Viranşehir Sıcağı Serttir

Güneydoğu'nun kalbinde, tarihin toprakla, insanın kaderle buluştuğu kadim Viranşehir'de Temmuz ayı yalnızca bir mevsim değildir; bir imtihandır, bir yaşam biçimidir.

Abone Ol

Viranşehir Sıcağı Serttir

Güneydoğu'nun kalbinde, tarihin toprakla, insanın kaderle buluştuğu kadim Viranşehir'de Temmuz ayı yalnızca bir mevsim değildir; bir imtihandır, bir yaşam biçimidir. Burada gökyüzü, mavinin en parlak tonlarından beyaza çalan yakıcı bir ışığa dönüşür. Güneş ise sadece dünyayı aydınlatan bir yıldız olmaktan çıkar; sabahın ilk ışığından gün batımına kadar toprağa hükmeden, zamanı yöneten sessiz bir hükümdara dönüşür.

Viranşehir'in sıcağı serttir...

Ama bu sertlik yalnızca havada hissedilmez. İnsanların sabrında, emeğinde, alın terinde ve hayata tutunuşunda da kendini gösterir.

Sıcağın Yazdığı Şiir

Öğle vakti geldiğinde sokaklara derin bir sessizlik çöker. Termometrelerin 45 dereceyi gösterdiği, kimi zaman bunun da üzerine çıktığı saatlerde şehir adeta nefesini içine çeker. Kerpiç evler, taş duvarlar, uçsuz bucaksız ovalar ve gölgesine sığınılan birkaç ağaç... Hepsi güneşin yakıcı hükmüne boyun eğer.

Esen rüzgâr bile serinlik taşımaz. Yüzünüze dokunduğunda, sanki Mezopotamya'nın binlerce yıllık toprağından yükselen sıcak bir nefesi hissedersiniz. Bu rüzgâr, insana yorulduğunu değil; bu coğrafyanın hâlâ diri, hâlâ güçlü olduğunu fısıldar.

Dışarıdan gelenler için bunaltıcı görünen bu sıcaklık, Viranşehirliler için hayatın doğal ritmidir. Çünkü onlar bilir ki bu topraklarda hiçbir bereket kolay doğmaz.

Pamuk tarlalarının beyaz umudu, başakların altın rengi, bağların, bahçelerin ve sofraların bereketi... Hepsi bu kavurucu güneşin altında olgunlaşır. Güneş sadece yakmaz; büyütür, olgunlaştırır ve emekle birleştiğinde toprağı cömertliğe dönüştürür.

Akşamın Merhameti

Güneş yavaş yavaş ufka çekildiğinde gökyüzü kızılın en güzel tonlarına bürünür. Ardından lacivert, bütün şehrin üzerine sessizce serilir. İşte o an Viranşehir yeniden nefes almaya başlar.

Damlar hazırlanır. Yıllardır değişmeyen bir gelenek gibi yataklar damlara serilir. Buz gibi ayranlar, demli çaylar sofralara gelir. Komşular birbirine seslenir, çocukların kahkahaları sokaklara karışır. Günün sıcağı, yerini uzun sohbetlere, eski hatıralara ve yıldızların altında kurulan dostluklara bırakır.

Başınızı gökyüzüne kaldırdığınızda, şehir ışıklarının perdelemediği milyonlarca yıldız size eşlik eder. O an anlarsınız ki gündüzün bütün yorgunluğu, gecenin serinliğinde usulca eriyip gitmiştir.

Viranşehir'i Anlamak

Viranşehir'in sıcağı serttir; ama insanı daha sert değildir.

Aksine, bu toprakların insanı güneş kadar sıcak, gölgesi kadar cömerttir. Çünkü burada yaşayanlar bilir ki sabrın sonunda serinlik, emeğin sonunda bereket vardır.

Belki de bu yüzden Viranşehir'i tanımak isteyen biri, önce Temmuz sıcağını yaşamalıdır. O kavurucu güneşin altında yürümeli, akşam serinliğini beklemeli ve ilk esen rüzgârın kıymetini hissetmelidir.

Çünkü bazı şehirler haritalarda yer alır.

Viranşehir ise insanın yüreğinde iz bırakır. Güneşiyle kavurur, gecesiyle teselli eder; sıcağıyla sabrı, toprağıyla bereketi, insanıyla da samimiyeti öğretir.

Ve belki de bu yüzden...

Viranşehir sıcağı serttir; ama hatırası ömür boyu içi ısıtır.

Songül Özer