RUHUN MİNİMALİZMİ!
Bir zamanlar anlamaya çalışıyordum.
Sonra anladım: Anlamak da bir perdeymiş.
Artık düğümleri çözmüyorum.
Kesiyorum.
Çünkü bazı düğümler kader, bazıları egonun el işi.
Kırıkları yapıştırmıyorum.
Kırık yerlerden sızan ışığı seviyorum.
İnsan en çok çatlaklarından aydınlanır.
Eksikleri tamamlamıyorum.
Fazlalıkları eritiyorum.
Azalmak, faniliğin en zarif öğretmeni.
Kendimi açıklamıyorum.
Söz, anlayana bir işaret; anlamayana bir gürültü.
Sessizlik, hakikatin en temiz tercümesi.
Yanlışları düzeltmiyorum.
Yanlış, insanın kendiyle yaptığı gizli anlaşmadır.
Doğrular ise çoğu zaman savunma mekanizması.
Eşyaları attım.
Sonra insanları.
Sonra beklentileri.
En zor atılan şey “olmak istediğin kişi”dir.
Ruhumun odalarını boşalttım.
Bazı anılar zikir ister, bazı insanlar yalnızca suskunluk.
Rehberim küçüldü.
Gönlüm daha çok küçüldü.
Bağ kopmuşsa, yeniden örmek nefsin sabrı, kesmek kalbin bilgeliğidir.
İçime sinmeyeni tutmadım.
Ruh depo değil, dergâh.
Her gelen kalamaz; her kalan da misafir değildir.
Bu vazgeçmek değil.
Bu fenâya razı olup bekāyı beklememek.
Kendimi kendimden geri çekmek.
Hafiflik bir sevinç değil, bir arınma hali.
Özgürlük ise, kalabalıklardan çekilmiş bir inziva biçimi.
Artık kimsenin yükü değilim.
Kimse de benim varoluşumun aracı değil.
Ne eksik hissediyorum.
Ne fazla.
Geçmiş sustu.
Gelecek bir ilahi gibi uzak.
Ben buradayım.
Azaldım.
Ve bu yüzden çoğaldım.
İnsan, eksildikçe kendine yaklaşır; çoğaldıkça kendinden uzaklaşır.
KIYMET ŞAHİN/2026