Şehirler bazen yollarla, bazen binalarla, bazen de vizyonla büyür.
Bir belediyeyi ayakta tutan sadece yaptığı asfalt, park ya da bina değildir. Asıl mesele; kurumun mali disiplinini sağlayabilmesi, adalet duygusunu koruyabilmesi ve geleceğe güven verebilmesidir. Şanlıurfa Büyükşehir Belediye başkanı
Mehmet Kasım Gülpınar, Nevali Otel’de düzenlediği basın toplantısında iki yıllık çalışma dönemini anlatırken aslında sadece hizmetleri sıralamadı; nasıl bir belediyecilik anlayışı inşa etmeye çalıştığını da ortaya koydu.
2 milyar 400 milyon liralık geçmiş dönem borcunun ödenmiş olması başlı başına önemli bir tablo. Çünkü borç yükü altında ezilen belediyelerin hizmet üretmesi kolay değildir. Buna rağmen 1 milyon 200 bin kilometrelik asfalt çalışmasının yapılması, sahadaki hizmetin sürdüğünü gösteriyor.
Belki de konuşmanın en dikkat çekici kısmı “kurumsallık” vurgusuydu. Türkiye’de yerel yönetimlerin en büyük sorunlarından biri, kişilere bağlı sistemlerdir. Başkan değişince düzen değişir, anlayış değişir, kadrolar değişir. Oysa kurumsallaşan belediyelerde sistem kişilerden bağımsız yürür. Gülpınar’ın “en büyük hedefim kurumsallığı sağlamak” sözü bu nedenle önemlidir.
İşe alımlarda kura sistemine geçildiğini açıklaması da dikkat çekici bir mesajdı. “Dayıyla, amcayla torpille işe alım dönemi bitmiştir” cümlesi, toplumun yıllardır en çok şikâyet ettiği konuların başında gelen kayırmacılığa karşı net bir duruş anlamı taşıyor.
ŞUSKİ konusunda verilen rakamlar da küçümsenecek gibi değil. Borçların ödenmesi ve kurumun bugün kendi kendini finanse edebilir hale gelmesi önemli bir dönüşüm. Üstelik Şanlıurfa’nın, vatandaşına en ucuz su sağlayan üçüncü büyükşehir belediyesi olması da sosyal belediyecilik açısından dikkat çekici bir veri.
Elbette her şey güllük gülistanlık değil. Başkanın bazı resmi kurumların belediye çalışmalarını engellediğini söylemesi, özellikle Şehir Hastanesi ve Fuar Alanı çevresindeki sorunlara dikkat çekmesi düşündürücü. Bir şehir ancak kurumlar aynı hedef doğrultusunda hareket ettiğinde büyür. Hizmet yarışının önüne bürokratik duvarlar örülmesi ise en çok vatandaşa zarar verir.
İlçe belediyeleriyle ayrım yapmadan çalışıldığını vurgulaması da önemliydi. Çünkü yerel hizmetlerde siyasi rekabet değil, vatandaşın ihtiyacı esas olmalıdır.
Kale eteğindeki geçmiş döneme ait arsa tahsisi nedeniyle belediye hesabına 1 milyar 500 milyon liralık bloke konulmasının kendilerini üzdüğünü söylerken ise aslında belediyelerin geçmişten kalan yüklerle nasıl mücadele ettiğini de gözler önüne serdi.
Kongre ve Kültür Merkezi hedefi, Balıklıgöl çevresine yapılacak aile bahçesi, Kasap Pazarı Meydanı düzenlemesi… Bunların her biri şehrin sosyal yaşamına dokunacak projeler.
Şanlıurfa büyüyor. Büyüyen şehirlerin en çok ihtiyaç duyduğu şey ise güven veren yönetim anlayışıdır.
Basın toplantısından çıkan genel tablo şu oldu: Mali disiplini önceleyen, kurumsallaşmayı hedefleyen ve hizmet üretmeye çalışan bir büyükşehir belediyesi görüntüsü.
Kısacası…
Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi’nin direksiyonunda, şehri sadece bugüne değil yarına da hazırlamak isteyen bir yönetim anlayışı var gibi görünüyor.
Tebrikler Kasım Başkan