SESSİZ OTORİTE İSTİYORUM! SUSUNUZ…

Bugün bir okul arkadaşımla konuşurken bizim yörelerin dedikodusunu yaptık. Ben o kadar alışmışım ki onlara; bazen “Aaa, bunlar niye karışmıyor ki?” diyorum.

Abone Ol

SESSİZ OTORİTE İSTİYORUM! SUSUNUZ…

Bugün bir okul arkadaşımla konuşurken bizim yörelerin dedikodusunu yaptık. Ben o kadar alışmışım ki onlara; bazen “Aa, bunlar niye karışmıyor ki?” diyorum.

Örneğin, “Ben yurt dışına gidiyorum.” derim;

“Otur oturduğun yerde, kız başına bir de elâlem, sülalen var… Ne derler?”

İlk ders, seksen bininci konu.

Sahi ya, nasıl sağlam çıktım beyin olarak?

Pardon, ne sağlamı… Katıksız deliyim.

Bir de burası dünya değil onlar için; öbür dünyalık yaşıyorlar.

“Yerin güzelmiş bacım.”

Ah, güzel olsa ne olur? Misafiriz bu âlemde; bir varız, bir yokuz.

Yalancı sınırlar ve yerler için kavga olur; sonra unutursun bu dünyayı. Geçersin kadronu da alıp…

Biraz unutulur her şey.

Önce yüksek, sonra kısık sesle ulvî bir besmele çekersin.

Sözler biraz yutulur, duaya anlam katılır.

Namaz kılarken bana çok pis bakıyorlar.

Kendileri görevi ifa etmenin edasıyla seccadeyi katlarken, bildiği hâlde sorar:

“Namaz kılıyor musun?”

“Kızım, hayır.”

“Kaç yaşındasın ama…”

Ah, hele Ramazan ritüelleri…

Bildiği hâlde sorar:

“Oruç musun?”

“Hayır, ham yaptım.”

“Yazık, yazık…”

“Çocukların var; onlar tutuyor mu?”

“Onlar hiç kaçırmaz.”

“Aferin onlara.”

Öbür dünyanın heyecanı ve marifetiyle yaşıyorlar.

Benim hayata, onların öbür dünyaya…

Bitmiyor borçları, hesap kitap korkuları.

Dedikodu yaparken bir anda günah sevap karışıyor.

“Mübarek günde,” diyorum,

“Tanrı affetsin.”

Deyip devam…

Bana sormayın, sorgulamayın.

Namazımı, öbür dünyamı, orucumu…

Yargı, eleştiri ve kendi doğrularıyla hükmetmek…

“Sizlerin yüzünden giyinemedim.” demeyeceğim.

Her istediğimi giydim, direndim. Baş edemediler.

Sonra en zayıf halkam:

Babam ve abime şikâyet!

Bunlar gerçeklerimiz, maalesef.

Giymedim sandılar.

Kilere uzun etek, kamuflaj;

Altında mini ya da şort…

Onu da öğrendiler.

Söyledikleri şu:

“Biraz da öbür dünyaya çalış.”

Hâlâ istediğimi giyiyorum.

Çok geziyorum.

Namaz yok.

En büyük ablam: Ailenin Din İşleri Genel Müdürü.

Daha asayiş, ahlâk…

Ooo, neler var bizde.

Sülaleye gelsem;

Deli İbrahim’den, Dağlar Kızı Reyhan’a kadar…

Şimdi şu pelesenk dillerde:

“Bu dünyada işin iş…

Öbür dünyada ne olacak hâlin?”

Ben ve meleklerim, size cennetten el sallayacağız.

Rüzgârımı arkama alıp cennetin hurmasını vereceğim.

Bir kere de desenize:

“Diyet yapıyorum, yemeyeceğim.”

Pardon…

İnançta öbür dünyalık,

Yemekte tıka basa bu dünyalık.

Artık sessizce susunuz.

Bir köşede, girdiğiniz gibi…

“Bu kız asi.”

Benim bildiğim doğrularım var.

Size yanlış gelse de…

Üzgünüm, saygıdeğer büyüklerim.

KIYMET ŞAHİN

09 Ocak 2025