Zafer partisi genel başkanı Ümit Özdağ Mustafa Kemal Paşa'nın yanında kalmaya ve Cumhuriyetimizin temel değerlerini kararlılıkla savunmaya devam edeceğiz dedi.
Basın açıklaması yaparak gundeme dair görüşlerini açıklayan Zafer Partisi genel başkanı Ümit Özdağ şunları söyledi:
Ben düşman ceza hukuku uygulamalarına en sert ve en haksız şekilde muhatap olan yurttaşların başında geliyorum.
Önce hakaret etmediğim halde Cumhurbaşkanına hakaret suçlamasıyla gözaltına alındım ve konuşmayı Antalya'da yapmıştım. Antalya'da bir soruşturma açılmalıydı. Hadi olmadı, ben Ankara'dayım, Cumhurbaşkanı Ankara'da, Ankara'da açılabilirdi ama İstanbul'da açıldı.
Mahkeme bile ilk kez iddianameyi kabul etmedi. Dedi ki bu bizim yetki alanımızda değil ve savcılığa geri yolladı. Evet, mahkeme kabul etmedi. Bunun üzerine Cumhurbaşkanının avukatları, Cumhurbaşkanı bu konuşmayı İstanbul'da Şişli'de bir büroda izlediği için başvuruyu İstanbul'da yaptık dediler. Ben de şükrettim, iyi ki New York'ta izlememiş. O zaman New York'ta Amerikan mahkemesinde yargılanacaktım demek ki.
Evet ve beraat ettim. Sonra tahrik etmediğim, aksine yatıştırmak için çaba sarf ettiğim ve bütün parti teşkilatımızla çaba sarf ettiğimiz Kayseri'de Olaylarının yatışması süreciyle ilgili haksız yere suçlandım, 5 ay hapiste tutuldum Silivri'de ve 2 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırıldım. 2 yıl 4 ay hapis cezası alanlar arkadaşlar normalde 2 ay yatarlarmış avukatların bana verdiği bilgi.
Şimdi de Şeyh Said'in hatırasına hakaret etmekten Hınıs Asliye Ceza Mahkemesi beni ‘kişinin hatırasına alenen hakaretten’ adli para cezası uygulanmasına çarptırdı.
Üstelik savunmamı da almadı. Üstelik avukatım yazılı olarak mahkemeye savunma yapacağımızı beyan etmesine rağmen bu bir düşman ceza hukuku uygulamasıdır.
Bakın Şeyh Said'e hakaret ettiği iddia edilerek hakkında soruşturma açılan birçok gazeteci, takipsizlik kararı almışlar ve beraat almışlar. Bana yolladılar kararları. Bu gazetecilerin bazıları iktidar yanlısı gazeteciler. Benimle hiçbir temasları yok. Hınıs’taki mahkemenin aldığı karar onların vicdanını bile kanattı.
Benim Şeyh Said'le ilgili kullandığım ifadeler İstiklal Mahkemesi'nin kararında ifade edilen hususlardır. Mahkemenin bana ceza verdiğini hissetmiyorum, değerli arkadaşlar.
Mahkeme Mustafa Kemal Atatürk'e ceza vermiştir. Mahkeme İsmet İnönü'ye ceza vermiştir. Mahkeme Mareşal Çakmak’a, Mahkeme Türk Silahlı Kuvvetleri'ne ve Türkiye Cumhuriyeti'ne ceza vermiştir. Evet, biz bu karara itiraz ettik ve savunma hakkımızı kullanacağımızı ifade ettik.
Şunun altını çizelim, bu tür cezalarla beni de Zafer Partisi'ni de susturamazsınız, sindiremezsiniz.
Şeyh Said'e, Seyit Rıza'ya, Mustafa Sabriler'e vatan haini demeye devam edeceğiz. Çünkü bu bir tarihi gerçek, bunlar vatan haini.
Aynen Abdullah Öcalan'ın vatan haini olduğu gibi.
Siz bir vatan haininin hatırasını düşünürken, biz Mustafa Kemal Paşa'nın hatırasını düşünmeye devam edeceğiz. Hainlerin katlettiği şehitlerimizin hatırasını savunacağız ve bir hainin hatırasına ceza vermek, devleti kuran kahramanların, gazilerimizin ve aziz şehitlerimizin ruhlarına ceza vermektir. Bunun da bilinmesini istiyoruz.
Kimse bizi teröriste terörist demekten, haine hain demekten vazgeçiremez.
PKK elebaşı Öcalan, Karayılan, Bayık, FETÖ terör örgütünün elebaşı Fethullah Gülen, Hizbullah'ın elebaşı Hüseyin Velioğlu. Bunların hepsi teröristtir, Türk düşmanıdır, Türkiye düşmanıdır.
Adalet Bakanlığı'na tavsiyem, soruşturma açılması gerekenler, hainlere hain diyenler değil, Öcalan'a sayın diyenler, kurucu önder diyenler, Şeyh Said adını bulvarlara verenlerdir.
Çünkü bunlar başta şehit analarımız olmak üzere büyük Türk milletinin aziz şahsiyetine, kutsallarına ve mukaddesatına hakaret ediyorlar.
Biz Zafer Partisi olarak Mustafa Kemal Paşa'nın yanında kalmaya ve Cumhuriyetimizin temel değerlerini kararlılıkla savunmaya devam edeceğiz. Bu yolda son sözümüz budur.