Kader oluğu altında uyu!..
Uyurken sabra yaslan, önce uyur görün, sonra tam uykuya dal!..
Hakikate erişirsin.

Ta'zim insanı küçültmez, bilâkis yüceltir.
Doğruların yıkılışı bir an işidir.
Çünkü bunlar şâhın kapısında beklerler.
Halkı “HAKK”a çağırmaya memur edilmişlerdir.
Bunlar, ellerini birbirlerine vurduğu zaman gözden kaybolacak kadar küçül!..
Başına gelecek bir iş olursa sabır eliyle karşıla!
Şifâ buluncaya kadar dur; bağırma, çağırma!..
Şifâ gelirse şükr eliyle al!
Celâl perdesi açılırsa secdeye kapan!..
ALLAH, Peygamber sevgisini, fakirlik hâli ve belâ takip eder.
Belâ karşısında dağ gibi olmalısın...

İman sahibinin çoğu hâli, sıkıntıyla geçer.
Elindeki şeyler çok bile olsa yine de sıkıntı içindedir.
Çünkü, bağlanmış olduğu birçok prensipler vardır.
Onları yerine getirmek güçlüğü içinde kıvranır.
Dünyada ancak bir prensibe bağlı olmayanlar rahat eder.
Onlar da hiçbir dîne söz vermeyen dinsizlerdir.

“ALLAH'dan başka ilâh yok.” dediğin zaman bir dâva peşine düşmüş, oluyorsun.
Her dâvada Şâhid isterler.
Şahidi olmayan dâvayı kaybeder.
Bu durumda Şâhid, emirleri tutmak ve yasakları bir yana atmaktır.
Bu lâf boş değildir.
Derinliğine süzül, dal!..
Hiçbir söz amelsiz kabul edilmez ve hiçbir amel de ihlâs olmadan makbul değildir, ihlâs Peygamberin yoludur.
Eğer kapına gelen dilenci bir hediye getirseydi, hemen alırdın.
“Bana mı?” demezdin...
Hiç geri çevirmek istemezdin...

“İman sahibinin ferasetinden sakının
Çünkü o, ALLAH'ın verdiği nûrla bakar!..”
İbâdet, gelip geçici şeyleri muayyen bir zaman için terk demektir.
Sözlerimizin değeri ve tefsiri, manevîdir.
Burada maddenin sözü geçmez.

ALLAH yolcusunun iç âleminde aksaklık göremezsin...
Kerem sahibi olmak için, ilâhi ve kudsî sırları saklamak şarttır."

Dr. Münir Derman Hz.

Rahmetli Sabri Tandoğan hocamızı ziyaretimde kendisinden dinlediğim Dr. Münir Derman hazretleri ile ilgili bazı anlatımlarını paylaşmak istedim sizlerle, onları tanımama vesile hikaye ile birlikte.

Dr. Münir Derman Hz.lerini o yıllarda bir dergide çıkan yazılarından tanıyıp çok etkilenmiş Sabri hocamız. Sonunda dayanamayıp dergiyi arayıp kim ve nerede olduğunu öğrenmiş. Telefonla arayıp randevu alarak bir hafta sonu Eskisehir devlet hastanesinde görevli Derman hazretlerini ziyarete gitmişler pek sevgili, güzide eşi Rana hanımefendi ile birlikte.."Gidiş o gidiş. " demişti yorum olarak...
Ben çok Allah dostu tanıyıp sohbet ettim fakat sadece Münir Derman hazretlerine aşık oldum demişti bir de.

O tarihten itibaren yıllarca her hafta sonu (cumartesi öğlen başlarmış tatil) Rana hanımefendi ile birlikte işten çıkıp trenle Ankara'dan Eskisehir'e gitmiş, hafta sonu orada kalarak sohbetlerini dinleyip mesai için yeniden dönmüşler.

Dört yıl önce karşıma çıkan, hem Sabri hocamızı, hem de Dr. Münir Derman hazretlerini tanıma şansıma vesile olan videodaki sohbetinde anlattığı hikayeden, samimi, duygusal anlatımından çok etkilenmiştim ben de Sabri hocamızın. O hikayeyi aynı duygusallıkla onlarca kişiye anlattım bulduğum her fırsatta. Şimdi bulamıyorum o videoyu. Unutulmasın istiyorum. Paylaşmak istiyorum o yüzden hatırladığım her detayı ile.

