Yalova Sağlık Personeli İsmail BOZKURT; Benim babam, (Ömer BOZKURT) seferberlik döneminde, Eyyübiye İlçesi, Kuyubaşı Mahallesi, eski Et Balık Kurumu karşısındaki Beylerin Bahçesinde sebze yetiştirirmiş.

Babam yaklaşık, on yaşında iken eşek yüküyle Beylerin Bahçesi’nden, Haşimiye meydanına sebze taşırmış.

Şu anki, eski Et Balık Kurumunun yeri Seferberlik İdari Merkezi Sahasıymış. Babam sebze yüklü eşeğiyle seferberlik merkezi yanından geçerken görevli bir subay babamın eşeğini tutar.

Subay Bu eşek kimin? Diye babama sorar.

Babam da dedemin olduğunu söyler.

Subay, yüklü eşeği babamdan alır, çabuk babanı bana al gel der.

Musa Dedem; subaya ne istediğini, niçin eşeğini alıkoyduğunu sorar.

Subay Bizim bir hasta askerimiz var, bu hasta askerimizi eşeğinle Diyarbakır Dağ Kapı Askeri Hastanesine götürüp teslim edip geleceksin der.

Musa Dedem de subaya Komutanım, Benim üç tane oğlum şuan seferberlikte askerlik etmekteler. Uzun zamandır asker oğullarımdan bir haber bile almış değilim. Asker oğullarımın hanımlarına da kalan çocuklara da ben bakıyorum. Benden başka ailemizin başında duracak yetişkin kimseler de yok. Ben nasıl Diyarbakır’a kadar giderim?

Subay Anlamam! Gideceksin der.

Musa Dedem, subaya saygıda kusur etmeden peki olur der. Yükünü sipariş aldığı komisyoncuya bırakmak için komutandan izin alır. Bahçeye geri döner, Diyarbakır'a yola çıkmak üzere yanına ayak başı, öteberi, bir şeyler alır, ev halkından helallik de alır ve subayın yanına geri döner.

Subay, Hasta askeri, Musa Dedemin eşeğine bindirip dedemi Diyarbakır Dağ Kapı Askeri Hastanesine yolcular.

Dedem, 15 gün gidiş 15 gün geliş bir ay süren yolculuk içinde hasta askeri eşeğiyle Diyarbakır Dağ Kapı Askeri Hastanesine teslim ederek geri gelir. Evine uğramadan gider, hasta askeri, Diyarbakır Dağ Kapı Askeri Hastanesine teslim ettiğine dair subaya tekmil verir ve daha sonra ailesine gider.

Musa Dedemin, oğlu Hüseyin’in dışında 1891 ve 1893 doğumlu, seferberliğe katılan oğulları, Mehmet ve Hasan BOZKURT kardeşlerin hangi savaş cephesinde, nerede öldüklerini, tespit edememiş. Şuana kadar bile tespit edilmiş değil.

Dedelerimiz, Eşeğiyle Mehmet ve Hasan gibi hangi cephede öldüklerini bilmediği oğullarıyla hiçbir beklentileri olmadan Maaşsız-Madalyasız bu Vatan’a hizmet etmişlerdir.

Babam ölünceye kadar, hiçbir zaman ne içerlendi ne de gururlanıp da bizlere bu olayı anlatmadı. Babamın ölümünden sonra bir taziye ortamında sohbet sırasında aile dostlarınca söz edilince bizler bu olup biteni tesadüfen o an öğrenmiş olduk.

Bence, babama göre, Vatanı Vatandaşlar, Bayrak’ı Bayraktarlar Korur.

Başta Dedik ya:

YOK MAAŞ, MADALYA

GİT DİYARBAKIR’A YAYA...!