Emekçileri saygıyla selamlayan 1 Mayıs ile başlayan bu ay önemli gün ve haftaları ardına sıralamaya devam ediyor...

17 günlük kapanma sürecinden miydi, dolu dolu bereketli olmasından mıydı, bizlerin koşturmalara mecburi molalar vererek maneviyatımızla baş başa kalmasından mıydı bilmiyorum fakat bu yıl “sen ne güzel, ne dolu, ne bereketli geldin ey Mayıs” demelere doyamadım...

Emekçileri saygıyla selamlayan 1 Mayıs ile başlayan bu ay önemli gün ve haftaları ardına sıralamaya devam ediyor... Bugün de Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a ayak basarak Milli Mücadeleyi başlattığı sonrasında da bu özel günü gençliğe armağan ettiği 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı...
1 Mayıs İşçi Bayramı ile önemli günlere başlayan Mayıs ayı sonrasında şöyle devam ediyor son gününe kadar; Bilişim Haftası, Dünya Basın Özgürlüğü Günü, Anneler Günü, Hıdrellez, Kan Haftası, Engelliler Haftası, Dünya Astım Günü, Türkçülük Günü, Dünya Ebeler Günü, Dünya Psikologlar Günü, İş Sağlığı ve Güvenliği Haftası, Karayolu Güvenliği ve Trafik Haftası, Vakıflar Haftası, Avrupa Haftası, Dünya Hemşireler Günü, Türk Dil Bayramı, Dünya Çiftçiler Günü, Dünya Eczacılık Günü, Yeryüzü İklim Günü, Uluslararası Aile Günü, Hava Şehitlerini Anma Günü, Müzeler Haftası, Gençlik Haftası,19 Mayıs Gençlik Bayramı, Dünya Etik Günü, Dünya Sigara İçmeme Günü, İstanbul’un Fethi...
Ramazan Ayı’nın bir bölümünü, bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesini ve sonrasındaki üç günlük bayramı da Mayıs’ta karşıladık bu yıl...
Bunca yoğun başlık içerisinde üç beş tanesi var ki çoğumuzun hayatında çocukluğundan itibaren yer alan keyifte, tebessümde, önemde, güzellikte ve vazgeçilmezlikte... Peki bunlar hangileri mi?
Bu soruya çoğumuz öncelikle Anneler Günü der ve şöyle devam eder; Ramazan Bayramı sevinci, Kadir Gecesi’nin affedici ruhu, İstanbul’un Fethi, Hıdrellez, 19 Mayıs Gençlik Bayramı coşkusu...
Bunlara son yıllarda iyice hayatımızın baş köşesine oturttuğumuz ve herkesin mutlaka duyarlılık göstermesi gereken iki önemli haftayı daha eklemek istiyorum; Kan Haftası ve Trafik Haftası...
Evet son yıllarda yapılan etkili kamuoyu çalışmaları ile toplum bilincinin geliştiği bu iki başlık aslında uzun yıllar önce çekirdekten hepimize verilmesi gereken önemli misyonlara sahip...
Her yıl binlerce insanı trafik kazaları ile vefat eden, yaralanan, engelli kalan bir ülkeydik yakın geçmişe kadar... Bununla birlikte ameliyat öncesi veya yaralısı-hastası olup da kan aramayan neredeyse yoktu yine yakın geçmişe kadar... Radyodan ve televizyondan yapılan “kan aranıyor” duyuruları hepimizin acısıydı...
Ta ki son süreçteki hamlelere kadar... Trafik kazalarının önlenmesinde ve kan bağışı bilincinin yerleşmesinde giderek artan bir çizgiyi yakaladık şükürler olsun...
Yeter mi? Tabi ki yetmez çünkü her an ne olacağını bilmiyoruz... Ki dünyanın başına gelen pandemi ve sokağa çıkma kısıtlamalarından kaynaklı kan bağışında ciddi azalmalar yaşandı... Böylesi zorlu günlerde de yine kurumlarımız ipi göğüsledi... Çoğu ilimizde yapılan etkileşim paylaşımları ile çağlamasa da aktı kan bağışçıları... Misal Batman Valisi Hulusi Şahin’in yaptığı çağrıyla Batman İl Emniyet Müdürü Köroğlu Kıraç kadrolarıyla koştu kan vermeye... Sonrasında da Müdür Kıraç’ın yaptığı çağrıyla Batman İl Jandarma Komutanı İsa Çakmak binin üzerinde kadrosuyla koştu kan bağışlamaya... Sonrasında Batman İl Milli Eğitim Müdürü Mahmut Kurtaran ve kadroları...
Benzeri güçlü bir etkileşimi birkaç ilimizde daha gördük... Pandemi sürecinde düşüşe geçen kan stokları böylelikle biraz nefes aldı... Kan bağışı bilincini ve stoklarını arttırmak amacıyla yapılması gereken tamda bu aslında! Şehirlerin dinamikleri tıpkı Batman’daki gibi zincirlere etkileşimlerde bulunarak güçlü bir şekilde kan bağışını teşvik ederken bölgelerin kan stoklarını da besleyecek...
İhtiyaç sahibinden ekmeğini, suyunu, evini, emeğini, merhametini esirgemeyen bir ülke olarak kan ve organ bağışı konusunda “bilgisizlikten ve rol modeli eksikliğinden” dolayı çok cimriyiz... Evet kan bağışıyla birlikte henüz yeterince bilinç kazanmadığımız bir diğer başlıkta organ bağışı... Geçmiş yıllara göre daha iyi seviyede olsak da maalesef bu başlıkta halâ olması gereken yerde değiliz...
Evet organ bağışı konusunda çoğu ülkeden gerideyiz! Öyle ki kendi ailesinden olana bile organ bağışı yapmaktan uzakta insanlar! Kardeşine böbreğini, karaciğerini bağışlamayıp gözlerinin önünde ölümüne şahit olan sayısız insan var...
Aslında bunun temelinde kötü niyetten ziyade korku var! Düşünün dünyanın tanıdığı, takdir ettiği organ nakil işlemleri konusunda tarihe geçen başta Prof.Dr.Ömer Özkan ve ekibi olmak üzere sayısız hekimimiz varken ülke olarak organ bağışı rakamlarımız içler acısı durumda...
Düşünün kadavradan nakledilen ilk rahim ile bir anne bebek sahibi oldu ve tarihe geçecek bu ilk Türkiye’de gerçekleşti biliyor musunuz?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner28

“”