Şanlıurfa Yeniden Yaşanabilir Bir Şehir Olarak İnşa Edilmelidir!

Şanlıurfa’da yaşayan Gazeteci ve vatandaş sıfatıyla, Şanlıurfa Valisi Sayın Hasan Şıldak ile Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Kasım Gülpınar’dan önemli bir talebim var.

Abone Ol

Şanlıurfa Yeniden Yaşanabilir Bir Şehir Olarak İnşa Edilmelidir!

Bir şehrin gelişmesi, kalkınması ve geleceğinin doğru istikamette şekillenmesi; başta vali, belediye başkanı, milletvekilleri, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşları olmak üzere kentin karar verici aktörlerinin ortak sorumluluğudur. Ancak kalkınmayı harekete geçiren, sorunları çözen ve vatandaşın hayatına doğrudan dokunan asıl güç; mülki ve mahalli idarelerdir.

Ne yazık ki bugün vatandaşın sivil toplum kuruluşlarından beklentisi büyük ölçüde tükenmiş durumdadır. Çünkü birçok sivil toplum kuruluşu; memleketten, halktan, haktan ve haklıdan yana tavır almak yerine zamana, zemine ve güce göre şekil değiştirmeyi tercih etmiş, bu nedenle de toplum nezdindeki saygınlıklarını önemli ölçüde kaybetmiştir.

Gerek bir gazeteci olarak gerekse Şanlıurfa’da yaşayan bir vatandaş sıfatıyla, Şanlıurfa Valisi Sayın Hasan Şıldak ile Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Kasım Gülpınar’dan önemli bir talebim var.

Sayın Vali ve Sayın Başkan, bir gün tebdil-i kıyafetle, korumasız, danışmansız, protokolsüz ve alkışçılardan uzak bir şekilde halkın arasına karışmalıdır. Abide Kavşağı’ndan başlayıp Atatürk Bulvarı, Sarayönü ve Balıklıgöl’e kadar uzanan güzergâhta yürüyerek vatandaşın ve şehre gelen yerli-yabancı misafirlerin yaşadığı sorunları bizzat yerinde görmelidir. Çünkü makam odalarından görülemeyen birçok gerçek, sokakta bütün çıplaklığıyla karşımıza çıkmaktadır.

Son dönemde özellikle Balıklıgöl ve çevresindeki işgallerin kaldırılması, tarihi dokunun ortaya çıkarılması ve kamusal alanların yeniden vatandaşın hizmetine sunulması konusunda Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesinin attığı adımlar takdir toplamıştır. Şanlıurfalılar da şehre gelen ziyaretçiler de bu çalışmaları memnuniyetle karşılamış ve benzer uygulamaların hızla devam etmesini istemiştir.

Ancak Şanlıurfa’nın sorunları sadece bununla sınırlı değildir.

Eğitimde Türkiye ortalamalarının gerisinde kalan bir şehirle karşı karşıyayız.

Sağlık hizmetlerinde ciddi sıkıntılar yaşanmaktadır. Başta Harran Üniversitesi Hastanesi olmak üzere devlet hastanelerinde vatandaşın yaşadığı mağduriyet her geçen gün artmaktadır. Basit bir ultrason işlemi için bile günler sonrasına randevu verilmekte, sağlık hizmetine erişim giderek zorlaşmaktadır. Vatandaşın en çok şikâyet ettiği konuların başında ise ilgisizlik ve iletişim eksikliği gelmektedir.

Trafik ve ulaşım sorunu ise adeta kangrene dönüşmüştür. Her geçen gün büyüyen trafik yoğunluğu karşısında kalıcı çözümler üretilememektedir. Otopark yetersizliği şehir merkezinde hayatı zorlaştırırken, özel otoparkların ücretlendirilmesi ve güvenliği konusunda da yeterli denetim bulunmamaktadır.

Kaldırımlar işgal edilmiş,

Kültür ve turizm yeterince değerlendirilememiş,

Üniversite bilim üretmek yerine iç çekişmelerle zaman kaybetmekte,

Tarım eski gücünden uzaklaşmakta,

Kent estetiği ve temizlik konusunda ciddi eksiklikler yaşanmakta,

Kurumlar arasında koordinasyon sağlanamamakta,

Vatandaş ile siyasetçi arasındaki bağ her geçen gün zayıflamaktadır.

Bütün bunlar Şanlıurfa’nın potansiyelini kullanamadığını ve hak ettiği noktadan uzaklaştığını göstermektedir.

Bu nedenle Şanlıurfa’daki kamu kurumlarında yıllardır aynı koltuklarda oturan, çözüm üretmeyen, proje geliştirmeyen ve şehre katkı sunmayan yöneticilerin performansları ciddi şekilde gözden geçirilmelidir. Şehir adına heyecanını kaybetmiş, makamı hizmet aracı olmaktan çıkarıp amaç haline getirmiş anlayışlarla ilerlemek mümkün değildir.

Burada en büyük sorumluluklardan biri Sayın Vali Hasan Şıldak’a ve Sayın Kasım Gülpınar’a düşmektedir. Yerelde çözülemeyen sorunların çözümü için gerekli girişimlerin Ankara nezdinde de kararlılıkla sürdürülmesi gerekmektedir.

Çünkü açılışlar, törenler, fotoğraf kareleri ve sloganlar tek başına bir şehri geliştirmez. Sorunları halının altına süpürmek, onları ortadan kaldırmaz. Aksine zamanla büyütür.

Maalesef Şanlıurfa uzun süredir yerinde saymıyor; birçok alanda geriye gidiyor. Şehrin gelişim ivmesi zayıflarken, sorunlar her geçen gün daha görünür hale geliyor.

Dost acı söyler.

Gazeteciliğin temel görevi gerçekleri yazmaktır. Gerçekleri dile getirmemek ise topluma karşı sorumluluğu yerine getirmemektir. Gazeteci; halk ile yöneticiler arasında köprü kuran, millet adına konuşan ve kamu vicdanını temsil eden kişidir.

Bugün üzülerek ifade etmek gerekir ki Şanlıurfa, sahip olduğu tarihi, kültürel ve ekonomik potansiyele rağmen yaşanabilir şehirler sıralamasında hak ettiği yerde değildir. Daha da üzücü olanı, birçok Şanlıurfalının geleceğini başka şehirlerde aramaya başlamış olmasıdır.

Şanlıurfa yeniden yaşanabilir bir şehir haline getirilmelidir.

Bunun için vakit kaybetmeden önlem alınmalı, sorunlar ertelenmeden masaya yatırılmalı ve çözüm odaklı bir yönetim anlayışı hâkim kılınmalıdır.

Kıymetli okurlar;

Yazılarımda genellikle sorunlarla birlikte çözüm önerilerini de paylaşmaya özen gösteririm. Ancak bu kez dikkat çekmek istediğim husus farklıdır.

Şanlıurfa’nın mülki ve mahalli idarecilerinin, şehrin gerçek gündemini makam odalarından değil; sokaklardan, çarşılardan, hastanelerden, okullardan ve vatandaşın arasından görmelerinin daha faydalı olacağına inanıyorum.

Çünkü memleket meselelerine tek bir pencereden değil, her açıdan bakılmalıdır.