Ağır abiler mi deseydim acaba !..

Fazla konuşmazlar.

Ara sıra günün önemine binaen kendilerini hatırlatan bir kaç cümlelik kutlama ve anma mesajları verirler.

İsimlerinin hatırlanması ve konuşulması onlara yeter !..

Söz konusu isimler benim yaş kuşağım içindir. 1997’den sonra Ülkücü Hareketle tanışıp yaşı 18’i geçenler bu yazımın kapsamı dışındadır.

Onlar mazurdur ve bu söyleyeceklerimin muhatabı değildir.

Çünkü onlar Sn. Bahçeli döneminin “milliyetçi-ülkücü gençleridir”.

Teşkilatlarında anlatılanlar ile, saf ve temiz duygularla “ülkücülüğü”, öğretilen şekliyle bilmiş ve kabüllenmişlerdir.

Türk Milletine yönelen tehdit ve tehlikelerle sıcak temasları olmamış,onlara karşı verilmiş bir mücadelenin yaşanmış bir tecrübesine ait birikimleri yoktur.

Hastane, hapisane, okul üçgeninde yaşamamışlar ve Emniyetlerde işkencesi görmemişlerdir.

İnşallah hiçte görmesinler, Allah hepsini korusun !

Yeri ve zamanı gelince, bizler gibi mücadeleye koşacaklarına eminim.

Aslında mesele “resmileştirilerek” halledildi.

Zaten vasat “akıllı devlet’te” NATO’nun iç siyasette ki vesayetinden kurtulunca

“Ülkücülere” resmî güvenlik üniforması giydirerek meseleyi halletti.

O yüzden sivil ülkücü kardeşlerinin yapmasına gerek kalmadan onların yerine, resmî üniformalı ülküdaşları gereğini yapıyor.

O mücadele bizim neslin “vasat akıllı devleten” yediği bir “Brütüs” hikayesidir.

Onlar tuzak kurdu, biz yapmamız gerekeni yaptık.

Onların bazıları şerefli üniformalar içinde şerefsiz cesetler olarak kaldı, bizler şeref haysiyet yarası almadan hayatta dik yaşamaya çalışıyoruz.

Evet bu yazımın muhatabı, 68-78-88 kuşağı Ülkücülerin Genel Merkez Teşkilatlarında görev almış “ülkücü abilerinedir.”

Türkeş rahmetli sonrası bazıları omuzlarında Bahçeli’yi taşıyarak Genel Başkan koltuğuna oturttular. Allah var, çoğunu da Sn. Bahçeli meclise taşıdı, genel merkezde görevlendirdi yetki verdi.

Sonraları koltuklarını bir şekilde kaybedince ya da uzun süre Meclis’te bir sandalye kapamayınca Sn. Bahçeli’den koptular.

Teşkilatta “ağır abiler” olarak görev yaparken görmedikleri ya da şimdilik görmeyelim dedikleri her şeyi Bahçeli’den koptukları andan itibaren görmeye ve şikayete başladılar.

Olsun !..

Nasıl olsa “aldanmışlık, kandırılmışlık “ AKP sayesinde adamı ipten alan bir masumluğun ve affedilmenin karinesi oldu artık.

Benim yaş kuşağımın ve hemen sonrasının Teşkilat Yöneticilerinin dün yaptıklarını ve aldıkları siyasi kararlarını yargılamak gibi bir niyetim yok. Zaten buna hakkımda yok.

Yıldırım ve Temur’u ; Vahdettin ve Atatürk’ü hala tartıştığımız yerde siz haksızdınız, yanlıştınız biz haklıydık, bakın dediklerimizin hepsi oldu ve bizim yaşadıklarımızı siz de yaşadınız demenin artık bugünden sonra faydasından çok zararı olur.

Benim sözlerim “gazi arkadaşlarıma” bir nazire biraz da naz !..

Esas söylemek istediğime gelince !..

Allahaşkına yaşlarımız 60’ı çoktan devirdi.

Bugün Ülkemiz düne göre daha rafine ve ince hesaplanmış bir planın hedefi durumunda!

Türk Milliyetçileri paramparça !..

Parti üstüne parti kuruyorlar !..

Gittikleri partilerde ya da kurdukları partilerde siyasi mücadeleye yoğunlaşmaları yerine dönüp, dün kolkola oldukları, aynı safta oldukları “ülküdaşlarına” saydırıyorlar.

Sizler de seyrediyorsunuz!

Bir sözünüz bir çözümünüz yok mu ?

Ülkücülerin dün önderleri, başkanları olarak bugün, birliğimizi sağlamak üzere gerçek ve heyecan uyandıran bir hedefi niçin işaret etmiyorsunuz?

Sadece AKP’ye muhalefet ve içe dönük sözler söylemekten bıkmadınız mı ?

Artık millet kimin gitmesine karar verdi.

AKP ile ilgili milyonlarca söz ve video sosyal medyada yığınla. Bu saatten sonra bir eksik bir fazla fark eder mi?

Sosyal medya kıpır kıpır.

Önümüzdeki seçimlerde Türk Milliyetçisi bir adayı bekleyen ve özleyen ülküdaşlarımıza söyleyecek bir sözünüz yok mu?

Şu doğru, şu yanlış diyerek kanaat ve fikirlerinizi niçin açık, anlaşılır ve sizlerden beklenen cesaret ile ortaya koymuyorsunuz?

Bir bildiğimiz vardır, fakat “kara kutu” açılmadan konuşmak olmaz mı diyorsunuz?

Görmüyor musunuz?

Türk Milliyetçileri “Erdoğan’ı indirmek isteyenler ve Erdoğan’ı indirtmeyeceğiz' diyenler olarak iki büyük kampa bölündü.

Üzülen ve bir üçüncü yol arayışında olanlar, siz eski başkanlarının, yöneticilerinin, kanaat önderlerinin, ağabeylerinin ne söyleyeceğini merakla bekliyor.

1968 -1997 arasında 29 yılda Ülkü Ocakları Genel Başkan ve Genel Merkez yönetim kurulu üyeleri ve yüzleri bulan sayıda ağabeyler, ülkücü yöneticiler nerelerdesiniz?

Bugün “Bölücü Kürtçüler” HDP üzerinden anahtar güç olarak 50+1 denklemi sayesinde yüzde 8-10 oy potansiyeli ile bar bar bağırıp, Türkiye Cumhuriyetinde “yürütmede” paydaş olacaklarını ilan ediyorlar. Yüzde 30 tabii oy potansiyeli ile Türk Milliyetçileri sessiz ve dağınık.

Bugünlerde konuşmayacak ve net duruşunuzu ortay koymayacak iseniz seçimden sonra konuşmanızın ne değeri ve ne anlamı kalır?

Neyi bekliyor ya da neyin beklentisi içindesiniz?

Ne söyler, neyi işaret ederseniz çok önemli !..

Doğru yanlış demeyeceğiz!..

Tek sesiniz çıksın !..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

“”