Yaz sıcaklarının yoğun yaşandığı şu günlerde sıvı tüketimi konusunda uyarılarda bulunan Erözgür, “Su ve diğer içecekler vücutta su dengesinin korunmasında önemli yer tutmaktadır. Her gün düzenli olarak tüketilen su böbrekler, kalp ve karaciğer başta olmak üzere bütün organların yenilenmesini sağlar” dedi.

Erözgür, “Başta su olmak üzere içecekler ve yiyeceklerde bulunan görünür/ görünmez su, ‘sıvı’ olarak tanımlanır ve bireyin günlük gereksinimi, içtiği su, içecekler ve tükettiği yiyeceklerdeki içindeki su ile karşılanır. Yetersiz miktarda sıvı alınması vücut ağırlığı artışından, ciddi hastalıklara kadar pek çok olumsuz tabloya neden olabilir” diye konuştu.

Alkollü - alkolsüz, gazlı, gazsız - karbonatlı, şeker ilaveli içecekler ile çay ve kahve yerine çoğunlukla suyun tercih edilmesi gerektiğinin altını çize Erözgür, “Kahve ve çay tüketimiyle vücuda sıvı alınmasına rağmen çocuklara önerilmez ve bazı bireylerde istenmeyen uyarıcı etkileri yanında diüretik etkilerinden dolayı da su atılımına neden olur” ifadelerini kullandı.

Şekerli içeceklerin, vitamin ilaveli meyve sularının, enerji ve sporcu içeceklerinin aşırı tüketiminin bireylerde istenmeyen vücut ağırlığı artışına neden olabileceğini anımsatan Erözgür, şöyle devam etti:

“İnsan vücudunun birçok bileşeni vücut sıvısı içerisinde çözelti halinde bulunur. Hücreler vücudun en küçük birimidir. Hücrelerdeki biyokimyasal tepkimeler bu çözelti içinde olur. Su ve diğer içecekler; sindirim, emilim ve hücreler arası taşınmasında önemli rol oynar.

Sağlıklı bir yaşam için gerekli biyokimyasal tepkilerin oluşması, sistemlerin çalışması; metabolizma sonucu oluşan zararlı maddelerin taşınması ve atılması, vücut ısısının dengelenmesi ve eklem kayganlığının sağlanmasında içecekler önemlidir. Bunlara ek klor, demir, magnezyum ve flor gibi mineralleri de içerir.”

Hidrasyon dengesinin korunması ile vücut fonksiyonlarının yerine getirilmesinin sağlandığının anlatan Erözgür, solunum yoluyla, idrarla, terle ve dışkıyla oluşan su kaybının, içecekler ve yiyeceklerle alınan suyla, su miktarlarının yerine konması ile de vücudun su dengesinin korunduğuna vurgu yaptı.

Günlük alınması gereken sıvı miktarına ve vücuttaki su dengesinin önemine değinen Erözgür, sözlerini şöyle tamamladı:

“Yaşa, cinsiyete, vücut fonksiyonlarına, kronik rahatsızlıkları, özel durumlara, yapılan egzersize göre değişiklik gösterir. Orta düzeyde bir aktivite düzeyinde günlük 2-2.5 litre sıvı tüketimi önerilmektedir. TBSA (Türkiye Beslenme ve Sağlık Araştırması) 2010’a göre, Türkiye genelinde günlük ortalama sıvı tüketim miktarı 19 yaş üzeri yetişkin erkeklerde 1841.9 ml, kadınlarda 1497.2 ml’dir. Gebe ve emzikli kadınlarda günlük ortalama su tüketim miktarının sırasıyla 1101.33 ml ve 1060.15 ml, alkolsüz içeceklerin günlük ortalama tüketim miktarının sırasıyla 389.61 ml ve 580.08 ml’dir.

Vücuttaki su dengesi yaşamsal faaliyetler için çok önemlidir. Günlük gereksinim (35 ml) x (vücut ağırlığı (kg)) eşitliği ile hesaplanabilir. İdrar renginin koyulaşması, su ihtiyacının karşılamadığını göstergesidir. Susama vücuttan yüzde 1’lik bir sıvı kaybınız olduğunu gösterir, bu yüzden su içmek için susamayı beklemeyin.”

Editör: TE Bilişim