ŞANLIURFA YAŞANABİLİR OLMALI
Bir şehrin kaderi; tesadüflerle değil, onu yönetenlerin vizyonu, sahaya hâkimiyeti ve halkla kurduğu gerçek bağla şekillenir.
Valiler, belediye başkanları, milletvekilleri, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşları bu sürecin doğal aktörleridir. Yetkilidirler; dolayısıyla etkili olmak zorundadırlar.
Ancak kalkınmayı gerçekten tetikleyenler; masada değil, sahada olan mülki ve mahalli idare amirleridir.
Hem bir gazeteci olarak hem de Şanlıurfa’da yaşayan bir vatandaş olarak açık bir çağrıda bulunuyorum:
Şanlıurfa Valisi Hasan Şıldak ve Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Kasım Gülpınar, bu kentin gerçek fotoğrafını görmek istiyorlarsa, bir günlüğüne bile olsa tebdil-i kıyafetle, korumasız, alkışsız ve şatafatsız biçimde sahaya inmeli.
Abide Kavşağı’ndan başlayarak Atatürk Bulvarı boyunca, Sarayönü’nden geçip Halilürrahman Gölü (Balıklıgöl) Platosu’na kadar yürüyerek…
Ne anlatıldığını değil, neyin yaşandığını görmeliler.
Hem Şanlıurfalıların hem de yerli-yabancı misafirlerin karşılaştığı sorunlara bizzat tanıklık etsinler.
Çünkü bugün Şanlıurfa;
- Eğitimde Türkiye ortalamasının son sıralarında,
- Sağlıkta sistemi tıkanmış, can çekişen,
- Trafik ve ulaşım sorunu her geçen gün büyüyen,
- Kültür ve turizmi kaderine terk edilmiş,
- Üniversitesi iç çekişmelerle kendini tüketen,
- Tarımı raydan çıkmış,
- Asayişten yoksun,
- Temizlik, hijyen ve kent estetiğine hasret,
- Kurumlar arası koordinasyonun sağlanamadığı,
- Milletvekilleriyle halk arasında yeterli gerçek bir bağ kurulamamış
şanssız bir şehir görünümündedir.
Sorunların merkezine inmek yerine; açılış, düğün, reklam, fotoğraf ve slogan siyasetinin tercih edildiği her dönemde meseleler çözülmez, sadece hasır altı edilir.
Ne yazık ki Şanlıurfa uzun süredir yerinde saymıyor; her alanda geriye gidiyor. Gelişim durmuş, sorunlar katlanarak artmıştır.
Dost acı söyler.
Gazetecilik; gerçeği yazma mesleğidir.
Yazmamak, görmezden gelmek, susmak ise vebaldir.
Gazeteci; halk ile idareci arasında köprü olan, milletin fahri vekilidir.
Bu sorumlulukla ifade etmek isterim ki;
Şanlıurfa bugün, üzülerek söylüyorum, yaşanabilir şehirler listesinin dışına düşme tehlikesiyle karşı karşıyadır.
Daha da acısı; kentin yerli ahalisi hızla Şanlıurfa’yı terk etmektedir.
Oysa Şanlıurfa yeniden yaşanabilir bir kent olmak zorundadır.
Bunun için acil önlem, kararlı irade ve sahaya dayalı yönetim anlayışı şarttır.
Kıymetli okurlar, cefakâr Şanlıurfalılar;
Yazılarımda bir sorunu dile getiriyorsam, çözüm yollarını da mutlaka ortaya koyarım.
Ancak bu yazıda özellikle şuna dikkat çekmek istedim:
Şanlıurfa’nın mülki ve mahalli idare amirleri, sorunları raporlardan değil, bizzat sahadan görmelidir.
Çünkü bir memlekete tek pencereden bakarak çözüm üretilemez.
Şehirler; her açıdan bakabilenler tarafından yönetildiğinde yaşanabilir olur.