Deprem bölgesinde en ağır yarayı Hatay, Adıyaman, Kahramanmaraş ve Malatya aldı. On binlerce insan hayatını kaybetti. Yüz binlerce bina kullanılamaz hale geldi.
Deprem Bölgesinde Yapılanları Ve Yapılmayanları Görmek
6 Şubat 2023...
Türkiye'nin hafızasına kazınan o karanlık sabah...
Saatler 04.17'yi gösterdiğinde yalnızca binalar yıkılmadı; milyonlarca insanın hayatı, umutları ve geleceğe dair planları da enkaz altında kaldı.
En ağır yarayı ise Hatay, Adıyaman, Kahramanmaraş ve Malatya aldı.
On binlerce insan hayatını kaybetti.
Yüz binlerce bina kullanılamaz hale geldi.
Milyonlarca vatandaş evsiz kaldı.
Dünya tarihinin en büyük afetlerinden biriyle karşı karşıya kalan devlet, millet ve sivil toplum el ele vererek büyük bir mücadele başlattı. İlk günlerde yaşanan koordinasyon eksiklikleri, ulaşım sorunları ve iletişim kopuklukları toplumun hafızasında derin izler bıraktı. Ancak sonrasında devletin bütün kurumlarıyla bölgede yürüttüğü çalışmalar da inkâr edilemez bir gerçektir.

Bugün deprem bölgesine giden herkes yükselen konutları, yeni yolları, hastaneleri, okulları ve altyapı yatırımlarını görebilmektedir.
Bu emeği görmezden gelmek de doğru değildir.
Ancak aynı şekilde, "Her şey tamamlandı." demek de gerçeği tam olarak yansıtmamaktadır.
Çünkü deprem yalnızca betonarme binaları yıkmadı.
Ekonomiyi, psikolojiyi, sosyal hayatı ve şehir kültürünü de derinden sarstı.
Şehirleri Sadece Betonla Ayağa Kaldıramayız
Yeni konut yapmak elbette hayati öneme sahiptir.
Fakat şehir dediğimiz yapı yalnızca evlerden ibaret değildir.
Bir şehrin yeniden ayağa kalkabilmesi için;
- ekonomisinin canlanması,
- ticaretinin güçlenmesi,
- sanayisinin gelişmesi,
- tarımının desteklenmesi,
- gençlerinin iş bulabilmesi,
- kültür ve sanat hayatının yeniden kurulması gerekir.
Bugün deprem bölgesindeki en büyük sorunlardan biri de göçün hâlâ devam ediyor olmasıdır.
Ev yapılabilir.
Ancak iş yoksa insanlar o evlerde kalmaz.
Şehirler ancak istihdamla yaşar.
Psikolojik Yaralar Hâlâ Sarılamadı
Depremden sağ kurtulan binlerce çocuk hâlâ geceleri korkuyla uyanıyor.
Anne ve babasını kaybeden gençler hayatlarını yeniden kurmaya çalışıyor.
Yaşlılar yıllarca yaşadıkları mahallelerin artık yerinde olmadığını görüyor.
Deprem yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda büyük bir ruhsal travma oluşturdu.
Bu nedenle psikolojik destek hizmetleri uzun yıllar bölgemizde devam etmelidir.
Travmanın takvimi olmaz.
Hatay, Adıyaman, Kahramanmaraş ve Malatya İçin Ayrı Kalkınma Programı
Bu dört il sıradan şehirler değildir.
Bu şehirler büyük bir medeniyetin taşıyıcı kolonlarıdır.
Dolayısıyla deprem sonrası kalkınma politikaları da sıradan teşvik paketleriyle sınırlı kalmamalıdır.
Uzun vadeli bölgesel kalkınma planları hazırlanmalıdır.
Vergi avantajları artırılmalı,
Yatırımcılar teşvik edilmeli,
Üniversiteler güçlendirilmeli,
Teknoloji merkezleri kurulmalı,
Genç girişimcilere özel fonlar oluşturulmalıdır.
Deprem bölgesi yalnızca yeniden inşa edilmemeli;
aynı zamanda yeniden kalkındırılmalıdır.
Depremi Unutursak Aynı Acıları Yeniden Yaşarız
En büyük tehlike, zaman geçtikçe acının unutulmasıdır.
Türkiye, deprem kuşağında yaşayan bir ülkedir.
Bu nedenle deprem sadece afet anında konuşulan bir konu olmamalıdır.
Başta İstanbul olmak üzere yüksek risk taşıyan bütün şehirlerde kentsel dönüşüm hızlandırılmalıdır.
Yerel yönetimler, merkezi idare, üniversiteler, mühendis odaları ve sivil toplum kuruluşları ortak hareket etmelidir.
İmar afları artık tarihe karışmalıdır.
Denetim mekanizmaları tavizsiz uygulanmalıdır.
Bilim, siyaset üstü tutulmalıdır.
Yeni Bir Afet Yönetimi Kültürü Oluşturmalıyız
Deprem bize yalnızca binaların değil, sistemlerin de sağlam olması gerektiğini öğretti.
Afet anında haberleşme,
Lojistik,
Koordinasyon,
Gönüllü yönetimi,
Arama-kurtarma kapasitesi,
Yerel afet planları,
Erken uyarı sistemleri,
Mobil sağlık altyapısı ve kriz yönetimi sürekli güncellenmelidir.
Afet yönetimi seçimden seçime hatırlanan bir başlık değil, devlet politikası olmalıdır.
Birlik Ruhu Kaybolmamalı
6 Şubat'ta Türkiye, acının etrafında kenetlendi.
Siyasi görüşü, etnik kimliği, inancı ne olursa olsun milyonlarca insan aynı vicdanda buluştu.
İşte o dayanışma ruhunu kaybetmemek gerekiyor.
Deprem bölgesinin yeniden ayağa kalkması yalnızca devletin değil; belediyelerin, özel sektörün, üniversitelerin, meslek odalarının ve bütün toplumun ortak sorumluluğudur.
Son Söz
Hatay...
Adıyaman...
Kahramanmaraş...
Malatya...
Bu şehirler sadece deprem yaşamış şehirler değildir.
Onlar Türkiye'nin ortak vicdanıdır.
Devlet bugüne kadar çok önemli çalışmalar yaptı; binlerce konut yükseldi, altyapı yatırımları hız kazandı ve hayatın normale dönmesi için büyük kaynaklar seferber edildi. Bu emek takdiri hak ediyor.
Ancak önümüzde hâlâ uzun bir yol var.
Çünkü gerçek başarı, yalnızca anahtar teslim etmek değil; insanların yeniden umutla yaşayabildiği, çocukların geleceğe güvenle baktığı, üretimin yeniden canlandığı şehirler inşa edebilmektir.
Deprem bize bir gerçeği öğretti:
Binaları yeniden yapmak mümkündür.
Asıl mesele, şehirlerin ruhunu yeniden ayağa kaldırabilmektir.
Ve bu görev, hepimizin ortak sorumluluğudur.