‘’Askerî aşama bitti, geçiyoruz siyasi aşamaya’’ – Azerbaycan Cumhurbaşkanının halka konuşmasından önemli bir cümle.

Askeri gücümüzü gösterdik, diplomasimiz hareketlendi. Kaldı özgüven aşaması.

Dünya Azerbaycanlılarını gördünüz mü? Asaletli milletimiz gerektiğinde nasıl tek yumruk olup birleştiler? Nasıl indirdik o yumruğu, lobisi ve havadarlarıyla övünen ermenilerin kafasına?

Bir Türk hesap sormaya kalkarsa, önünde kimse duramaz. Bir kere bunu hiç kimse aklından çıkartmasın!

Gel gelelim geldiğimiz noktada dikkat etmemiz gereken hususlara;

-Ermenistan açlıktan ölüyor!

MF’ye milyarlarca dolar borcu var!

-Devlet bütçesi dibe vurmuş durumda!

Fakat savaş döneminde askerî silahlarının hiç eksik olmadığını gördük. Kimlerin sayesinde acaba? Ermeni lobilerin, bildiğimiz ve bilmediğimiz dış güçlerden aldıkları yardımlar sayesinde elbette!

Peki…

10 Kasım’da savaşı nihayete erdiren anlaşma çerçevesinde Rusya’nın barış gücü askerleri Karabağ’a yerleşti. Söz konusu anlaşma bazı yönleri ile halkımızı haklı olarak rahatsız etmektedir. Hatta bazı siyaset bilimcilerimiz ‘’iti kovduk, sahibi geldi’’ şeklinde tespitte bulunmaktadır.

Güçlü olanlar engelleri, müdrik olanlar ise tüm yolu atlar. Korkular yerine bu fikri tercih ederim.

44 gün süren savaş sırasında kardeş ülke Türkiye’nin bizi bir dakika bile yalnız bırakmaması, Pakistan, İsrail, Ukrayna gibi ülkelerin de manevi desteklerini eksik etmemeleri aslında birçok şeyin farkına varmamızı sağladı. Müttefik ilişkilerinde din, dil ve ırkın fark etmediği gerçeğini dünyaya gösterdi. Bununla birlikte asıl güvenilir müttefikin yine kendimiz olduğunu ispat ettik.

Yüzyıllarca büyük güçlerin piyonu olmak dışında hiçbir vasfı olmayan Ermeniler kan, nifak, cinayet, ihanet dışında bulundukları coğrafyalarda hiçbir olumlu sayfaya imza atmamıştır. Ermenistan'ın işbirlikçilerinin işine gelecek özellikler olabilir bunlar fakat nereye kadar? Beslemenize karşı artık her kes gardını almıştır. Dünya da eski dünya değildir. Teknolojik gelişmelerin gölgesinde, sen milyar dolarlık projelerin tepesinde ‘’komşuculuk’’ oynayarak tehlike oluşturamazsın.

Bilincinde olduğumuz, fakat bir türlü başaramadığımız stratejik konulardan biri de lobiciliktir. Yurtiçi şirketlerde halkla ilişkiler uygulamasına yeteri kadar önem verilirken, uluslararası ilişkilerde aynı uygulama yetersiz kalmaktadır. Güçlü devletlerin karar mercilerini etkilemek, kendi çıkarlarımızın ve senelerdir haykırdığımız gerçeklerin Ermeni yalanları gibi yalanlar yüzünden bastırılmasını engellemek için lobicilik en uygun stratejidir.

II Karabağ savaşından sonra Türkiye ve Azerbaycan birbirine her platformda bu kadar kenetlenmişken, lobicilik faaliyetlerimizi de ortak çatı altında yürütmemizin nesi kötü olur? Lobicilik, bir ırkçılık veya bir mezhepçilik falan değildir. Amerika gibi devletlerde önemli bir faktördür. Biz dostumuzla dost, düşmanımızla düşmanız, fakat siyaset meydanında her şey kılıç ve kalemle çözülmüyor. Kulak aşındıran fısıltılar da önemli.

Hain düşman senelerdir dünyayı uyduruk bir soykırım masalına inandırmaya çalışıyor. Hatta Fransa gibi inandırdıkları ülkeler bile var. Peki arşivlerimizi hepsine açtığımız halde, nasıl oluyor da bu ülkeler sahte kanıtları tercih ediyorlar?

Yurtdışına gidince ayrı bir bireye dönüşmeyi bırakıp, milli kimliğimizi, milli gerçeklerimizi unutmamalıyız. Ne yazık ki, bir çoğumuz örneğin, Fransa’ya gidince, Fransız’dan daha çok Fransız umursamazlığına kapılıyoruz.

Her şeyi devletten beklemek değil, devletçilik bilincimizi koruyarak dünyaya hak sesimizi duyurmalıyız.

Mutfakta, kahvede, pub’da siyaset yapmak gerçekleri su yüzüne çıkarmıyor maalesef. Büyük fark atarak kazanan olmak istiyorsak, tarihî gerçeklerin uluslararası kurumlar ve devletler tarafından kabul edilmesini, siyasal ve sosyal açıdan olumlu imajımızın herkesçe bilinmesini sağlamalıyız. Gök Kubbemizin altında sadece biz yaşamadığımıza göre sadece bizim gözümüzde haklı olmak da yetmiyor maalesef.

Winston Churchill’in  ‘’Gerçek, pantolonunu giyene kadar yalan, dünyanın yarısını dolaşır’’  iktibasının da yola çıkmamız için bir ipucu olarak altını çiziyorum...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
“”