TÜRKLERİN YOL HARİTASI
İslamcı şair İsmet Özel'in bir Türklük tanımı vardır:
"Kâfirle çatışmayı göze alan Müslümana Türk denir".
Din üzerinden Türklük tanımı yapılmasına karşıyım; soy ve din sosyolojik olarak ayrı kavramlardır.
İsmet Özel'in Türklük tanımından yola çıkarsanız Işidçılardan Hamas'a, Hizbullahçılardan Taliban'a, El-Kaidecilerden İhvancılara uzanan Ortadoğu'nun kan gölünde bulursunuz kendinizi. Üstelik bu kan gölüne Türkleri de iteleyen çok tehlikeli bir yaklaşımdır. İsmet Özel çağını hatta İslam'ı doğru okuyamayan uçuk kaçık bir şairdir.
Yalova'da üç polisi şehid eden "Kâfirle çatışmayı göze alan" Işıdçılardı. Çünkü onlar polisleri "Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyet'e hizmet yemini eden kâfirler" olarak görüyorlardı. Sadece polisleri mi?.. Sorsanız onlara İsmet Özel'i de "kâfir" olarak nitelerlerdi çünkü "çatışmayı göze almıyordu".
İsmet Özel'in Türklük tanımı Ülkücüler üzerinde de etkili oldu; "Türklük diye bir şey yok,Allah'ın kılıcına Türk denir" biraz daha tıraşlanmış haliyle bu görüşün yansımasıdır. Gidin sorun Araplar'a: "Biz Allah'ın kılıcıyız, ne diyorsunuz bu işe?" diye sorun bakalım:
Araplar kesinlike şöyle diyecektir:
"Hadi be mevali!.. Türkler bizim azad ettiğimiz kölelerimizdir. Allah'ın kılıcı Araplardır. Siz bizim Talkan ve Curcan savaşlarımızdaki kılıç artığımızsınız".
Farslara sorun, ne diyeceklerdir:
"12 İmam'a inanmayanlar Allah'ın kılıcı olamaz".
Kısacası bu "Allah'ın kılıcı" olmak konusunda İslam dünyasında görüş birliğine varamazsınız. Müslüman Türklerin sadece duygularımıza seslenen şairane sözlerden uzak durması, çatışmayı, şiddeti, terörü besleyen sözlerden uzak durması gerekir.
Peki Türklüğün yol haritası nasıl olmalıdır?..
Bilge Kağan'ın yüzyıllar öncesinde söylediği gibi “Türk illerinde yoksulluk o kadar azalsın ki, yoksulluk suç sayılsın” sözleri Türklerin ülküsü olmalıdır. Bunun yolu da aklı, bilimi, adaleti, barışı, gelişmeciliği kendine ilke edinmiş, önce kendi milletine sonra tüm insanlığa yararlı olmaya çalışan aydınlık beyinli insan yetiştirmekten geçer.