Diyarbakır'ın ihtiyaç duyduğu il başkanı profili ile Ankara'nın tercih edeceği profil, bu kez örtüşecek mi? Geçmiş tecrübeler ışığında çok iyimser olduğumu söyleyemem

GELEN BAŞKASININ CEBİNE BAKMASIN?

AK Parti Diyarbakır İl Başkanlığı için yürütülen süreç, hafta sonu yapılan görüşmelerle yeni bir aşamaya geçildi… İl ve bölge koordinatörlerinin katılımıyla, itirazlı, gergin, söz dalaşı, tepki odaklı, gerçekleştirilen ikili görüşmeler ve temayül yoklamaları tamamlandı. Raporlar yazıldı, tutanaklar tutuldu, dosyalar hazırlandı. Artık gözler Ankara’da...

***

Ki dosyaların peşine düşüp Ankara’da mekik dokuma başladı.. Evet, hazırlanan dosyalar Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne ve parti genel merkezine sunulacak. Değerlendirmeler yapılacak ve son söz söylenecek. Kim olur, kim olmazdan daha çok benim sormak istediğim şu. Diyarbakır'ın ihtiyaç duyduğu il başkanı profili ile Ankara'nın tercih edeceği profil, bu kez örtüşecek mi? Geçmiş tecrübeler ışığında çok iyimser olduğumu söyleyemem.,, Vaki olmamıştır..

***

Hep derim.. Diyarbakır sıradan bir şehir değil. Nüfusuyla, gençliğiyle, siyasi ağırlığıyla, sosyal dokusuyla ve bölgesel etkisiyle Türkiye'nin en stratejik kentlerinden biridir!. İşsizliğin yoğun hissedildiği, ekonomik sıkıntıların vatandaşın omzuna çöktüğü; buna karşılık kanaat önderlerinin, sivil toplum kuruluşlarının, meslek örgütlerinin ve farklı toplumsal dinamiklerin iç içe geçtiği son derece hassas bir yapıya sahiptir, Diyarbakır..

***

Bu şehirde il başkanlığı yapmak, yalnızca teşkilatı yönetmek değildir. Diyarbakır'ı okumaktır... İnsanını anlamaktır... Sokağın nabzını tutmaktır... Tozunu, dumanını solumaktır.. Çarı pazar, kaldırımda yol yürümektir.. Gerginlik üretmeden farklı kesimlerle konuşabilmektir. Kısacası tabela başkanı değil, şehir başkanı olabilmektir hele ke iktidar açısından!!.

***

Ne var ki AK Parti'nin Diyarbakır'daki il başkanlığı serüveni uzun zamandır gelen gideni aratır döngüsünde boğula geldi.. Göreve gelen birçok isim büyük umutlarla koltuğa oturdu, ama küçük hesaplarla yıprandı ve sessiz sedasız sahneden çekildi. Her değişim yeni bir başlangıç diye sunuldu. Sonuç, hüsran çemberinden çıkamadı?.. Sandık sonuçları düştü. Ama nedense başarısızlığın faturası hiçbir zaman doğru adrese ulaşmadı, kesilmedi?. Birileri sürekli alarm verdi, bazıları ise alarm sesini duymamakta ısrar etti. Hal böyle olunca ortaya şu tablo çıktı: "Küçük olsun, benim olsun..” Bu anlayış egemen olup büyüdü, Diyarbakır ise küçülen siyasi hedeflerin içine sıkıştırıldı.

***

Bugün ihtiyaç duyulan isim… Sadece parti tabanını değil, partiye mesafeli duran kesimleri de dinleyebilen... Sadece seçimden seçime değil, yılın 365 günü sahada olabilen... Ankara ile Diyarbakır arasında sağlıklı bir köprü kurabilen... Şehrin sorunlarını doğru okuyup çözüm mercilerine taşıyabilen... Ve farklı görüşleri aynı masa etrafında buluşturabilecek olgunluğa sahip, vizyonel olmalıdır. Ve demokratikleşme hamlesi olarak gösterilen Terörsüz Türkiye rotasında, fikriyle, düşüncesiyle, sokağın istek ve talepleri doğrultusunda, konuşan, konuşturabilen olmalı!…

***

Ancak tüm bunların yanında göz ardı edilmemesi gereken çok önemli bir kriter daha var.. Ki kimse pek dillendirmiyor.. Ama ben bir kez daha buradan aktarıyorum.. O kriter de, o kişinin ekonomik özgürlüğünü içermektedir… Çünkü il başkanlığı makamı, kişisel kariyer planlama merkezi değildir. Bu görev, acaba hangi kapılar açılır?, Hangi ihale bana yaklaşır?, Bu makam bana ne kazandırır? hesabı yapılacak bir koltuk hiç değildir.

***

Tam tersine... Gerektiğinde elini kendi cebine atabilen... Teşkilatın yükünü omuzlayabilen... Başkasının cebine değil, şehrin derdine bakan... Makamdan güç alan değil, bulunduğu makama güç katabilen, partiye, parti liderine yük olan değil, yük alıp omuzlayan karakteristik özelliği olan biri olmalıdır.. İhtiyaç duyulanda budur.. Diyarbakır gibi büyük ve stratejik bir şehirde il başkanlığı, kazanç kapısı değil fedakârlık makamıdır.

***

Vatandaş artık sadece ne söylendiğine bakmıyor?. Nasıl yaşandığına da bakıyor.. Ne vaat edildiğine değil, nasıl bir hayat sürdürüldüğüne de bakıyor... Ve en önemlisi, menfaat karşısındaki duruşa bakıyor. Ankara'nın bu süreçte sorması gereken en kritik sorusu bu olmalıdır?.. "Aday bu göreve ne almak için geliyor, ne vermek için geliyor?..”

***

Sürecin dikkat çeken ayrıntılarından biri de koordinatörleri uğurlamak üzere havaalanında bulunan bazı isimlerdi. Aralarında görevden alınan il başkanının da yer alması kulislerde farklı yorumlara neden oldu. Bir nezaket ziyareti miydi? Bir veda fotoğrafı mıydı? Yoksa satır aralarına gizlenmiş siyasi bir mesaj mı?. Şimdilik bilinmiyor... Ama Diyarbakır siyasetinde bazen bir fotoğraf karesi, sayfalar dolusu açıklamadan daha fazla şey anlatır.

***

Sonuç olarak AK Parti bugün Diyarbakır'da sadece bir il başkanı belirlemiyor. Aslında önümüzdeki yılların siyasi rotasını çiziyor. Verilecek karar yalnızca teşkilatı değil, şehirdeki siyasi dengeleri de doğrudan etkileyecek. Bekleyip göreceğiz... Ankara bir isim mi tercih edecek? Bir vizyon mu ortaya koyacak? Yoksa yıllardır alıştığımız gibi eski tas, eski hamam düzeninde devam mı edecek?

***

GÜNÜN SÖZÜ

Bir makama oturmak marifet değildir; asıl marifet, o makamdan kalktığında arkasında güven, eser ve iz bırakabilmektir.