MACARİSTAN SEÇİMLERİ

Magyar'ı yıpratmak, gözden düşürmek için her yol denendi; seks videosu olduğu ileri sürüldü, eşine şiddet uyguladığı söylendi, ancak bu bel üstü -bel altı vuruşların hiç bir etkisi olmadı

Abone Ol

MACARİSTAN SEÇİMLERİ

Macaristan'da otokratlar kaybetti, Macar halkı tek adam düzenine hayır dedi.

Orban tam on altı yıldır iktidardaydı. Gazeteler, televizyonlar ona hizmet ediyordu. Mahkemeler tıpkı bizde olduğu gibi iktidarın sopası gibi çalışıyordu. Sistem hemen her kurumda hakimiyetini kurmuş, muhalefete nefes alacak alan bırakmamıştı.

Bu yetmedi. Yetmeyeceği anketlerden belli olmuş, iki otokrat Trump ile Putin, Orban'ın yardımına koşmuşlardı. Ona düzülen methiyeler ters tepti, Macar halkı bu övgüleri bağımsızlığına, özgür iradesine yapılmış bir müdahale gibi gördü.İzzet-i nefisli davrandı,muhalif Magyar'ın partisini iktidara getirdi.

Bu kolay olmadı, devletleşmiş, her tarafa ahtapot gibi yayılmış bir partiyi iktidardan indirmek zordur. Üstelik bu parti kazanmak için her yol ve yöntemi deniyorsa. Magyar'ı yıpratmak, gözden düşürmek için her yol denendi; seks videosu olduğu ileri sürüldü, eşine şiddet uyguladığı söylendi, ancak bu bel üstü -bel altı vuruşların hiç bir etkisi olmadı. Sonunda Magyar zoru başardı, bunda devletin partileştirilmesinin, ayrımcılığın, adaletsizliğin, yolsuzlukların büyük etkisi oldu.

Magyar' Macar halkına;

-AB ile ilişkilerin normalleştirileceğini ve Avrupa Savcılığının Macaristan'da da kurulacağını,

-Hukuk devleti uygulamalarına geri dönüleceğini,

-Başbakanlığın iki dönem yani sekiz yılla sınırlandırılacağını,bu süreyi dolduran Orban'ın bir daha aday olamayacağını,

-Olağanüstü halin kaldırılacağını, ülkenin kararnamelerle değil,parlamentodan çıkacak yasalarla yönetileceğini,

-Devlet kadrolarına yerleştirilen Fidesz'in (Orban'ın partisi) kadrolarının tek tek görevden alınacağını,

-Bağımsız yayıncılık için devlet radyo ve televizyonlarının yeniden yapılandırılacağını,

-Yolsuzlukla mücadele bakanlığının kurulacağını,

-Kamu ihalelerini, yandaş iş insanlarına verilen destek ve AB fonlarının geçmişte nasıl dağıtıldığının denetleneceğini,

Fidesz çevrelerine aktarıldığı tespit edilen ulusal servetin geri alınması için özel takip birimleri ve soruşturma savcılıkları kurulacağını vaat etti.

Bu vaatlere sebep olan konular ne kadar tanıdık, değil mi? Yandaşı kayırma, yargı bağımsızlığının yok edilmesi,yolsuzluk, taraflı ve iftiracı medya,devletin partileştirilmesi, meclisi by pass ederek ülkeyi kararnamelerle yönetme özellikle son on- on beş yıl sıkça tanık olduğumuz uygulamalar. Bunun sebebi, bütün otokratların bir birine benzemesi, devleti kişiselleştirmeleri ve doyumsuz bir ihtirasa sahip olmalarıdır. Macar halkı, devlet gücünün bu şekilde kullanılmasını kabullenemedi, Orban'ı ağır bir yenilgiye uğratarak demokrasiyi seçti.

Orban, sadece toplumsal sorunlar üzerinden siyaset yapmadı, başka bir özelliği de , Hıristiyanlığı kullanan bir siyasetçi olmasıydı. Konuşmalarında sık sık Hıristiyan kimlik ve medeniyetinden söz etti. Hıristiyan Avrupa'yı savundu. Dini, siyasal meşruiyet aracı olarak kullandı. O da, güya Tanrı'nın seçilmiş(1?), özel olarak gönderilmiş kullarından biriydi. Ama yetmedi.

Dini istismar eden siyasetçiler için aklıma hep şu örnek gelir:İç savaş esnasında Kuzeye liderlik eden,ABD'nin on altıncı Cumhurbaşkanı Lincoln'a taraftarlarından biri onu cesaretlendirmek için 'Tanrı bizim yanımızda' dediğinde,Lincoln şu cevabı verecektir: Beyefendi,benim kaygım Tanrı'nın bizim yanımızda olup olmadığı değil.Asıl kaygım bizim O'nu yanında olup olmadığımızdır.Lincoln, bu cevabıyla Tanrı adına konuşmanın yanlışlığına işaret etmiştir.

Macar halkı bu kararıyla hem Tanrı'yı kirlenmiş bir otokratın istismarından kurtarmış, hem de ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar otokratların yenilmez olmadığını göstermiştir.Darısı öteki otokratların başına!