Kütüphaneler Haftası
1977 de başladığım Endüstri Meslek Lisesi yerinde dört okul var.
Birbirlerinden birer duvarla ayrılan ilk, orta ve lise... Bir de İmam Hatip Ortaokulu... Yanı başında da anaokulu.
Tam bir okullar semti.
Gurur verici. Binalar yeni. Sıralar yeni. Tahtalar yeni.
Kuzeyinden geçen Karapınar yolu ile güneyden geçen bulvar arasına oturmuş yepyeni, pırıl pırıl dört okul.
İçini bilmiyorum; gezmedim. Muhtemelen laboratuvar, bilgisayar ve kütüphaneleri var ve son derece moderndir.
Son yıllarda ve gittikçe yaşlanıyor olsak da hala genç bir nüfusuz ve senede bir milyondan fazla çoğalıyoruz.
Toplam öğrencimiz bir çok ülke nüfusundan fazla.
Ülkeyi gelecekte bu nüfus yönetecek. Gazeteci... Mühendis... Öğretmen... Doktor... Avukat... Ressam... Müzisyen... Berber... Çiftçi... Kamyoncu... İnşaat isçisi, tarım işçisi, makina işçisi, tekstil işçisi...
Türkiye çıkacak bu okullardan.
Belediye başkanları, valiler, milletvekilleri, bakanlar...
Bindiğimiz dolmuşların şoförlerinden tut, uluslararası anlaşmalara imza atan devlet adamlarına kadar bu okullardan, bu sıralardan, bu kütüphanelerden çıkacak.
Tam da buraya getirecektim sözü. Geçtiğimiz hafta su günü, ormancı günü, yaşlı günü, hatta “Cuma’ya da benim günüm var,” dedi hanım sohbetin bir yerinde.
Arkasından tiyatro günü... Önümüzdeki hafta da kütüphaneler günü. Ya da haftası...
Kütüphaneler haftası deyince aklımıza halk kütüphaneler gelir. Sanki bir tek halk kütüphaneleri sorumluluğunda. (Halkın nerede olduğunu bile bilmediği, içini ise hiç görmediği)
Oysa okulların da kütüphaneleri var. Varlığıyla gurur duyup, neredeyse on iki ay bağış topladığımız, önünde boy boy fotoğraf çektiğimiz, kiremit kalınlığında kitaplar dizdiğimiz...
Tekrarlıyorum.
“Kütüphaneler Haftası” salt ‘Halk Kütüphaneleri’ ni kapsamıyor. Bütün kütüphaneleri kapsıyor.
Okullar, evler, kurumlar, üniversiteler... Bütün müdürler, bütün öğrenciler...
İşi halk kütüphanelerine yıkıp köşeye çekilmek haksızlık. Aynı zamanda sorumsuzluk. Şiir, öykü, roman yarışmalarının yapıldığı, en çok kitap okuyanların, en iyi şiir yazanların, en güzel enstrüman çalanların seçildiği hafta olmalı kütüphane haftası.
Kim kaç kitap okumuş?
En çok hangi kitap okunmuş? Kütüphanelerden kim, ne kadar faydalanmış?
Her üç kişiden beş kişinin şair olduğu güzel memleketimin güzel insanları; sevgililer gününü, doğum gününü, anneler gününü, babalar gününü, öğretmenler gününü, su gününü, ormancılar haftasını, yaşlılar haftasını anlamlı kılan kütüphaneler haftası.
En çok sarılacağımız, en sıkı tutunacağımız hafta kütüphane haftası olmalı.
Sevgiyi/sevgiliyi, saygıyı, hikmeti, bilgiyi, şuuru, verecek olan bilgidir.
Kitaptır.
Kütüphanedir.
Kitaplar, evimizin ve okullarımızın en havalı köşesi olmak dışında da işe yarasın.
Kitabı kütüphanesi, resimi ressamı, sanatı sanatçısı olmayan bir yerde fabrikalar karnı tok köleler yetiştirmek dışında işe yaramaz.
...
Elimdeki kitap "Tütün Zamanı" - Necati Cumalı
Yılmaz Güney'in başrolünü oynadığı filmi de roman kadar güzel.
Genel olarak iyi kitaptan kötü film olur, ama bunun filmi de romanı harika.