın korkularından biri ekonominin daha da kötüye gitmesi, rövanşizm ve kazanımları kaybetme endişesi. Demek ki, muhalefet hala en azından dindar seçmene yönetimin değişmesi halinde ekonominin daha iyi olacağına dair güven vermemiş.

Seçmen eğilimleri ile ilgili yapılan analizlerin ortak noktası, en zor ikna edilen seçmen tipinin kendini -dindar- olarak tanımlayan seçmenler olduğunu gösteriyor.Çünkü bu tip seçmenler, siyasetle dini bütünleştirdikleri için mensup oldukları siyasetten vazgeçmeyi sadece siyasi bir tercih değişikliği olarak görmüyorlar. Parti değiştirmeyi din değiştirmek gibi gördüklerinden daha zor vazgeçiyorlar. Bu seçmen tipine karşı daha farklı bir politikanın yürütülmesi gerekiyor. Bu da en azından iktidarın kullandığı dini argümanları çürütmek, bu seçmen tipine yönelik yeni bir dil üretmektir.

Siyaset dini bir alan değil, dünyevi bir alandır. Topluma bu bilinç verilmediği müddetçe -din siyasetin- manivelası, siyasetçinin toplumu aldatma aracı olmaya devam edecektir. Dini siyasallaştıran bir siyaset, ancak yine  dini argümanlarla çürütülür. Lakin bugün öyle bir iklim yaratıldı ki, muhalefetin dinden bahsetmesi belli çevrelerde hemen tepki ile karşılanıyor. Her Müslüman'da bir FETÖ'cü görmek isteyen hastalıklı bir kesim var. Dün dine yönelik hamlelerini irtica ile örtüyorlardı, bugün FETÖ ile örtüyorlar. Kılıçdaroğlu'nun helalleşme siyasetine bile bu kesimler kazan kaldırdılar.  Bunların etkisi, AKP'nin dinle iğfal ettiği çevrelere uzanmaya, onları ülkenin gerçeklerine yönlendiren bir siyaset dili kullanılmasına da mani oluyor.

TEAM'ın araştırmasında, kendini dindar olarak tanımlayan seçmenlerin öteki şikayetleri ekonomi, adalet ve sosyal yardımların kesilmesi ile ilgili. Bu şikayetler sadece dindar seçmenlerin şikayetleri değil, diğer seçmenlerin de aynı konularda benzer şikayetleri var. Yüz binlerce hane engelli bakım ücreti, kömür/yakacak yardımı, yaşlılık maaşı, gıda yardımı gibi yardımlarla geçiniyor.Bu konularda seçmene güven verilmesi, sosyal yardımlara dokunmak şöyle dursun Türkiye zenginleştikçe bu yardımların daha da artacağının teminatının verilmesi gerekir. İnsanları tembelliğe alıştırmak doğru değil, ama iş veremediğiniz insanlara sahip çıkmak da şart. Sosyal devlet vurgusu  bugün seçmen tercihlerini etkileyen  en tesirli araçlardan biridir. Kriz dönemlerinde sosyal devlet toplumun emniyet süpablarından biridir ve toplumsal karşılığı da krizin büyüklüğü ile orantılıdır. Ekonomi, adalet, inançlara saygı, kılık kıyafete dokunmama gibi konularda seçmen ikna edilirse, iktidarın üzerine oturduğu zemin altından kayacak,daha sancısız ve daha ivedi bir değişim mümkün hale gelecektir.