Dr. Münir Derman hazretleri, dört fakülte bitirmiş, hatta yurt dışında yüksek lisans yapmış fakat yetinmeyip ben doktor olmak istiyorum deyip bir de tıp okuyup doktor olmuş derya deniz bir değerli veli- alimimiz. Son dönem evliyalarımızdan kendisi. Pek tanınmamış, gerektiği gibi yeterince anlaşılamamış olması büyük kayıp gerçekten hepimiz için. Yazmamın bir gayesi de onun, bir kişi bile olsa, tanınmasına, kitaplarından, ses kayıtlarından faydalanılmasına vesile olabilmek.

İlk olarak doğuda küçük bir ilçeye hükümet tabibi olarak atanmış.
O yıllarda kızılay hükümet tabibine bağlıymış. Cumhuriyet henüz çok yeni ve devlet çok fakir olduğundan kasası tamtakırmış kızılayın.
Dr. Münir Derman Hz. himayesindeki memurlardan ilçedeki yardıma muhtaçları belirlemelerini istemiş.
Yaşlı babasına temizliğe giderek bakan fakat düşüp yatalak hale geldiği için artık bakamaz hale gelen kadını ve yaşlı babasını belirlemişler.
Derman hazretleri evlerine hergün ihtiyaçlarının götürülmesini istemiş yakındaki bakkaldan, kızılaydan gönderiliyor size denmesini de tembih etmiş yıllarca parasını kendisi ödeyeceği halde.

Bilindiği üzere kendisinin bir evi bile olmamış hayatı boyunca hep yoksullara yardım ettiğinden. Emekli olduğunda Ankara 'da bir otelde ikamet etmişler eşiyle. Orada vefat etmiş.

O yaşlı dedecikle samimi olmuşlar zamanla hastalıkları nedeniyle evlerine gidip geldikçe. Bir gece rüyasında dede , "Çok hastayım yetiş doktor " demiş. Derman hazretleri hemen pelerinini alıp fırlamış. Seher vaktiymiş. Muayene etmek istemiş fakat dede, "Bırak muayeneyi doktor, benim canım taze üzüm istiyor, üzüm bul bana. " demiş. Zemheri ayında nereden bulurum taze üzümü deyince "sen git pazara, bulursun" demiş. Hemen çıkıp gitmiş çaresiz, hava yeni aydınlanıyor, pazar yeni kuruluyormuş. Bir bakmış ki yaşlı bir köylü amca sırtında küfesi "üzüm var üzüm " diye dolaşıyorum. Hemen yanına gidip almış ve merakını yenemeyip sormuş bu mevsimde nasıl taze üzüm olduğunu. Köylü amca "Benim bir kızım var evladım, evlenecek, ona çeyiz almak için, daha çok para etsin diye samanlıkta samanların içinde saklayıp dayandırdım bu zamana " demiş.
Üzümü eve getirip dedeye uzatmış, dede yattığı yerden hafifçe doğrulup mutlu mutlu üzümlerden biraz yemiş ve yeniden yatağına uzanmış. Uzanmasıyla aniden ok gibi yerinden firlaması bir olmuş" Ne zahmet ettiniz ya Rasulallah!!!.. " diyerek. Meğer dedecik gizli Allah dostlarındanmış ve ruhunu teslim almaya Azrail as. ile birlikte sevgili peygamber efendimiz de teşrif etmişler. O andan itibaren küçük fakirhaneyi eşsiz bir gül kokusu kaplamış, günlerce çıkmamış.
Son cümleyi söylerkenki saf bir bebek yüz ifadesini ve yüzünü buruşturarak, ağlayarak anlatışını gördüğüm an büyülenmiş gibi donup kaldım. Dakikalarca yerimden kıpırdayamadım. Hikayeyi dinlememiş, sanki bir filmde görmüş, hatta yaşamıştım adeta. O Gül kokusunu da sanki bir an duymuş ve o andan itibaren de, yeniden kana kana duyma arzusu, hasreti gönlümü yakmaya başlamıştı.
Rab'bimiz Sabri babamızın sohbetinden duyurduğu o güzelim gül kokusunu kana kana duymayı hepimize nasip eylesin. Himmetleri daim üzerimize olsun. Amin Ya Rab'bi!

Adevviye Şeyda Karaslan

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi, ayakta duran insanlar, bitki, ağaç, açık hava ve doğa

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, ayakta, çiçek, bitki, ağaç, açık hava ve doğa

Görüntünün olası içeriği: bitki, ağaç, çiçek, gökyüzü, açık hava ve doğa

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
“”