TÜRK ASLANI MUSAVAT DERVİŞOĞLU
Milletlerin kaderinde bazı anlar vardır; o anlar pusludur, belirsizdir,
Siyasetin dili zehirli, hesaplar kişisel, idealler ucuz… İşte tam da böyle zamanlarda millet, istikbalini teslim edebileceği yürekli insanları arar.
Bazen bir komutan çıkar, bazen bir fikir adamı, bazen de bir devlet adamı… Eskilerin tabiriyle: “Aslan meydana indiğinde kurtlar susar.”
Benim için “Aslan” denince aklıma önce Kürşad gelir; kırk yiğidiyle Çin sarayını basıp milletine hürriyet yolunu açan o cesur yürek…
Ardından Malazgirt ovasında Bizans’ı tarihe gömen Sultan Alparslan gelir; ve tabii yedi düvele meydan okuyup bağımsızlık destanını yazan Mustafa Kemal Atatürk…
Şimdi fark ettim ki, Türk siyasetinin sahnesine bir aslan daha çıkmış: Müsavat Dervişoğlu
Bu millet bazen çok şey söylemez; sadece bakar, tartar, ölçer… “Yürek var mı? Cesaret var mı? Emaneti taşıyacak omuz var mı?” diye bakar. Dervişoğlu’nda bu omuz, bu yürek ve bu cesaret var.
Çünkü o makamın değil, milletin adamıdır. Gecesini gündüzünü Türk’ün istikbali için harcar. Siyasi kaygısı yoktur; menfaat hesabı yoktur; şöhret sevdası yoktur.
Türk siyasetinde nadir görülen bir haldir bu. Çünkü “devlet” diyen her ağız devlet adamı olamaz; “millet” diyen her dil milletle imtihanını kazanamaz. Dervişoğlu’nun farkı burada ortaya çıkıyor.
Onun siyaseti, kişisel ikbalin değil, Türk istikbalinin siyasetidir.
Bugün partilerin çoğu, günü kurtarmanın peşinde. Bir taraf şekilsiz, öbür taraf kaypak; bir taraf ideallerinden vazgeçmiş, öbürü ideallerini hiç edinmemiş. Böyle bir tabloda Müsavat Dervişoğlu millet için bir nefes, Türk kimliği için bir diriliş umududur.
Analar kolay kolay böyle evlat doğurmaz. Maya bozuksa hamur tutmaz; ama maya sahihse ekmek mis gibi kokar. Bu millet tarih boyunca temiz maya ile yoğrulmuş liderlerin ardında yürüdü. Bu yüzden Dervişoğlu’nun çıkışı milletin ruhunda karşılık buldu. Çünkü onun mayası Türk’tür, hamuru devlettir, tuzu millettir.
Atatürk’ün emanet ettiği değerlerin koruyucusudur Yıllarını Milliyetçi Türkiye davasına adamış Özü sözü birdir O..
Ve unutmayalım: “Dervişin fikri neyse zikri de odur.” Fikri Türk’tür, zikri Türk’tür. Bu yüzden onunla yürüyenlere bir selam olsun.
Yol uzun, yol çetin, yol mukaddestir.
Bugün belki yürekler yaslı; ama unutmayın, Türk milleti acıdan diriliş doğurur.
Yaslı olsa da bugün yürekler,
Vallahi billahi gülecekler;
Meydana iniyor cesur bilekler,
“Müsavat kimmiş” görecekler.