Leyleklerin İmtihanı

Serçelerin 'diz boyu' sözünü kendi boyumuza göre yorumlayınca kuşlar âleminde rezil olduk. Artık adımız 'bunak leylek'e çıktı. Parmak kadar serçeler bizimle dalga geçiyor,

Abone Ol

Leyleklerin İmtihanı

Leylekleri kara kara düşünürken gören kırlangıçlar, merakla yanlarına kondular:

"Leylek kardeşler, neyiniz var böyle? Niye öyle dalgın dalgın bakıyorsunuz?"

Leylekler bir süre kendi aralarında fısıldaştılar. Derken içlerinden biri ağır ağır cevap verdi:

"Sormayın kırlangıç kardeşler... Şu serçelere güvendik, çıktık yola. 'Ekinler diz boyu' dediler ya hani, işte o kadar. Görüyorsunuz."

Kırlangıçlar kanat çırparak güldüler:

"Serçenin boyu bir karış, diz boyu dediğin ne kadar olabilir ki? Serçe doğru söylemiş, siz yanlış anlamışsınız!"

Sözlerinin altına ustaca bir alay gizlemeyi de ihmal etmediler.

Leylekler neye üzüleceklerini şaşırdılar. Kendi akılsızlıklarına mı yansınlar, kırlangıçların alaycı ötüşlerine mi? Kararsız, laklak edip durdular.

Derken içlerinden biri, "Bu böyle olmaz!" dedi. "Ya hep birlikte hareket edeceğiz ya da maskaralıktan kurtulamayacağız."

Hemen haberciler uçuruldu, çevredeki bütün leyleklere haber salındı. Ve Leylekler Meclisi toplandı.

İlk sözü en yaşlıları, Bilge Leylek aldı:

"Değerli meclis üyeleri... Serçelerin 'diz boyu' sözünü kendi boyumuza göre yorumlayınca kuşlar âleminde rezil olduk. Artık adımız 'bunak leylek'e çıktı. Parmak kadar serçeler bizimle dalga geçiyor, kırlangıçlar ardımızdan şakalaşıyor. Yakında insanların diline düşeceğiz. Kahvede, sokakta, pazarda herkes bizi konuşacak. 'Ne saf adamlarmış!' diyecekler. Oysa uzun bacaklarımız, zarif gagalarımız, endamımız dillere destandır. Ama bunların hepsi unutulacak, herkes serçenin sözüne kanan saflığımızı anlatacak. Önüne gelen bize akıl öğretmeye başladı. Çocuklarımıza mahcup olduk. Halbuki en yüksek yerlere en sağlam yuvaları biz kuruyoruz. Ailemizi en güvenli köşelerde yaşatıyor, yavrularımıza en iyi lokmaları biz taşıyoruz. Köyler sabah bizim sesimizle uyanıyor. Kimsenin bizimle alay etmesine izin vermemeliyiz. İnsanlara, buraya onların iyiliği için geldiğimizi göstermeliyiz. Şimdi herkes iyice düşünsün. Sizlere güveniyorum."

Meclis hep bir ağızdan "lak lak lak" diye tempo tuttu. Bilge Leylek'in sözleri yüreklerine işlemişti.

Serçelerin iyi niyetle söylediği o basit söz, leylekler için koca bir utanca dönüşmüştü. Asırlardır anlatılan "bebekleri leylekler getirir" efsanesi bile sarsılacak gibiydi.

Yaprakların arasından konuşmaları dinleyen genç leyleklerin gözleri dolmuştu. Gagalarının yarısı kadar olan serçelerin masum sözü, bir anlık dalgınlıkla yüzyıllık itibarlarını yerle bir etmişti.

Öyle bir şey yapmalıydılar ki insanlar saflıklarını değil, çalışkanlıklarını, faydalarını, vefalarını konuşmalıydı.

Komşu köyün dutlarına yuva yapan Kırmızı Gaga söz aldı:

"Buralar eski yurdumuz. İlk kez gelmiyoruz ki. Köylüler bizi tanır. Bir yıl erken geldik diye kimse aptal olduğumuzu düşünmez. Mevsimler değişiyor, sıcaklar erkene kayıyor. Bence bu kadar büyütmeyelim."

Söğütlüklere yuva kuran Benekli, ayağa kalktı. Süt beyazı başının tam ortasında fındık büyüklüğünde siyah bir leke, kırmızı gagasının üzerinde de küçük benekler vardı. Bu yüzden ona Benekli derlerdi. Asıl adıysa Rüzgâr'dı.

"Geçen yıl da erken gelmiştik. Bu kadar değil ama erkendi. Ekinler bizim dizimizdeydi."

Fırtına araya girdi:

"Geçen yıl sıcaklar erken bastırmıştı."

Benekli başını salladı:

"Doğru. Ama o sayede bir sürü böcek topladık, tarlaları haşereden temizledik. Fena mı oldu?"

Bilge Leylek'in gözleri parladı:

"Bravo Benekli! Hatırladım. Köylere, 'Yılanları temizlemeye geldik.' deriz."

Bulut da sessizliğini bozdu:

"Çok doğru! Birkaç yılan yakalar, en yüksek yerlere çıkarır, oradan aşağı bırakırız. Köylüler bizi görür, sevap işlediğimizi sanır. Sonra yere düşen yılanları etkisiz hâle getiririz. Böylece hem faydamız görülür hem kırlangıçların alayından kurtuluruz. Serçeler de mahcup olur."

Bilge yine tempoyu tuttu:

"Lak! Lak! Lak!"

Bütün meclis coşkuyla karşılık verdi.

Karar verilmişti. Yılanları avlayacak, köylere faydalı olduklarını gösterecek, serçelerin sebep olduğu yanlış anlamayı unutturacaklardı.

Bilge Leylek son kez söz aldı:

"Şimdi herkes dikkatle dinlesin. Kim nerede, kaç yılan avlayacak, bunu iyi hesaplayacağız. Yılan köylü için tehlikelidir; ama fareyi de onlar azaltır. Yılanları tamamen yok edersek bu kez fareler çoğalır, ekinlere zarar verir. İşimizi öyle dengeli yapacağız ki ne köylü zarar görecek ne tarlalar. Biz de itibarımızı yeniden kazanacağız. Hayvan aklımızla yeterince alay ettiler. Bir fırsat daha verirsek laklayacak yüzümüz kalmaz. Sonra da 'Yağmurdan kaçarken doluya tutuldular.' derler. Haydi bakalım... Yaklaşın şimdi. Kim hangi köye gitmek istiyor?"