Sesim Sessizliğe Karışmasın

Yalnızca bugünün değil, yarının da umuduyum. Ancak kalbimde her gün yeniden büyüyen bir korku değil; bastırılmak istenen ama haklı olan bir öfke taşıyorum

Abone Ol

Sesim Sessizliğe Karışmasın

Bir kadının haykırışı, bir toplumun vicdan sınavıdır.

Ben bir kadınım.
Dünyaya can veren, hayatı elleriyle ilmek ilmek ören kadim gücün bir parçasıyım. Yalnızca bugünün değil, yarının da umuduyum. Ancak kalbimde her gün yeniden büyüyen bir korku değil; bastırılmak istenen ama haklı olan bir öfke taşıyorum. Çünkü bu ülkede bir kadının öfkesi çoğu zaman “abartı”, yaşadığı tehdit ise “münferit” sayılıyor.

Kör bir kurşunun hedefi olup, ismimin bir akşam haberinde “trajik bir son” başlığıyla anılmasını reddediyorum. Sokakların tenhalığında adımlarımı hızlandırmak, arkamdan gelen her gölgede yüreğimi sıkıştıran bir endişeyle yaşamak istemiyorum. Yaşamak; yalnızca nefes alıp vermek değildir. Yaşamak, korkusuzca yürümek, özgürce gülmek, hayallerini bir “hadsizin” öfkesine kurban etmemektir.

Şiddetin hiçbir türüne, hiçbir bahanesine yer yok benim dünyamda. Bir elin kalbe dokunmak yerine, ruhu ve bedeni incitmek için kalktığı o karanlığa teslim olmayacağım. Çünkü şiddet bir anlık öfke değil; sessizlikle büyüyen, cezasızlıkla cesaretlenen bir düzendir. Ve bu düzen, her sustuğumuzda biraz daha güçlenir.

Ben şunu açıkça söylüyorum:

Saygı, bir lütuf değil, tartışmasız bir haktır.

Güven içinde uyumak ve uyanmak, bir temenni değil, taleptir.

Varlığımı, hiçbir gölgenin altında ezilmeden, kendi ışığımla sürdürmek istiyorum.

Çünkü ben bir insanım.
Ve her insan gibi; yalnızca “kadın” olduğum için değil, “ben” olduğum için onurumla, şiddetten uzak ve huzur içinde yaşamayı hak ediyorum.

Bu bir isyan değil; bu, yaşama hakkının yüksek sesle hatırlatılmasıdır. Bu, sessizliğe mahkûm edilmek istenen milyonlarca kadının ortak cümlesidir. Ve bilinmelidir ki; kadınlar sustukça değil, konuştukça toplum iyileşir.

Sesim sessizliğe karışmasın.
Çünkü susmak, artık çözüm değil.

Songül Özer