MİLLİYETÇİLİĞİN İÇİNİ BOŞALTMAK
Milliyetçiler, 12 Eylül'de büyük bir travma yaşadılar. Hapishanelerde, işkence hanelerde büyük bedeller ödediler. Bazı kurumlarla ilgili düşünce ve kabullerinin yanlışlığını gördüler. Devlet denen mekanizmayı daha yakından tanıdılar.
Uzun hapishane yıllarında inandıkları ile karşılaştıkları gerçekleri muhasebe ve mukayese etme imkanı buldular. Bu, bazı düşünceleri yenileme, tadil etme ihtiyacını doğurdu. Dışarı çıktıklarında ise artık hiç bir şey eskisi gibi değildi, dünya değişmiş, insanlar başkalaşmıştı. Başka bir gerçeklikti yaşanmakta olan.
Milliyetçiliği bu gerçeklik üzerine oturtmak şarttı.
Toplumu kuşatacak, bütünleştirici, herkesin ondan kendine ait bir şeyler bulacağı yeni bir milliyetçilik arayışına gidildi. Hala o arayış sürüyor. Milletsiz milliyetçilikten, manevi yanı boşaltılmış milliyetçilik anlayışına kadar sahneye birçok milliyetçilik anlayışları sürüldü. Önceden de farkı milliyetçilikler var ancak bu kadar parçalı ve birbirinden uzak değildi.
Milliyetçilik devletini kurmuş toplumlar için bir bütünleştirme, ulus devlet birliğini pekiştirme doktrinidir. Bunun için hitap ettiği toplumun ortak değerlerinden hareket eder. Mümkün olduğu kadar büyük bir kitleyi bu değerlerde buluşturmaya çalışır. Her topluluk benzer yöntemlerle farklı değerler üzerinden uluslaşır. Millet aslında bir değerler topluluğudur.
Milletlerin harcında dinin büyük yeri vardır. Aynı dine inananlar ortak bir tarih ve dile de sahiplerse daha kolay milletleşirler Milliyetçilik, hitap ettiği topluluğun en çok paylaşılan, ortaklaşılan değerlerini seçer,onlar üzerinden bir bilinç oluşturmaya çalışır. Milliyetçiliklerin bir çoğunda din en önemli kaynaştırıcı faktördür.Antony Smith,"Seçilmiş Halklar" isimli kitabında din- milliyetçilik ilişkisine şu şekilde işaret eder:"Milliyetçilik seküler,merkezci, ideolojik bir harekettir, ama aynı zamanda değişen derecelerde,belirlenmiş nüfusun dini geleneklerinin bazı sembollerini, mitlerini, ritüellerini de kullanır." (s.56) Milliyetçiliğin gücünü, din ve kutsalla girdiği ilişki ve içiçeliğe bağlar.Din milliyetçilikle ilişkiye girince onu da kutsallaştırır. Smith, "milletler, inancın ve etnik cemaatlerin unsurlarını birleştirerek yeni bir sentez üretirler, bu da onun gücünün ve ilhamının çoğunu dini inançlardan,ahlaki duygulardan ve kutsal ayinlerden aldığını gösterir,"der.(s.47) Helen milliyetçiliğinden örnek veren Smith," onlara göre Osmanlı'ya karşı verilen mücadele,yabancı Türk'ten daha çok kafir Müslümanlara karşı verilen mücadeleydi.(s.38) Yunan milliyetçiliği, mücadelesini dini bir renge boyamış,toplumu bu temel üzerinden seferber etmiştir. Bush'un körfez savaşını "Haçlı seferi" olarak adlandırması da aynı din- milliyetçilik perspektifinin bir ürünüdür. Günümüzde İsrail'in Gazze'de uyguladığı soykırım dinle beslenmiş bir milliyetçilikten başka bir şey değildir.
Türk milleti Müslüman'dır ve İslam en çok bağlanılan ve paylaşılan değerdir. Milliyetçiliğe ruh veren anlam kazandıran İslam'dır. Keza,insanları fedakarlığa ikna eden, toplumun motivasyon kaynağı dindir. Lakin son yıllarda dinle milliyetçiliği ayrıştıran içi boşaltılmış bir milliyetçilik pompalanmaktadır.12 Eylül'den önce verilen mücadele bile yeniden yorumlanarak dini veçhesi olmayan bir mücadele olarak anlatılıyor. Bunu yapanların çoğu o tarihte sokakta olmayan ve sokakta olanların hangi motivasyonla hareket ettiğini bilmeyenlerdir.Milliyetçilerin İlayı Kelimetullah diye bir davalarının olmadığını söylemektedirler.İlayı Kelimetullah, Allah'ın kelimesini yüceltmektir. Yüceltmenin bir şekli de, kutsallarımızı çiğnetmemek, bu ülkede kıyamete kadar ezan seslerinin kesilmemesini sağlamaktır. Dini ve ona ait her şeyi ret eden komünist bir harekete karşı durmak,inançlarımızın vatan coğrafyasından kovulmasına engel olmak Allah'ın kelimesini yüceltmek değil de nedir? Rahmetli Türkeş," Ben sizi ıspanak fiyatına satılan demokrasiye çağırmıyorum, ben sizi hak yoluna, hakikat yoluna, kısacası Allah yoluna çağırıyorum" dediği içim milyonlar peşine takılmıştı. Vatanı müdafaa hak yoludur. Namusu müdafaa hak yoludur. İnançlarımıza yönelen tehditlerle mücadele hak yoludur.Bunları dinden soyutlamak toplumu ıspanağa çağırmaktır. İşte onun için Türk'ün ruhuna nüfuz edemiyor, düne kadar duası bizimle olan bir milletin yeterli desteğini alamıyoruz. Bu, dinin siyasete taşınması değildir. Dinin toplumu bütünleştirmede ve seferber etmedeki rolünü anlamaktır. İslam'ı göz ardı ederek bu ülkede milliyetçilik yapmanın taraftar bulamayacağını, görmektir. Ruhu alınmış bir milliyetçilik pompalayanlar şu sorunun cevabını düşünmelidir; ölümün manevi bir ödülü yoksa kim, niye ölsün?. Bunu bile anlayamamışlar.